Akıllı bir deli: Ahmed Nedim Çeker ?II-

Abone Ol

Okul seçimlerden sonra bir düzene girdi. Bazı arkadaşlarımız öne çıktılar ister istemez. Bu grubun içinde ben de varım. Nedim le 3. yurtta kalıyoruz. O, 2. katta, ben 3. kattayım. Okula gidip gelirken de gruplar oluşturmuşuz. Rıdvan, üniversiteye başlar başlamaz hemen okulun başlarında nişanlandı, evlendi, ev tuttu bizden ayrıldı. Onunla sınıfta buluşabiliyoruz. Yenge de bizim fakültede bir başka bölümde okuyor. Kadir İriş, İbrahim Adaş, Nuri Durmuş ben birbirimizden hemen hiç ayrılmıyoruz.

Nedim mizacen atak, kabına sığmayan, delinin biri. Çılgınlıklar yapmaktan geri kalmıyor. Ortak özelliğimiz, bir aradalığımız daha çok kitaplarla oluyor. Fakültede de birlikteyiz. Delilikleri bazen çılgınlık düzeyinde. Mustafa Işık ile ikisi, iddiaya giriyorlar şehrin göbeğindeki buz tutmuş havuzun buzlarını kırarak içine atlıyorlar. Soğuk -30 larda. Tabiî biz bu tür uçarılıklara gelemiyoruz.

Senato seçimleri var, yıl 1977 olmalı. MSP nin adayı Lütfi Doğan Hoca. Partinin il binasında toplandık, seçim çalışmalarına katılmak üzere bizi gruplar halinde köylere gönderdiler. Biz bir grup kuzeye, İspir e doğru köyler gidiyoruz. Ova köylerini dolaştık dağın yamacındaki bir köye geldik. Karnımız aç. Köylere genellikle nur cemaatinin hocaları egemen. Demirci Hoca nın etkisi çok fazla. Onlar da Demirelci. Erzurum da Polatlara ait çıkan bir gazetede karşı kampanya oluşturmuşlar. Camiye namaza giderken bile bize bakışları hiç hoş değil. Selamımızı bile almıyorlar. Dağın yamacındaki köyde neyse bize biraz ekmek ve küflü lor peynirinden verdiler de karnımızı doyurduk. Akşam partiye döndüğümüzde, yurtların ülkücüler tarafından işgal edildiğini, yurtlara gitmememizi, arkadaşlarımızın yanında kalmamızı söylediler. Bir hafta evlerde kaldık. İçişleri bakanı Oğuzhan Asiltürk, Erzurum milletvekili olduğu için dönemin bakanlarından Korkut Özal geldi, görüşmeler yapıldı, yurtlarda katlar bölüşüldü. Ondan sonra da rahat bir nefes aldık. Üçüncü yurtta biz üçüncü katta yerleştirildik. Ben zaten üçüncü katta idim. Nedim 2. kattaki odasında kalmaya devam etti. Dolaplarımız kırılmış, kitaplarımız pencereden karların içine atılmış, elbiselerimiz yırtılmış, defterlerimiz parçalanmıştı.

O yıl rektör değişikliği oldu. Merhum Kemal Bıyıkoğlu gitmiş yerine Hurşit Ertuğrul geldi, solcu olduğundan, üniversite birden karıştı. Solcular ortaya çıktı, üniversite alabildiğine gerginleşti. Bizim fakültede olaylar patladı, biz arkadaşlarımıza bir zarar gelmesin diye asistanların giriş kapısından çıkardık. Nurcu ve Süleymancılar da bizimle birlikte hareket ettiler. Bunun üzerine sonradan bize sataşıyorlardı. Arka kapılardan kaçıyoruz, saklanıyoruz" diye. Kısmi boykota gidildi. Kimi öğrenciler üniversiteden atıldı. Sene sonu sınavlara gireceğiz. Defter yok, kitap yok. Okullarda boykot var. Koca üniversitede biz 33 kişi yalnızca sene sonu sınavlarına girip çıkıyoruz. Ülkücüler, sınav anında gelip koridor marş söylüyorlar, bağırıp çağırıyor, umursamıyoruz. Bizimle birlikte birkaç kişi daha sınavlara giriyor. O koşullarda derslerimizin çoğunu verdik. Şimdi prof olan bir ülkücü hoca, İmam Hatip mezunu olduğum, Osmanlıcam da iyi olduğu halde üç yıl boyunca beni inadına bıraktı.

Nedim ile bu yıllarda da sonradan da hep birlikteyiz. MTTB olarak bir gazete çıkardık, ben kültür sanat sayfasını yönetiyorum. O da gazetenin önde gelenlerinden.

Arkadaşlar olarak kitaplara dadanmış alabildiğine kitap alıyoruz ve delice okuyoruz. Son sınıfta birlikte ev tuttuk. Onun mizacı, sınır tanımazlığı, delilikleri bazen bizi de zorluyor. Onu dizginlemek çok güç. Gece sabaha kadar uyumaz, ertesi gün o halle okula gelir, bazen hiç gelmez.

Fettullah Gülen i o zaman MTTB Erzurum a bir konferansa davet etti. Konferans sonrasında olaylar çıktı, Nedim gene hep önde. Polis coplarından, tutuklanmalarından en çok payını alanların başında geliyor.

Dekanla ve hocalarla ilişkileri çok iyi. Hocaların odalarına çekinmeden girip çıkıyor. Orhan Okay hoca Poetika dersleri veriyor, not tutuyoruz. Girişken Nedim notları hocadan aldı, ikimiz daktiloda yazdık, sonra teksirle çoğalttık sadece bizim arkadaşlara dağıttık. Hocanın o zamanki notları bende duruyor hâlâ.

