Gazetede 6 arkadaş sohbet ediyoruz. Çeşitli konuları konuşurken söz dönüp dolaşıp son günlerde bazı isimlerin yaptığı açıklamalara geldi. Özellikle de Demirel , Kemal Gürüz ve CHP Genel Başkanı Baykal ın açıklamalarına dikkat çeken bir arkadaş "AKP halkın gözünde sürekli puan kaybediyor. Öylesine puan kaybediyor ki silkelesen düşecek durumda. Ancak, Demirel, Baykal, Gürüz, Teziç yaptıkları açıklamalarla AKP yi kendi tabanında aklıyor ve yeniden AKP ye sahip çıkmaya itiyor" şeklinde olaya bir bakış açısı getiriyor.
Birlikte olduğumuz arkadaşlar bu yorumda birleşiyor.
Aslında yorumda birleşmek ya da birleşmemek fazlaca önemli değil. Çünkü, belli bir olaya farklı yorumlar getirilebilir. Önemli olan niçin AKP iktidarı muhaliflerinin tavrı sebebiyle varlığını kuruyor oluşudur. Bu sorunun cevabı AKP nin 4 yıla yaklaşan iktidarında seçim meydanlarında verdiği sözleri tutmamış olmasıdır. Eğer AKP millete verdiği sözleri tutmuş olsaydı sanıyorum tabanının kayması gündeme gelmeyecekti.
Aslında AKP nin tabanını kaybetmesi ve bunun sebepleri bizden çok AKP lileri ilgilendirmekle birlikte AKP karşıtı AKP lilerin tavrının üzerinde durulması gerekiyor. Tabii ki gerçek anlamda AKP li değil sözünü ettiğimiz kişiler. Ancak, millete rağmen millet için bir takım projeler üretip bu projelerin topluma dikte ettirilmesi söz konusu olduğu için milletin tepkisini çekiyor, böyle olduğu için de gerçek anlamda AKP ye karşı olmalarına rağmen açıklamaları ve tutumları ile AKP ye hizmet ediyor oldukları için kendilerini "AKP karşıtı AKP liler" şeklinde bir nitelendirme yanlış olmasa gerek.
Gerçi bazı arkadaşlar sözünü ettiğimiz gelişmeleri AKP yi ayakta tutmak için bazı çevreler tarafından uygulanan bir strateji olarak nitelendirseler de bu değerlendirmeye katılmanın yanlış olacağını düşünüyorum. Ancak olaya niyetlere dayanan yorum getirmekten çok neticelere baktığımızda yukarıdaki nitelendirme yanlış olmasa gerek. İşin şakası bir yana bu ülkede işler hep tersinden işlediği için toplum işin gerçeğini öğrenmekte zorluk çekiyor. Özellikle de medyanın kamuoyunu yönlendirmeye dönük yayınları çoğu zaman toplumun işin gerçeğini öğrenmesine engel oluyor. Zaman zaman oluşturulan sahte kahramanlar millet nazarında ümid haline getirilip takdim ediliyor ve toplumda ister istemez etkilenme sonucu sandık başında bir partiye yöneliyor. Çok geçmeden yanıldığını anlasa da en azından bir dönem için iş işten geçmiş oluyor. Medyanın asli işlevi kafa karıştırmak olunca toplumda sağlıklı bir tartışma zemini oluşmuyor. Toplum mühendisleri de rahatlıkla istedikleri sonucu alabiliyorlar. İstenen sonucun alınması için de çoğu zaman sağ gösterip sol vurmak stratejinin esasını oluşturuyor.
Söz gelimi bir bakıyorsunuz bilmem hangi araştırma merkezinin yaptırdığı bir araştırmanın sonuçları medyaya yansıyor. Öyle bir anket sonucu ortaya çıkıyor ki, Sezer in yeniden Cumhurbaşkanı olmasını isteyenlerin oranı yüzde 22 de kalırken atılan başlığa bakıyorsunuz, ikinci sıradaki isimle mukayese edilmiş ve Sezer in en yakınına yüzde 10 fark attığı ileri sürülmüş. Peki yüzde 22 lik bir sonuç söz konusu kişiyi Cumhurbaşkanı yapmaya yeter mi Kaldı ki aynı çevreler bir başka gün de yüzde 34 lük bir oy almış partinin Cumhurbaşkanını seçmesinin doğru olmayacağını ileri sürebiliyorlar.
Böyle bir ortamda kim kimin yanında kestirmek gerçekten zor oluyor.