Al gülüm, ver gülüm!

Abone Ol

Muhalefetin sesini kısmak ve kesmek için Turgut Özal ın bulduğu, dillendirdiği bir formül vardı: "Türkiye de 2.5 medya organı bırakacağım" Aslında Özal ın formülü ve aşısı tuttu Öncelikle, medya dışında türlü sektörlerde faaliyet gösterenler abra kadabra yöntemiyle bu piyasaya daldılar İşleri gazetecilik olan patronlar birer-ikişer bu sektörden uzaklaştırıldı Ve, piyasada her an birbirinin kuyusunu kazmaya hazır, bir açıklarını bulduklarında tetikçi kalemşörlerin tüm kirli çamaşırları ortaya döktüğü, birbiriyle düşman görüntüsü veren medya organlarının cirit attığı bir zemin oluşturuldu. İki büyük grup Bu gruplara ait olan amiral gemiler Gazeteler, televizyonlar Stepne gazeteler Kıraathane gazeteleri Ve, bu grupların dışında faaliyet gösteren, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan diğerleri! Özal, "Piyasada 2.5 medya bırakacağım" demişti ama, AKP iktidarına daha da ballı börekli bir medya zemini düştü. Manzaraya bakarsak, şu anda Türkiye de 1.5 medyalık bir alan oluşmuş durumda.  Malumaliniz, 1 Nisan günü TMSF, Turgay Ciner in kontrolünde bulunan Sabah ve ATV grubundaki 63 şirkete el koydu. Gerekçe acayip: Ciner in bilmem kaç yıllığına haklarını satın aldığı Sabah Grubu nda, TMSF ile yapılan anlaşma öncesinde, Ciner le Dinç Bilgin arasında hileli bir anlaşma yapılmış Bu anlaşma yeni ortaya çıkmış TMSF de, yeni uyanmış ve gruplara el koymuş Yani, şu anda Türkiye de iki büyük medya grubundan biri, devletin kontrolünde "Sabah Grubu, zaten hükümetin sesi ve borazanı gibi yayın politikası yürütüyordu Zaten muhalif damarları yoktu" diyeceksiniz Doğrudur!... Şimdi, öyle bir şeye niyetlenseler de, yapacakları bir şey kalmadı! Sabah Gazetesi nin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, konuyla ilgili kaleme aldığı yazısında, TMSF Başkanı Ertürk ile yaptığı görüşmeyi yazıyor. Diyor ki, "Editoryal bağımsızlık istedik. Başkan bu konuda hiçbir sıkıntı yaşanmayacağını garanti etti" Falan, filan Editoryal bağımsızlıkla, "Bulduğumuz her pozisyona dalarız" demek istiyor Biraz zor dalarsınız!... Aklı başında herkes biliyor ki, artık Sabah, ATV ve çerez gazeteleri, "Suya sabuna dokunmayan, etliye-sütlüye karışmayan, salla başı al maaşı zihniyetiyle hareket edenlerin" medyacılık oynadığı bir grup olmaya mahkumdur. TRT nin durumu neyse, Sabah ın durumu aynıdır! "Yok arkadaş biz gazeteciliğimizi konuştururuz, gerekirse hükümeti bile yerden yere vururuz" Kendimizi kandırmayalım! TMSF özerkmiş Sabah Gazetesi nde editoryal bağımsızlık olacakmış Muhalif damarları kabarınca gazeteci arkadaşlarımız, her konuda ahkam keseceklermiş Kesin de görelim bakalım! Bizim altını çizerek vurgulamak istediğimiz konu ise şu: Sabah ve ATV grubuna el konulmasıyla birlikte, Türkiye de tüm sosyal, ekonomik ve siyaset zeminlerinin kurgulanması işi kendisini öteden beri medyanın amiral gemisi olarak takdim eden gruba kaldı. Bu grubun da patronunun her sektörde cirit atması dolayısıyla devletle sıkı fıkı ilişkileri var Yani, bu işleri dolayısıyla bu grup göbek bağıyla hükümete bağlı durumda. Ne ka ekmek, o ka köfte hesabı Sabah ın satışı ne zaman gerçekleşir Kim satın alır İşi medyacılık olan birisi mi talip olur Bilemiyoruz Ama bildiğimiz bir şey var, bu medya ortamında, bundan böyle kendi yağıyla kavrulmaya çalışan medya organları dışında, iri tirajlı gazetelerimizde hükümet aleyhine fazlaca bir şey çıkmasını sakın beklemeyin Ne diyordu buna eskiler: Al gülüm, ver gülüm! Sen sağ, ben selamet! AKP liler kesin bayram ediyordur!