AKP’nin yürüttüğü soygun düzeni

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah, halkı zalim bir ülkeye adil yönetici vermez. Siz nasıl iseniz öyle idare olunursunuz. “İslamsız saadet olmaz” esasını bütün insanlığın ve Müslüman toplumların bilmesi gerekir. Yeryüzünde yaşanılan bütün bunalımların temelinde, din ve düzen olarak İslam’dan kopuş vardır. Türkiye’de AK Parti iktidarı döneminde yaşanan ahlaki ve manevi tahribatın, ekonomik yıkımın ve diş politika faciasının temelinde de bu kopuş bulunur. Yürütülen soygun düzeninin adı faizci kapitalizmdir. AK Parti, ırkçı emperyalizmin finans kapitalizminin rant ekonomisini yürütüyor. Diğer bir ifade ile AK Parti, yani Sayın Erdoğan ve iktidarı adil bir ekonomik düzeni yürütmüyor. AKP’nin esas aldığı faizci kapitalizm ile millet sadece eziliyor, fakirleşiyor ve Siyonizm’in kölesi haline getiriliyor. Yürütülen rant ekonomisi ile AKP iktidarı, milleti nasıl eziyor? Bunun bilinmesinde fayda vardır

AKP GERÇEĞİ

Tek kişilik Erdoğan hükümetinde maliye bakanı olarak görev yapan Sayın Şimşek; “bu iş düzelecek” diyor. Bizde deriz ki; “görünen köy kılavuz istemez”, çünkü zulüm düzeni ile refaha ulaşmak imkânı olmaz. AK Parti’nin yürüttüğü faizci kapitalizmin gerçeği şudur.

1. Vergi, faiz, düşük ücret ve düşük taban fiyatları vasıtasıyla, halkın sahip olduğu bütün imkânları elinden almak. 2. Kur, faiz oranları ve enflasyon politikaları vasıtasıyla, halkın imkânlarını iç ve dış sermaye gruplarına aktarılmak. Bütçeyi “Denk Bütçe” esasına göre değil, açık verecek şekilde yapmak ve öngörülen bütçe açığını da yüksek faizli borçlanma ile karşılanmak. 3. Kamu kesimi borçlanma gereğini en üst düzeyde tutmak ve bunu yüksek reel faizli iç ve dış borçlanmalarla karşılamak suretiyle, halkın ve devletin imkânlarını rantiye grubuna aktarmak. 4. Yirmi üç yıldır uygulanan israf ekonomisi sonucu, milli üretim azalmış, ihracat ise arzulanan miktarda artmamış, bu durumda dış ticaret açığı büyümüştür. Bunun sonucu olarak da büyük bir cari açık ortaya çıkmaktadır. 5. Giderek büyüyen cari açığın sıcak para ile karşılanması neticesinde, ekonomi dış müdahalelere açık hale gelmiş ve sürekli kriz halinde kalınmaktadır. İç ve dış borçların sürekli artmasıyla ülke kaynakları faize akmaktadır.

6. Artan işsizlik, ücretlerin azalmasına sebep olmakta, işsizlik ve düşük ücretli kayıt dışı istihdam sonucunda gelir dağılımı adaletsizliği tahammül boyutlarını zorlar duruma gelmiş ve halk açlığa mahkûm edilmiştir. 7. Özelleştirme adı altında, milletin tasarrufları ile oluşturulmuş milli kuruluşlar şaibeli bir şekilde satılmış, bunun neticesinde ülke ekonomisinin bel kemiği durumundaki tesisler, güvenlik ve savunmamızla ilgili sektörler, topyekûn küresel sermayenin eline teslim edilmiştir. İşte AKP’nin, yani Sayın Erdoğan’ın ve bakanı Sayın Şimşek’in ülkeyi getirdikleri halin özeti budur. Faiz, haksız vergiler ve israf, yürütülen soygun düzenin üç özelliğidir. Halkın refahı; insanların ihtiyaçlarının kolay ve bol bir şekilde karşılanması ile sağlanır. Bu ise ekonomik gelişmişlikle mümkündür. Ekonomik gelişmişliğin göstergesi ise üretimdir. AKP iktidarı döneminde Türkiye; üretmeyen ve fakat tüketen bir ülke haline getirilmiştir. Bu durum Milli Görüş’ten ayrılmanın tabii bir sonucudur.

