Meral Akşener’in başarılı olup olmayacağı en çok merak edilen konular arasında. Erdoğan’ın, hatta ülkenin geleceğini bu meseleye bağlayanlar var.
Bu konuyu değerlendireceğiz. Ancak, hemen şunu ifade edelim ki; bizim jenerasyon liderle çalıştı; onun için, bizleri, parti genel başkanları kesmez.
Sözü, Erbakan Hocamıza getirmek istiyorum. O, gerçek anlamda bir liderdi. “Bana ne Amerika’dan” diyebilen, Türkiye siyasi tarihinde başka biri varsa, buyurun konuşalım. Bunun gibi; efendim, falanca da parti kuruyormuş, kurabilir, tamamı boş iş...
Meral Akşener’in de, bu günlerde parti kurmak için, yoğun bir mesai harcadığını duymayan kalmamıştır. Uzunca bir süreden beri bu yolda olduğunu “sağır sultan” bile duydu. Peşinen söyleyelim; o da boşuna uğraşıyor, bundan sonra bu yola girecek olanlar da...
Durum tam bir kurtlar sofrası. Mevcut iktidarda gelecek görmeyenler, bu defa oraya doluşur; iş yapmak veya aday olmak için. Hepsi bu kadar. Meral Hanım’ın bundan haberi olur veya olmaz, işin o kısmı ayrı bir mesele.
Tabii, sade vatandaş da “orayı boş bırakmamak lazım” niyeti veya farklı düşüncelerle menüye sos görevi için orada konumlanabilir. Fakat herkes şunu bilmelidirler ki; değişen hiçbir şey olmaz; çok affedersiniz, kaba bir söz var ya:
“Sen eşek olduktan sonra, semer vuran çok olur” diye.
İşte, bütün mesele kişinin kendisini konumlandırması meselesi. Bu, herkes için geçerlidir; kişinin, işin başında veya sonunda olması durumu değiştirmez.
Meral Hanım bu işi başarabilir mi?
Ne var bunda, ABD ve İsrail’le iş tuttuktan sonra, tabiî ki başarılı olur, diye peşin hükümlü olmamak lazım. İşbirlikçilik de bir beceri ister. Öyle, her önüne gelen, bu yola giren herkes başarılı olacak diye bir şey yok. Bu işe heves eden veya arkadan itilen herkes, başarılı olsa idi, İslam âlemi ve Türkiye, işbirlikçiler çöplüğüne dönmezdi.
Belki, en son söylenmesi gerekeni biz şimdi söyleyelim:
Meral Hanım! Tuttuğun yol, yol değildir. Henüz işin sonuna varmadan dön bu yoldan.
Neden mi, bu çağrıyı yapıyoruz?
Onu da söyleyelim:
Meral Akşener isminin çok önemli olduğunu düşünüyoruz; o, Refah-Yol’un İçişleri Bakanı’ydı. Cuntanın karşısında eğilmedi, dik durdu. O meşum günlerle ilgili, hatıralarda iyi şeyler bırakmıştı. O güzellikler heba olmasın istiyoruz.
“Kim ne derse desin, bu coğrafyada işler böyle yürüyor, dış destek olmadan hedefe ulaşmak imkânsız” diye bir düşünceye sahip olmak, olsa olsa; acizliğin, çaresizliğin, teslimiyetçiliğin ve işbirlikçiliğin ta kendisi olur.
Meral Hanım’ın -şayet yola devam ederse- başarılı olup olmayacağını bilemeyiz. Ancak, günümüze kadar uygulanmakta olan projenin başarılı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.