Al birini vur ötekine!

Abone Ol

İstanbul’da haftalık olarak yayımlanan Siyonist Şalom gazetesinin son sayısında ilginç bir haber…

Haberin başlığı, “ABD Meclisi’ndeki 18 Yahudi asıllı Demokrat'tanTrump'a: Nefretin karşısında ol!”

Ayrıntılar ise şu şekilde;

“Charlottesville›de ölümle sonuçlanan aşırı sağcıların gösterisinden sonra, Temsilciler Meclisi’nden 18 Yahudi asıllı Demokrat, ABD Başkanı Trump'a 'tutarlı ve kesin bir şekilde ırkçılar ve antisemitlerle savaşması' için seslendiler.

Milletvekili Sander Levin'in girişimiyle kaleme alınan ve geçtiğimiz Perşembe günü Başkan Trump’a gönderilen mektupta şu ifadeler yer aldı:

'Virginia eyaletinin Charlottesville şehrinde meydana gelmiş şiddet olayları için 'iki tarafı da' suçlamış olmanızdan dolayı büyük tedirginlik duymaktayız... Söyledikleriniz tarihle ilgili önemli bir yanlış anlamanın olduğunu ve temel bir ahlâk anlayışının eksikliğini gösteriyor. Ülkemizin lideri olarak sizin göreviniz, şiddetle nefret suçu işlemiş olanları meşru kılmak değil, nefretin karşısında durmaktır... Olabilecek en güçlü şekilde sizi tutarlı ve kesin olarak ırkçı ve antisemitlere karşı savaşmaya davet ediyoruz. Bundan daha azını yapmak Cumhuriyetçilerin itibarına ve büyük ulusumuzun ideallerine yakışmaz.'

Temsilciler Meclisi’nde kendini Yahudi olarak tanımlayan 21 Demokrat ve iki Cumhuriyetçi vekil yer alıyor."

***

Haber bu şekilde... Nedendir bilmiyorum, bu haber bana eski ABD Başkanı Bill Clinton’un Beyaz Saray’da yaşadığı zor anları hatırlattı!

Ama asıl “kara mizah”ı es geçmeden…

Eleştirene de, eleştirilene de bakar mısınız?

Bu milletvekilleri keşke benzer bir mektubu Netanyahu'ya da yazsalar ve şu soruları yöneltseler;

* Neden yıllardır Filistin›i işgal altında tutuyorsunuz?

* Neden yıllardır Filistinli çocuk, yaşlı demeden katlediyorsunuz?

Al birini vur ötekine!

MUHAMMET GÜRLÜ VE ARKADAŞLARI…

Saadet Partisi (SP) Üsküdar İlçe Başkanı Muhammet Gürlü ve İlçe Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ali Sarıahmet, ziyarete geldiler. Sohbet ettik…

Muhammet Gürlü ve arkadaşları farklı çalışmalara imza atan bir ekip. Çalışmaları dikkat çekiyor. Şöyle ki;

* “Siftah berekettir, güne başlangıçtır” diyerek bir mektup ve sembolik olarak 1 lira “siftah parası” bulunan 2 bin 500 zarfı Üsküdarlı esnafa dağıtan bu ekip…

* İlçedeki gençlere mektup yazarak farklı bir üslupla gençleri iyiye, güzele, doğruya davet eden bu teşkilat…

* Uyuşturucu belasına karşı çalışmalar yapan yine aynı ekip…

* Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun da iştirak ettiği, 1022 sandık başkanını Çengelköy’de buluşturan yine onlar…

* Dünya Engelliler Günü’nde, Türkan Sabancı Görme Engelliler Ortaokulu Müdürü Cevriye Şen’i makamında ziyaret eden bu teşkilat… Nezaket dolu, içinde “incelik”ler barındıran bir ziyaretti bu…

* Suriyeli çocuk ve yetimlere farklı bir dille yardım toplayan yine bu ekip…

Şimdilerde aynı ekip farklı projelerin ve farklı hayallerin peşinde… Allah (C.C.) hayırlara vesile kılsın, inşallah…

***

Sohbet sırasında Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, son derece çarpıcı bir “gençleştirme” teorisini paylaştı... Merak ettiğinizi biliyorum. Onu da bir başka yazıda sizinle paylaşacağım, inşallah...

