AKIL VE VAHİY

Abone Ol

Son günlerde kendini Allah tan akıllı gören ve de

Müslüman olduğunu zanneden insanlar görülmeye başladı.

Aklını her şeyin önüne geçiriyor. İncir çekirdeği kadar

bile olmayan aklından kalıplar üretiyor ve bütün insanları o kalıba sığdırmaya

çalışıyor.

Sığmayanları aşağılama, iftira atma, hafife alma, sürme,

süründürme bıçaklarıyla yontarak küçültmeye çalışıyor.

Mevlana nın ifadesiyle atın nal izinde biriken sidiği

deniz zanneden, üzerindeki saman çöpünü en büyük gemi zanneden karınca gibi,

feylesofta kendi aklıyla Allah a başkaldırır, vahyi inkâr eder.

Felsefeci, şeytanı da inkâr eder. Fakat o anda şeytanın

maskarası olur. (Mesnevi, Tahir-ül-Mevlevi tercemesi beyit no: 3279)

Ey feylesof, şeytanı görmedinse kendini gör. Deli

olmayan şahsın alnında mavi boya bulunmaz (Mesnevi, Tahir-ül-Mevlevi tercemesi

beyit no: 3280)

Vehminizi, fikrinizi, duygunuzu ve kavrayışınızı

çocukların kamıştan atı gibi biliniz. (Mesnevi, Tahir-ül-Mevlevi tercemesi

beyit no: 3439)

Çocuk, elindeki eşya ile oynayarak mutlu olmasını bilir.

Uzun kamış veya sırığı bacağının arasına alır. Ucundan tutar, at üzerine binmiş

gibi koşturur, ama koşan kendi ayakları, yorulan kendisi ve kamış veya sırığı

taşıyanda kendisi.

Büyüdüğümüz zaman kamıştan atlarımızı, makam, mevki,

rütbe, servet, şöhret gibi atlarla değiştirir ve yine oyuna devam ederiz.

Nahl 68 nolu ayette Rabbimiz, arıya vahyettiğini ve o

vahiyle kovanlarını yaptığını haber verir. Bu ayetten anlıyoruz ki, tabiatta

oluşan her şey, Rabbimizin ol emriyle meydana geliyor.

Bu güne kadar keşiflerde bulunan ilim adamlarımızın

hiçbiri tabiata bir tek tabiat kanunu ilave edememiştir. Akıllı ilim

adamlarının görevi, Rabbimizin kanunlarını keşfedip insanlığın istifadesine sunmaktır.

Mehmet Akif merhum da bu gerçeği şöyle dile getirmiş:

Ulûm-i şâhikadan fışkıran sütûn-i ziyâ

Dayandı göklere; lâkin yetişmiyor hâlâ,

Bülend nüsha-i îcâdın ilk sahîfesine.

Bu ilk sahîfe müebbed zalâm içinde yine!

Altı milyar insanın aklını yaratan Allah tan daha güzel

kural koyabilecek kim varmış

Bunu iddia edenler, kendi kafalarına veya çocuklarının

kafasına fazladan biraz akıl koyabilseler.

Her şeyden etkilenen akıla fazla güvenmemek gerektiğini,

kirletilmiş aklının çizdiği yollarda yürüyen, sonunda yolun yanlış olduğunu

anlayıp doğru yolu arayan Hasan Ali Yücel:

Yıllar geçmiş akılla yoldaş

Oldum sanarak zekâya sırdaş

Aslında akıl nedir zekâ ne

Aldanmak için birer bahane. dedikten sonra

inkarcılığında sonunun olmadığını ve sapık bir mantık oyunu olduğunuşöyle ifade

eder:

Zaten yoksa nedir bu inkâr

İnkâr edenin içinde ikrar. (Allah bir. H. Ali Yücel Türk

tarih kurumu basımevi Ankara 1961)

Fuzuli de:

Men aklımdan isterim delalet

Aklım mene gösterir dalalet (Leyla ve Mecnun beyit no: 72)

diyerek, doğru yolu göstermesi istenen akıl, sapık yollar da gösterdiğini ifade

eder.

Aklımızı kendimiz yaratamıyoruz.

Vahyi anlayarak en büyük hizmeti yapan aklımız, aklın ne

olduğunu bile bize öğretemezken, akıl tutacak kendini yaratan Allah ın vahyinden

daha güzel kurallar, tabiat kanunları koyacak!

Olacak şey değil.