FAİZCİ DÜZEN

Ey AKP; faizci düzeni yürütmek, Allah ve Resulü ile savaşmaktır. Allah ve Resulü ile savaşarak, hiçbir şey düzeltilemez. İnsanların mallarını haksız vergiler ile elinden alıp devlete gelir temin etmek zulümdür. Allah ise, zalimleri sevmez. İsraf haramdır. Haram olan şeyleri terk etmedikçe, adalet ve refah sağlanamaz. Zenginlerin, sermaye sahiplerinin vergileri affedip, vatandaşın vergilerini artırmak haksızlıktır. Sayın Şimşek’e ve ipini elinde bulunduranlara telkinimiz, Kur’an’ın iktisadı ve üretimle ilgili emir yasaklarını okumalarıdır. Dünya hayatı, yöneten ve yönetilenler bakımından bir imtihandır. Bu imtihanın hesabı, ahirette hesap gününde Allah’a verilecektir. Akıllılık, bunu düşünerek vaziyet almaktır. Adil Düzene geçmeden ülkede maddi ve manevi hiçbir sıkıntıyı çözmek mümkün olmaz. Ha bunu bir görün gayrı…

ÇARE

Çare; yaşanan ekonomik felaketi önlemek için Adil Ekonomik Düzen’e geçmek gerekir.

Bu işbirlikçilikle değil Milli Görüş’le olur. Milli Görüş; Adil Ekonomi’yi esas almaktır, işbirlikçilik ise Faiz Ekonomisi’nde ısrar etmektir. Milli Görüş; “Türkiye’nin Bütünüyle Kalkınmasını” esas almaktır, işbirlikçilik ise çoğunlukla, küçük bir azınlık olan, Rantiye Gurubu’nun kalkınmasını öncelemektir. Milli Görüş; Adil Bölüşüm ve “Herkese Refah”ı esas almak, işbirlikçilik ise çoğunlukla Rantiyenin Refahını gaye edinmektir. Çare Milli Görüş, Adil Ekonomik Düzen’e geçmektir. Çünkü Milli Görüş; Önce Ahlâk ve Maneviyat prensibine bütün yönleri ile uygulamada itibar eder. Ekonomik faaliyetleri serbest piyasa kurallarına göre yürütür. Vergi sistemini bütünüyle elden geçirir ve verginin âdil ve haklı olması sağlar. Doğal kaynakları harekete geçirir. Ekonomiyi dış müdahalelerden korur. Denk bütçe yaparak kamunun borçlanma ihtiyacını ortadan kaldırır. Halkın alım gücünü arttırır, iç ticareti canlandırır, bu sayede ekonominin büyümesini sağlar. İsrafı önler, üretimi artırır. Özelleştirme adı altında yapılan yabancı ve yerli tekellere peşkeş çekmeyi durdurur, oluşmuş tekelleşmeleri rekabete açar. Milli Görüş’ün hareket noktası, şefkat ve sevgidir; amacı, öncelikle ülkemizin bütün evlatları olmak üzere tüm insanlığın saadetidir. Buhrandan kurtulmanın yolu her alanda şuurlu bir devlet politikası ile mümkündür. Bu ancak Milli Görüşiktidarı ile gerçekleşecektir. İktidara gelmek ve zafere ulaşmak için, bütün Milli Görüşçülerin canla başla çalışmaları şarttır. Zafer; haklı bir zihniyetin, doğru bir metodun ışık tuttuğu, adil bir siyasetin öncelendiği, üstün bir stratejinin benimsendiği ve ehil bir kadronun yönettiği, Milli Görüş iktidarıyla mümkündür. Selam hidayete tabi olanlara…