İkimiz fakültede bir ilki daha gerçekleştirdik. Nedim, Orhan Okay Hoca dan Sezai Karakoç ile ilgili, Ben Celal Tarakçı Hoca dan "Edebiyat dergisi ve çevresi" üzerine bitirme tezi aldık. İlk kez üniversitede Sezai Karakoç ve Edebiyat dergisi üzerine tez yapılıyordu.

Fakülteyi bitirdik. O Amasya ya memleketine gitti. Öğretmenlik yaptı. Sürekli mektuplaşıyorduk. Beni Cahit Zarifoğlu na o gidip anlatmış. Öykülerimden ve şiirlerimden söz etmiş. Dosyalarımı götürdüğümde hakkımda bilgi vermış.

Öğrencisi Ayşe Hanım, liseyi bitirdikten sonra Ankara da okudu, onunla evlendi. Nişanlıyken bize geliyorlardı. Ben evliydim. Amasya dan Pendik Lisesi ne geldi. Sonra da Kadıköy Anadolu Lisesine geçti. İstanbul a gelir gelmez, medya ve reklam çevreleriyle içli dışlı oldu. Millî Gazete ye Fehmi Koru ve arkadaşları geldiğinde gazetede canla başla çalıştı. Yedi İklim dergisinin 2. döneminde birlikteyiz. Çok çabalıyor, koşturuyor. Tam bir organizatör ve gönüllü. Nereye göndersen gider, işi kovalar ve sonuçlandırır.

Üstat Necip Fazıl ın vefatında, olaylı cenazesinin taşınmasında ön saftaydı. O olaylarda içeriye alındı. Üstat Necip Fazıl hastası, aşırı bağlı. Onun adına kendi oğluna verdi. Düşünürlerimizi ve önderlerimizi çok önemser.

Babası Selahattin Bey Amasya eşrafındandı, Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmendi. Babası Ilıcakların damadı idi. Nedim kimi zaman bu iki ayrı kültürden gelen aile arasında bocaladı. Uçlukları da onu zaman zaman oraya buraya savurdu.

Dili keskin, bazen aşırıya gider.

Kendisini iyice siyasi tarihe verdi. Çok kitap okuyor, fakat yazamıyordu. Uzun soluklu çalışmalara gelemiyordu. Ona, bir plan yapmasını, konuları kafasında şekillendirmesini, makaleler halinde yazmasını, ileride bunları bir araya getirerek kitaplaştırmasını çok söyledim. Yapmadı. Kabına sığmayan biri, keskin dilli. Bazen kontrolü güç.

Hasan Mezarcı, İskilipli Atıf Hoca ile ilgili zabıtları çıkardı, Nedim onların üzerinde çalıştı, bir ön çalışma ile İşaret yayınları arasında kitabı çıktı. O arada Yeşilköy Havaalanı nda Mezarcı ile kameralara yakalandı ve görüntülendi. O hafta Kadıköy Anadolu Lisesindeki görevinden açığa alındı. Üç dört ay açıkta kaldı, zorlandı. Biz onu bir kardeşimiz gibi kendimizden ayırmadık. İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlık seçimini kazanmıştık. Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan Bey e ricada bulundum. Büyükşehirde göreve alındı.

Keskin dili, eleştirel tarafı yüzünden bu yetenekli insan hep kenarda tutuldu. Sorumluluk verilse çok başarılı işler yapacak yetenek ve güçte, zekâda ve reflekste idi. Ama gördüğü yanlışları eleştirmekten açıkça söylemekten hiçbir zaman kaçınmadı. Taşkın zekâsının kurbanıydı. Kimi zaman bu uyumsuzluğunun ve aşırılıklarının kurbanı oldu.

Onun bu uçlukları onu hayatı boyunca da dalgalandırdı. Heyecan aradı, yenilikler peşinden koştu. Bir ara Turgut Özal siyasasına kapıldı. Sonra Milli Görüş e geldi. AKP ayrışmasında o tarafa geçti, aktif oldu. Orada da umduklarını bulamadı. Beklenilen görevler verilmediği gibi Büyükşehirde de kızağa çekildi. İçinde hep bir burukluk vardı. Telefon görüşmelerimizde yakınmalarını açıkça belli etti. Bazen ironik bir ifade ile "ABD birlikteliğinin lütuflarının, iktidarda kalmanın" altını çizdi. Dalgalanmalarına rağmen Milli Görüşü hep önemsedi. Bu çevreyle ilişkilerini koparmamaya çalıştı.

Biz arkadaşlar arasındaki sıfatı "Deli Nedim"di. Hasan Aycın ı bazen bezdirir, gider çizgilerini aşırırdı. İyi bir koleksiyonu var. Resim, hat, pul ve kitap.

Kendisini çoğu kez açıkça ve ağır eleştirdim. Yanlışlarını söyledim. Bağırdım çağırdım, azarladım. Yaşça büyük olmama rağmen aynı kuşaktan geliyoruz. Bana hemen hiç kırılmadı. Ben ona kırılırdım, o ise bana hiç kırılmadı. Bu yüzden ona kızamazdım.

İyi bir kütüphane oluşturdu. Çok kitap okudu. Ama bunu bir verime dönüştüremedi. Önemli eserler bırakabilirdi, çok sayıda makale yazabilirdi. İyi bir gazeteci de olabilirdi.