AKPnin marka (!) şehirleri

Abone Ol

AKP’NİN tam sayfa olarak gazetelere verdiği “Yerelden Evrensele Marka Şehirler” başlıklı ilânını gördünüz mü “Marka Şehirler İçin daima İleri” şeklinde biten açıklamanın ilk paragrafı şöyle: “1994’te belediyecilikte büyük dönüşümü başlattık. Belediyeyi hizmet kapısı haline getirdik.”

Bu iki cümlede kaç tane eksik veya yanlış bilgi olduğunu fark ettiniz mi

Önce, “marka” kavramı ilk defa 1989 - 1999 arasında şahit olduğumuz Millî Görüş Belediyeciliği için kullanıldı. Bu sonuçta asıl tılsım “Millî Görüş Çalışma Modeli”nin uygulanmasıydı.

AKP’de, “Belediyecilikte büyük dönüşüm”ün 1994’te başladığı ifade ediliyor. Daha o dönemde AKP diye bir parti olmadığına göre, bundan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Refah Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yaptığı icraatlar ve örnek belediyecilik hizmetlerinin kastedildiği anlaşılıyor.

Sayın Başbakan’ın her olayı seçim yatırımına dönüştürme, halka mesaj gönderme, tribünlere oynama özelliğini hepimiz biliyoruz. 1994’teki belediye başkanlığını da bu amaçla kullanmak istediği açık. Halkımız, önce Sayın Erdoğan’ın o dönemdeki hasbîlik ve fedakârlığına; sonra da AKP’yi kurduktan sonraki ihtiraslı ve menfaatçi tutumuna bakarak sağlıklı değerlendirme yapabileceğine inanıyorum. O günleri görme fırsatı bulamayanlar, Sayın Erdoğan’ın o günkü konuşmalarından sosyal medyaya yansımış olanları dinlesinler. O zaman bugünkü Erdoğan arasındaki üslûp ve söylem farkını yakından göreceklerdir, düşüncesindeyim.

TILSIM MİLLİ GÖRÜŞ MODELİNDE

Millî Görüş Çalışma Modeli’ne uygun belediyecilik hizmetleri 1989’da başladı. Sayın Erdoğan daha o zaman belediye başkanı değildi. Erbakan Hoca’nın Fehim Adak öncülüğündeki bir teknik heyete hazırlattığı bu belediyecilik modeli, ilk defa 1989’da Refah Partisi’nin Konya, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Van ve Sivas illerindeki belediye başkanlıklarını kazanmasıyla birlikte uygulanmaya başlandı.

Refah Partisi’nin bu 5 ilde insan merkezli olarak yaptığı efsanevî belediyecilik hizmetleri  yalnız Türkiye’de değil, dünyada belediyecilik hizmeti ile meşgul olan herkesin ilgisini çekti. Bu illerin belediye başkanları ödül üstüne ödül aldılar. Oluşturulmak istenen aleyhte propagandalara rağmen, Türkiye halkı yapılanları yakından gördü, “İşte benim istediğim belediyecilik hizmeti bu!” diyerek, 1994 Yerel Seçimleri’nde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere, nüfusumuzun yaşadığı yerlerin yüzde 65’indeki belediyeleri Refah Partisi’ne emanet etti.

Sayın Erdoğan şunu unutmasın ki, 1994’te kazandığı belediye başkanlığında, Millî Görüşçü söz konusu 5 belediyenin marka haline gelmiş efsanevî hizmetlerinin rüzgârı vardır. Sayın Erdoğan’ın kişisel beceri ve gayretinin de payı inkâr edilemez, ama başarıyı yalnız buna bağlamak eksik değerlendirme olur.

Sonra, Sayın Erdoğan İstanbul’da kendi belediyecilik anlayışını değil; Millî Görüş belediyecilik Modeli’ni uygulamıştır. Erbakan Hoca’nın, bu modelin uygulanması konusunda, Refahlı belediyeleri günlük takibe alarak bu konuya ne büyük hassasiyet gösterdiğini en iyi bilenlerden biri de Sayın Erdoğan’dır. Belediyecilikte “dönüşüm” ve “marka olma” konusunda değerlendirme yapılacaksa, bu hak “Millî Görüş Belediyeciliği”ne aittir.

KİRLİ İŞLER MARKA OLUR MU

Bugün, AKP’nin gerek merkezî yönetimde, gerekse belediyelerde hangi özelliği ile öne çıktığı ortada değil mi 2009’dan bu yana Hükümet’in İçişleri Bakanlığı tarafından rüşvet, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma gerekçesiyle 1522 belediyeye soruşturma açılmıştır. Bunlardan 600’ü AKP’li belediyelerdir. Bu kirliliği, 3 aydır hiçbir hukukî takibat, kanunî işlem yapılmadığı halde, durmadan “Paralel devlet yapısı var” ithamlarıyla bağırıp çağırarak örtemezsiniz. Ortada çok önemli bir suç varsa yargıyı niçin göreve davet etmiyorsunuz

Millî Görüş Belediyeciliği’nde, halkın da katılımcığı sağlanarak ortaya çıkan şeffaflıkla, rüşvet ve yolsuzluğun önü tıkanmıştır. Bunun en bâriz uygulaması, belediyenin görünen bir yerine, “Rüşvet alan da, veren de mel’ûndur” levhasının asılmasıdır. Seçtiklerini Denetle (SEDE), Beyaz Masa, Halk Meclisleri uygulamalarıyla şeffaflık ve açıklık pekiştirilmiştir.

AKP’li belediyeler bu levhaları niçin asmadılar, dersiniz. Daha Fazilet Partisi döneminde niyeti bozan bazı başkanlar bu levhaları kaldırmaya başlamışlardı. Sayın Erdoğan çok iyi bilir. Millî Görüşçü belediyeler için irtica vb. pek çok karalama yapılmıştır, ama hiç kimse rüşvet ve yolsuzluk suçlamasında bulunamamıştır. Çünkü halk da icraatın içindeydi ve olup biteni yakından görmekteydi.

Keşke, hem merkezî yönetimde, hem de yerel yönetimlerde görev yapan tüm kardeşlerimiz, Allah rızası için, hak ve adalet üzere hizmet etseler de, hiçbir gölgenin bulunmadığı bir zamanda Allah’ın arşının gölgesinde olsalar. Hiç kimsenin yanlışlığı bizi mutlu etmez, herkesin iyiliğini isteriz. Yöneticilerimizden hem seçimin şeklini, hem de bütün hizmetlerini hak ve adaletle yapmalarını diliyorum. Unutmayalım ki; “Adalet mülkün temelidir.” Adalet olsun ki, yetimlerin, garibanların, çaresizlerin yüzü gülsün!