Çevremizde aklını yitiren fertler vardır. Yani deliler.
Delilerin bazıları akıldan yoksundur bazıları da tamamen akılsızdırlar.
Delilere bazen güler bazen de vah çekeriz. Güleriz çünkü onların yaptıkları
davranışlar olağan dışıdır. Genellikle ne yaptıklarının farkında olmazlar. Bu
olağan dışılık bize komik de gelmektedir. Akıllı olduğu halde deli dolu olarak
nitelenen fertler de bazen gülünç gelebilir.
Kontrolsüz davranışlar farklı duygular uyandırır.
Heyecan, korku ve kahkahanın birbirine karışması bu davranışların birer parçası
konumundadır. Ne yaptığını bilmeyen aklı başında olmayan bir çocuk veya çok
yaşlı birinin unutkanlığa aklını yitirenlerin durumuna benzer ama her iki
durumda olanlar genellikle zararsızdırlar. Aklını yiten bir kısım insanlar da zararsızdırlar.
Ama çoğunlukla da zararlıdırlar. Ne yapacakları belli olmaz. Aile fertleri
aklını yitirenleri ya kontrol altına almaya çalışırlar ya da kanuni yollarla
bir çözüm bulurlar. Bunu daima denerler. Çünkü deli bir insan çevresine zarar
verebilir. Bunun da dışında o kişilerin yakınlarını zor durumda bırakabilirler.
Her halükarda deliler toplumun arızalı fertleridirler. Ve
muhakkak suretlerle ıslahları gerekir.
Rehabilite edilmeleri elzemdir.
Ölüsü olan bir gün delisi olan her gün ağlar. Bu söze ne
denebilir ki!
Son yıllarda bu ahvaldeki ruhsal ve bedensel fertlerin
ıslahına karşı büyük bir alâka vardır!.. Ancak bu alâkada şu kör olasıca
paranın da mutlak bir suretle sıcak yüzü de vardır.
Her neyse.
Bu delilik başa beladır.
Toplumun kanayan yarasıdır.
Allah insanlara şifalar versin.
Kaybetme, yitirme birçok elzem olan şeyler gibi önemli,
çok önemlidir. Çünkü çevredekileri mutlak surette ilgilendirmekte ve
etkilemektedir. Fakat toplum olarak çevremizdekilerin aklını kaybetmelerine
üzüldüğümüz kadar bazı şeylere veya bir kısım şeylere o denli üzülmeyiz. Mesela
tolumu ilgilendiren bir kültür meselesini o kadar da kendimize dert edinmeyiz.
Bu durum tuhaftır. Vahimdir. Kendi geçmişine, kültürüne
sahip çıkmayış feci bir şeydir. Çünkü kültür ifade ettiği mana kadar insanlarda
uyandırdığı etki daha da farklıdır. Dolayısıyla herkes kültürlü olmaya çalışır.
Ancak kültürlü olmak isterken de çelişkileri yaşar. Bir arpa yol alınmaz.
Nedeni de küreselleşen dünyada kapitalist sistemin insan üzerindeki baskısı ve
egemenliğidir.
Çağımızda parasal durum- güç çok şeyden önemli ve
önceliklidir. İnsanlar birçok alanda parasal bir varlığa kavuşabilmek için
mücadele ediyor. Rekabet bu bakımdan kıyasıyadır.
Her şey para için!!!
Bu bakımdan bütün değerlerin canı cehennemedir!
Aklın yitirilmesi ne ise kültürün kaybedilmesi de odur!
Bu bakımdan fazla okumayan, araştırmayan, incelemeyen bir
toplum haline geldik. Rivayet, dedikodu ve algıyla yürüyen toplumların akıbeti
fecidir. Ne geçmişine bakar ne de geleceğine. Ülke üzerinde oynanan oyunların
farkında olmazlar. Kendilerine sunulan sözde bir parça refah gıdası ile
kendilerini mutlu hissederler. Hâlbuki kendilerine verilen balıkları almayıp da
tutmasını öğrenseler çok şeyler değişecektir. Emeğin, alın terinin kıymetini
bilecekler, balık tutmanın zevkine ereceklerdir. Ancak toplumun bir kısmı
balıkları almanın rahatlığıyla balıkların tutulduğu denizlerde ne fırtınalar
çıktığının farkında değildirler.
Aklını yitiren de kültürünü kaybeden de zarardadır. Biri
ne yaptığını bilemez. Dolayısıyla da sorunlu ama sorumsuzdur. Diğerleri de
gelişmenin, ilerlemenin nasıl ve nedenine bakmaksızın bütün sorunların bir
parçası olduğunun farkında olmaz. Ancak zararını çeker.
Hakikat şu ki mesuliyetli olmak gerekir.