Aklınız başınıza yeni mi geldi?

Abone Ol

Şimdiye kadar müdahale edilmemesi, ceza verilmemesi, kulağının çekilmemesi bir hataydı zaten. Televizyon ekranlarında deyim yerindeyse, “Kirli bir kumar oyununun” daniskası yayınlanıyor, izleyicilerin bu oyunun bir parçası olabilmek için empati kurmaları bekleniyor, bu işin içinde olabilmenin maliyet hesapları yapılıyor, RTÜK ise uyumakla meşguldü. Hangi programdan bahsediyoruz Kanal D ekranlarında yayınlanan Şans Kapıda adlı programdan. Programın sunucusu sokaktan rast gele çevirdiği bir ailenin evine konuk olarak, farklı soruları soruyor. Her soruda ev sahibinden evde bulunan bir eşyanın riske edilmesi bekleniyor. Eğer sorular bilinirse, hem para ödülü, hem de yeni eşyalar kazanılması söz konusu. Sorular bilinmezse, ev sahibinin riske ettiği tüm eşyalar elinden alınıyor. Kısacası, yarışma programı formatı altında ekranlarda bir kumar oyununun reytingi damıtılmış oluyor. Yapılan yanlışlığın, kirli oyunun ve reyting hamlesinin en sonunda farkına varan RTÜK, zihinleri bulandırmaya, kafaları kurcalamaya yönelik Şans Kapıda adlı yarışma programını “Kumara özendirdiği” gerekçesiyle cezalandırdı. Yapılan açıklamaya göre, “RTÜK üyeleri, insanların yarışmaya katılmadan öncekinden daha kötü duruma düşürüldüğünü, olayın yarışmadan çıkıp kumar sınırlarına girdiğini belirterek oybirliğiyle ceza verilmesini kararlaştırdı. Cezanın, Yayın Hizmet ilkeleri’ndeki Alkol, tütün ürünleri ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımı ile kumar oynamayı özendirici nitelikte olamaz’ hükmüne göre verildiğinin altı çizildi” ifadeleri kullanıldı.

Ben sana hediye vereceğim, ama senin de bir eşyanı alırım… Ben sana para vereceğim, ama senin de bir eşyanı riske etmen gerekiyor. Programın formatındaki bu tersliğin, aslında yarışmanın adına yansıtılması icap ediyordu. Kısacası, kaybetmeyi göze alanın riske girebildiği bir türbülans.

Bu program aylardır Kanal D ekranlarında yayınlanıyor. Şu ana kadar onlarca aile “Size hediye vereceğiz” oltasıyla risk bataklığına saplandı. Hediyeler kazanıldığında iyiydi, ama zor sorular sonrasında riske ettiği için evlerindeki eşyalardan olan ailelerin kederli halleri gerçekten kötü bir ambians sergiliyordu.

Radyo Televizyon Üst Kurulu, aslında programa sadece ceza vererek yanlış yapıyor. Bu programın tamamen yayından kaldırılmasına yönelik bir ceza sisteminin oturtulması ve “Biz de kazanalım, biz de evimizde böyle bir yarışma yapılmasına müsaade ederiz” zihniyetindeki insanların algılarının değiştirilmesi gerekiyor.

Orijinal format… Türk televizyonlarındaki en büyük sıkıntı budur. Ekranlarda yayınlanan birçok televizyon programının formatı, Batılı program ajansları tarafından üretilmiş ve bir virüs gibi dünyaya dağıtılmıştır. Yerel değerlerimize uyar mı Aile yapımıza zarar verir mi İçinde kumar oynamaya teşvik edici zararlı unsurlar bulunur mu Örfümüze ananemize ters mi

Ekranları işgal eden programların öncelikle bazı kaygılarının olması, kendi özelimize ve yerelimize ait değerlerimize uygun olup olmamasının hassas bir terazide tartılması gerekir.

Fakat, “eğlence”yi esas alan televizyonlarımızdaki programcılık anlayışı, insanlarımızı reyting bataklığına sürükleyerek, kendi arzuladıkları bir kişilik ve prototip oluşturabilmek için örümcek ağlarını örüyor.

Hakkı, hakkaniyeti, güzelliği, doğruluğu, iyiliği esas alan bir programcılık performansını bu mantıkla ve zihniyetle sonsuza kadar görebileceğimiz de yok!