YAZIK, ÇOK YAZIK!

“Rahmi, oğlu Akın’ı TBMM’ye biraz da evi oraya yakın olduğu için koymak istedi. Çok uğraştı, olmadı. Kendisiyle milletvekilliğine birlikte başladığı Hikmet Çetin TBMM Başkanı olunca sevindi. Ona bu işi yaptırırım dedi. Mustafa Kalemli’ye Mesut Yılmaz’la söylettiği halde yapmadı Rahmi’nin işini. Ama Kalemli onlarca kişiyi Meclis’e dolduruyordu.

Yıldırım Akbulut TBMM Başkanı olunca Rahmi, ‘Ne yapacağım?’ diye düşünmeye başladı.

Çünkü Yıldırım Akbulut’la tanışmıyordu. Üstelik Cumhuriyet’te çıkan ‘Parlamento Başkanlarımız’ yazısında Akbulut’u da eleştirmişti.

O yine de Akbulut, TBMM Başkanı olduğunda kutlamayı düşündü.

***

Özel Kalem’den ‘kutlama görüşmesi’ istedi.

Rahmi’yi çağırdılar. Başkanın yanına vardığında, orada Akbulut dışında iki kişi daha vardı. Hâl hatırdan sonra Rahmi söze başladı:

- Sizi kutlamaya gelmemin nedeni, başkan seçilince yaptığınız konuşmanın içeriğidir. Başkanı olduğum BM Türk Derneği’nde televizyonda sizi izledim. Konuşmanız çok güzeldi.

Rahmi bu sözlerden sonra zekâsını kullanmaya karar verdi. Yıldırım Akbulut’un kafasında yer etmeliydi ki sonraki gelişinde rahat anımsasın. Onun için Yıldırım Akbulut’a bir iğne batırmalıydı ki kendisini unutmasın.

- Yalnız konuşmanızda çok önemli bir eksiklik buldum.

Akbulut bunun üzerine;

- Merak ettim. Neyi eksik buldunuz, deyince Rahmi taşı gediğine koydu.

- Bu Meclis’in kurucusu, şu oturduğunuz koltuğun ilk oturanı ulusal başkahraman Atatürk’ün adını ağzınıza hiç almadınız. Ne olurdu onu saygıyla ansaydınız!

***

Rahmi teşekkür etti, başarı diledi ve ayrıldı. Akbulut birkaç gün sonra TBMM Başkanı olarak Atatürk’e övgüler dizdi.

Daha sonraları Rahmi, Akbulut’a gidip çocuğunu işe almasını söyledi. Dördüncü gidişinde bu işi yaptı Akbulut.

Rahmi, yaşamında bir tek Yıldırım Akbulut’a gönül borcu duyar...”

***

Yukarıdaki satırlar, 1977-1980 arasında milletvekilliği yapan CHP’li Rahmi Kumaş’a ait.

Anılarını kaleme aldı, Rahmi bey. Kitabın adı, “Dik Yürüyen Adam”.

Oğlunun TBMM’de işe alınması için nasıl torpil yaptırdığını da anlatıyor, anılarında… Kibarca… Babası Rahmi Kumaş›ın tavassutu ile işe alınan Akın Kumaş›ın halen TBMM Kütüphanesi›nde memur olarak görev yaptığını belirtelim.

Rahmi Kumaş’ın 486 sayfalık anılarında dikkatimi çeken ise, 1977-1980 arasında sadece CHP ve Adalet Partisi’nden (AP) söz etmesi…

Oysa Milli Görüş Lideri, Milli Selamet Partisi (MSP) Genel Başkanı olarak Prof. Dr. Necmettin Erbakan o yıllarda Meclis Genel Kurulu’nu icraatları ve konuşmaları ile gümbür gümbür sallıyor ve inletiyordu…

Rahmi Kumaş’ın tüm bu faaliyetlerden tek bir satır bile söz etmemesi ilginç…

Sadece ilginç mi?

“Dik yürümek” böyle ise… Yazık, çok yazık…