“AKINCILAR” ADINI DA KİRLETTİNİZ YA HANİ!

Abone Ol

* O Akıncılar ki, Osmanlı Devleti askeri teşkilatı sınır bölgelerinde, düşman memleketlerine ani baskınlar tertipleyerek yıpratma harekâtında bulunan hafif süvari gruplarıydı…

* O Akıncılar ki, akın yapmakla kalmayıp, aynı zamanda düşmanın durumunu, yolları ve kuvveti hakkında bilgi toplamak gibi istihbarat görevini de yerine getirirlerdi.

* O Akıncılar ki, babadan oğla geçen bir görevdi ve yalnızca Türklere has askeri bir sınıftı.

* O Akıncılar ki, şimdiki askeri teşkilattaki komando birlikleriyle tıpa tıp benzer özelliklere sahipti.

* O Akıncılar ki,  harp zamanında keşif kolu hizmetini görürlerdi. Düşman arazisini dolaşıp, orduya yol açarlar ve kurulması muhtemel pusuları ani ve süratli hareketleri ile bozarlardı.

* O Akıncılar ki, ordunun yolu üzerindeki hububatı muhafaza, yerli halktan aldıkları esirler vasıtasıyla düşman hakkında haber toplamak ve köprü, geçit gibi yerleri emniyet altında tutmak da esas vazifeleri arasındaydı.

* O Akıncılar ki, genellikle asıl ordudan 4-5 günlük mesafede önden giderler ve yukarıda yazılan vazifeleri yerine getirirlerdi. Bindikleri atlar da, bu hızlı hayatlarına uygun, dayanıklı ve süratli olanlardan seçilirdi.

* O Akıncılar ki, birlikleri şu şekilde tanzim edilmişlerdi: On akıncıya “onbaşı”, yüz akıncıya “subaşı”, bin akıncıya da “binbaşı” kumanda ederdi. Bu kumanda zincirini, bütün kuvvetlerin başında olan “Akıncı Beyi” tamamlardı. Rütbeleri sancak beyi derecesinde olan akıncı beyleri, fevkalade salahiyetlere sahip olup, doğrudan doğruya sultandan emir alırlardı.

* O Akıncılar ki, bir harekâtın akın ismini alabilmesi için o sefere akıncı beyinin katılması gerekirdi; aksi takdirde bu harekâta akın denmezdi.

* O Akıncılar ki, merkezi bir tarzda idare olunmayıp, serhat boylarında ocaklar halinde teşkilatlanırlardı. Her mıntıkanın kumandanı ayrıydı ve mensup oldukları kumandanların sülale isimleriyle anılırlardı. Bunların en meşhurları Malkoçoğlu Akıncıları, Turhanlı Akıncıları, Mihalli Akıncıları idi.

***

“Akıncılar” denilince önce Metin Yüksel gelir akla... Şehit Metin Yüksel… Fatih Camii avlusunda şehit edilen Metin Yüksel, öncelikle bir İslam Akıncısıdır.

Sonra, merhum Erdoğan Tuna, merhum Sedat Yenigün akla gelir “Akıncılar” denilince…

***

Ama ey 15 Temmuz 2016 gecesini kana bulayan hain darbeci ve işgalciler…

“Akıncı Üssü”nü, “darbe ve işgal üssü” yaparak bu ismi de kirlettiniz, ya!

Herkes affetse tarih affetmeyecek, sizi!

Bu ayıp ve kepazelik de size yeter de artar bile!

AKINCILAR

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik   

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

*

Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!"   

Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle

*  

Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan   

Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan

*  

Bir gün yine doludizgin atlarımızla   

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla

*  

Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de   

Hâlâ o kızıl hatıra gitmez gözümüzde

*  

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

(Yahya Kemal Beyatlı)

‘‘DARBE’’ DİYENLERE, ‘‘DUR BE!’’ DİYENLER…

Esselamüaleyküm,

Sevgili Adnan abi…

Azgın nefislerimizi uslandırma ve Rabbe yakın olma gayretleri ile geçti mübarek Ramazan ayımız. Rahmet ayı biter bitmez, bayram yaptık. Buruktu bayramımız zira Müslüman coğrafyalar ve ülkemizden kan ve gözyaşı eksik olmuyordu. Yine de ümitliydik yarınlardan. Rabbimize söz verdik, geri kalan ayları da Kur’an’a göre yaşamaya.

Çok geçmedi. İçimizden bazı beyinsizler çıktılar sahneye. Mübarek Cuma gününün gecesinde evimizde şöyle bir oturup ailece çay içeceğimiz sırada kanımızı dondurdular deyim yerindeyse. El koymaktaydılar ülke yönetimine. Ne uğursuz, alçak adamlar!

Ama Allah’a hamdolsun ki Ramazan’ı ihya ederek Rablerine söz veren ve diğer ayları da Kur’an’a göre yaşamaya azmetmiş bir millet vardı. Ve bu millet, mühim bir imtihanla karşı karşıyaydı. Kendi oylarıyla iş başına getirdiği emir sahipleri alaşağı edilirken, kendi paraları ile alınan silahlar kendisine doğrultulurken duracak mıydı?

Kendini öyle bir attı ki millet sokağa, yollara; darbeciler şaşırıp kaldı. Belli ki darbeye hazırlanırken bu hususu pek dikkate almamışlardı.

İnançlı ülke evlatları; tankların üzerinde ve dahi önünde, otomatik silahlara göğsünü siper ederek, uçakların bomba atmasına aldırmadan sokaklarda, sahip çıkıyordu iradesine, emir sahibine. Rablerine verdikleri sözü yerine getirerek şehadet mertebesine erişiyorlardı bu güzel insanlar. Hakkıyla Ramazan orucunu tutup günahları af olunduktan sonra gelen şehadet, ne kadar da güzel!

Bu yaşadığımız olaylar Mili Görüş Liderimiz Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN hocamıza ait, “Bir milletin asıl gücü, tankı, topu, tüfeği değil imanlı ve inançlı yetişmiş evlatlarıdır” sözünü ilk defa aynelyakîn olarak hissetmemi sağladı.

Onlar imtihanını savdı, şimdi sıra artık bizlerde. Özellikle devlet ve hükümet yetkililerimizde. İyi bir nefis muhasebesi yapacaklarını umuyorum. Hele bu alçak darbe girişiminden kurtulmanın şükrünü ancak; Rablerine ve özlerine dönmekle ödeyebileceklerini düşünüyorum.

Aziz şehitlerimize rahmet niyaz ederken köşende bizlere de yer ayırdığın için teşekkür eder başarılar dilerim Sevgili Adnan abi. Trabzon’dan selamlar… (Abdullah Kara)

NOT: Bugün, 5 Ağustos 2016, Cuma 1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!