AKP'nin Anayasa ile imtihanı

Abone Ol

AKP, 22 Temmuz seçimlerinden sonra yeni bir Anayasa hazırlığına girişti. "Sivil bir Anayasa" olacağı söylenen bu çalışmanın, ne derece sivil, Türkiye ve dünya gerçekleriyle örtüşen bir özellik taşıyacağı konusundaki kamuoyu endişeleri giderilebilmiş değil. Türkiye halkının talepleri ile ilgili ciddi bir araştırma yapılmadan hazırlanan bir Anayasa nın ülke ihtiyaçlarını hangi oranda karşılayacağı bilinmiyor.

AKP, kurulduğundan beri "İlla da Avrupa Birliği" deyip duruyor. AB yetkililerinin her fırsatta Türkiye yi küçümseyen tavırları bile AKP nin tek taraflı kara sevdasını azaltabilmiş değil. Son beş senedir TBMM nin en çok mesai harcadığı konu "Avrupa Birliği Uyum Yasaları" çıkarmak. Bütün bu gelişmeler Türkiye sevdalılarını şu endişeye sürüklüyor: "Yoksa Avrupa Birliği nin isteği doğrultusunda bir Anayasa  mı hazırlanacak "

Okullarda din dersi eğitiminin "isteğe bağlı" olması konusunda yazılıp çizilenler bu endişemizi artırıyor. Dininden bu derece kaçan ikinci bir toplum var mıdır, bilmiyorum. İnsan ve toplum hayatını birinci derecede etkileyen din gerçeğine nasıl olur da bu derecede ilgisiz kalınabilir

O kadar özendiğiniz Avrupa ya bir bakınız! Bu ülkelerde din, toplum üzerinde en belirleyici unsur durumundadır. Kiliseler, her yerleşim yerine hakim bir noktadadır. Okullarda okutulan hiçbir ders kilisenin değerleri ile kesinlikle çatışmaz. Okullar, öğretime papazların ayin ve dualarıyla başlar. Din eğitimi, kilise ve papazların kontrol ve denetimi altındadır. Din aleyhinde bir söz edenin dünyasını başına yıkarlar. Noel, Paskalya, Ostern gibi bayramlar hep dinî kaynaklıdır.

Her bayram, konu olarak okulların gündemine oturmuştur. Okullar bir ay civarında bilgilendirme, resimleme, film, broşür gibi görsel ve işitsel yöntemlerle bu bayramları konu edinirler. Dinine bağlı her Avrupalı hedefini iyi belirlemiş sayılır. Avrupa nın hedefleri, Hıristiyanlığın gösterdiği hedeflerdir.

Bir de bizdeki garip uygulamalara göz atın! Okullarımızdaki din ile ilgili dersin adı "Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi...". Sanki, öğrenciler dinler konusunda genel bir kültüre sahip olsunlar ve sakın olaki dinlerini yaşamasınlar anlayışı ile hazırlanmış. İslâm Dini ni anlatması gereken bu kitaplarda pekçok Avrupai hayat tarzını hatırlatan resimlere şahit olabilirsiniz; fakat, abdest alan, namaz kılan, dua eden bir insan resmi göremezsiniz. İslâm ın yaşanmasından böylesine korkulmasının sebebi nedir dersiniz

Sosyal hayata yansıtılmak istenen de bundan farklı değil. Dinler Bahçesi, Medeniyetler İttifakı, Dinlerarası Diyalog gibi gerekçelere sığınarak Antalya-Belek, Hatay, Şanlıurfa gibi illerde Sinagog, Kilise ve Cami nin bir arada sembolize edildiği mekânlar oluşturuldu. Şimdi de yapılması planlanan bazı çarşılarda cami, kilise, sinagog gibi ibadet yerlerinin birlikte bulunacağı basına yansıdı. Hiç kimse kalkıp "Ne oluyoruz " diye sormuyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Siz, kendi dininizden istediğiniz kadar taviz verin, aşağılık kompleksi içine girin; onlar dinlerinden zerre kadar taviz vermek niyetinde görünmüyorlar. Kaldı ki, ilâhi kaynaklı olan İslâm dini konusunda hiç kimsenin taviz verme yetkisi de yok.

Sayın Başbakan bu ve benzeri eleştiriler karşısında güya kahramanca (!) şöyle diyor: "Dininden emin olmayanlar bu endişelere kapılır." Sayın Başbakan şunu iyi bilsin ki, Müslümanlar dinlerinin doğruluğundan emin ve bu konuda hiç ama hiç şüpheleri yok.

Müslüman halkın endişesi, genç nesillerin İslâm dinini iyi öğrenememesi yüzünden. Geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrularımızın İslâm dininin gerçeklerinden mahrum yetiştirilmesinden.

Şimdi AKP, hazırlanmakta olan Anayasa ile imtihan olmaktadır. Halkın beklentisi, bu Anayasa nın Türkiye ve dünya gerçeklerini dikkate alması. Avrupa da nasıl her öğrenci zorunlu olarak dinini öğreniyorsa, Türkiye deki çocuklarımızın da İslâm dininden mahrum bırakılmaması. Din derslerine muhteva kazandırmayan, din eğitimini isteğe bağlı hale getiren bir Anayasa, kesinlikle Türkiye gerçekleriyle örtüşmüyor demektir. Bu durum, kafayı kuma gömüp dünya gerçeklerine ilgisiz kalmaktan başka bir anlam taşımaz.

Sivil bir Anayasa  hazırlanırken hukukçular, ilim adamları, akademisyenler, siyasi partiler, Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin kesinlikle dikkate alınması zorunluluğu vardır.