Son günlerde rahmetli Erbakan Hocamızın “Akıl ne büyük nimet” sözü dilimizden hiç düşmüyor.
Karşılaştığımız olaylar karşısında hep “akıl ne büyük nimet” deme ihtiyacını hissediyoruz.
Koca koca adamların yaptıklarına baktıkça, söylediklerini duydukça, yazdıklarını okudukça rahmetli Erbakan Hocamızı her zaman olduğu gibi yine büyük bir hasretle anıyoruz.
Ve “akıl ne büyük nimet” diyoruz.
Bir insan ile bir dağ arasındaki en büyük fark herhalde birinin uzaktan bakınca büyük görünürken yanına yaklaştıkça küçülmesi, ötekinin ise uzatan bakınca küçücük görünürken yanına yaklaşınca devasa büyüklükte görünmesi olsa gerek!
Uzaktan tanıdığınız insan gözünüzde büyür de büyür!
Harika biri olur!
Onun gibi birinin daha yeryüzünde var olmadığını düşünür hale gelirsiniz.
Ama gözünüzde bu kadar büyüttüğünüz kişiyi yakından tanıyınca
o kocaman insan ufalır da ufalır.
Minnacık bir şey olur!
Ama bir dağ öyle midir?
Uzaktan baktığınızda nokta gibi görünür!
Varlığı ile yokluğu ayırt bile edilemez!
Ancak yaklaştıkça o nokta gibi görünen dağ büyür de büyür!
Ve zirvelerine erişilmesi imkânsız bir görünüm kazanır.
Son günlerde benzer durumları çokça yaşıyoruz.
Gözümüzde çok büyüttüğümüz kişilerin aslında hiç de büyük olmadıklarına hatta ufak bile sayılamayacaklarına tanıklık ediyoruz.
Hırslarına yenilen, ihtiraslarını frenleyemeyen insanlar uzaktan ne kadar büyük görünürlerse görünsünler, yanlarına yaklaşınca ufacık şeyler halini alıveriyorlar.
Evet, insanlar, hırslarına yenilmedikleri, hırslarının esiri olmadıkları yani ihtiraslarını frenledikleri sürece büyük görünüyorlar.
Hırslarına yenik düştükleri, yani ihtiraslarının esiri oldukları zaman ise gerçek yüzleri ortaya çıkıyor.
Tabir caizse suratlarındaki makyaj dökülüveriyor.
O “nurani” sandığınız yüz bir anda “şeytani” bir görünüm kazanıyor.
Boşuna “bir insanı tanımak istiyorsan beraber yola çık, yol arkadaşlığı yap” denilmemiş! Beraber yolculuk bir insanı yakından tanımak için gerçekten bulunmaz bir fırsat oluşturuyor.
Onlarla karşılaşınca da rahmetli Erbakan Hocamızın sözünü hatırlayıp ve “akıl ne büyük nimet” demekten kendimizi alamıyoruz.