Akil insanlar - makul çözümler

Abone Ol

Gerçi çözüm üretmek için atanmadılar.

Halkı yatıştırmak ve masada görüşülmekte olan çözümü halka

itirazsız kabul ettirebilmek için görevlendirildiler.

Önce önemli bir hususu ele alalım:

Akil insanlar üzerinden yapılmakta olan bir tarih katliamını

görmezden gelemeyiz. Sultan Vahidettin Han ın kemiklerini sızlatan bir tarih

katliamı

Yalan söyleyen tarihin etkisinde kalmış olan bir çok yazar

ve siyasetçi, Damat Ferit Paşa üzerinden Akil İnsanlar ı karalayayım derken,

Sultan Vahidettin Han a iftiralar atmış oldular. Güya 1919 yılında Anadolu ya

ve Trakya ya gönderilen nasihat heyetleri, Damat Ferit Paşa tarafından halkı

milli mücadeleden vazgeçirmek için gönderilmiş.

Bir defa bu nasihat heyetleri Sultan Vahidettin Han ın

iradesi ve hükümetin görevlendirmesi ile yola çıkarılmıştır. İttihat Ve

Terakki nin on yılda mahvettiği devlette makama gelen Vahidettin Han, 30 Ekim

1918 tarihinde imzalanmak zorunda kalınan Mondros Mütarekesi sonrası, halkta

meydana gelen umutsuzluk ve çaresizliği gidermeyi amaçlamıştı. Saltanat ve

Hilafet in bu kaos için mutlaka bir çözüm üreteceğini halka anlatmak, devletin

tebaası olan unsurların kendi başlarına hareket ederek iç çatışma çıkarmalarını

önlemek için çalışacaklardı.

Şehzadeler, Abdürrahim ve Cemaleddin Efendilerin

başkanlığında Anadolu ve Trakya ya gönderilen nasihat heyetlerinde, yüksek

rütbeli askerler, sevilen devlet adamları, ilim adamları ve halkın sözünü

dinleyeceği alimler arasından seçkin kişilerin belirlenmesine özen gösterilmişti.

Bunların içinde Ali Rıza, Mahmut Hayret, Süleyman Şefik Paşalar ile

müftülerden, Ömer Fevzi ve Halil Fehmi, Çanakkale Kahramanı Cevat

(Çobanlı)  Paşa ve Fevzi (Çakmak) Paşa da

bulunuyordu. Nasihat heyetlerini o zamanki halkın nasıl coşkun bir şekilde

karşıladığını gösteren sahneler mevcuttur. İzmir e kendilerini karşılayanların

izdihamı sebebiyle saatlerce girmediklerini, Edirneli kızların kendi

saçlarından kestikleri tellerle işledikleri Selimiye tablosu ile dileklerini

ilettiklerini, daha nice göz yaşartıcı sahnelerin yaşandığını tarih

kaydetmektedir. Halkın direnişini kırmak yerine, işgallere karşı, münferit

hareketler yerine Halifei Müslümin in ve hükümetin bulacağı çözümlere destek

vermelerini ve bu konuda atılacak adımları beklemelerini öğütlemişlerdir.

Nitekim ilerleyen günlerde çözümü de bulmuşlardır. Sultan

Vahidettin Han ın iradesi ve hükümetin görevlendirmesi ile Mustafa Kemal

Paşa nın Anadolu ya gönderilmesi, halkın da mücadeleye her şeyi ile katılması

bu olaydan sonra gerçekleşmiştir. Elbette Padişah ve Halifei Müslimin in

selamı, hükümetin de türlü çeşitli desteği ile

İnsan unsuru ile yürütülen her faaliyette bazı yanlışlar

olabilir. Cımbızla bir iki yanlışını bulup, nasihat heyetlerinin art maksatlı

ve milli mücadeleyi kırmak amaçlı gönderildiğini söylemek insaf ve bilgi işi

değildir. Damat Ferit Paşa hükümetinin sonradan yaptığı yanlışları, nasihat

heyetlerinin gönderilmesi ile ilişkilendirmek mantıklı ve ilmi midir Kaldı ki

bu konular tam olarak açıklanıp gün yüzüne çıkarılamamıştır. Bunun sebeplerini

de hepimiz bilmekteyiz.

Netice olarak, nasihat heyetleri, halkı birlik halinde bir

mücadeleye hazırlamak ve bundan sonra görev yapacak olan kurtuluş savaşı

liderlerine de bir moral altyapısı hazırlamak açısından önemli bir olay olarak

tarihteki yerini almıştır.

Gelelim Akil İnsanlar olayına:

Her kafadan bir ses çıkıyor. Kimisi bu insanları toptan

karalıyor, yerin dibine batırıyor, kimisi de her şeyi ile savunmaya çalışıyor.

Bu insanlar çözüm üretmek için atanmadılar dedik ama hadi diyelim ki çözüm

tavsiyelerinde de bulunacaklar. Başbakanın deyimi ile liste açıklandığında

zaten halkı yatıştırma görevlerini yapmış sayıldılar. Şimdi de çözüm tavsiyesi

için yurt sathına dağılarak, halkın bu konudaki durum ve beklentilerini

hükümete tavsiye etmek için çalışıyorlar.

İsmi üstünde bunlar akil, yani akıllı insanlar. Mademki

akıllıdırlar, makulü, yani akla, mantığa, gerçeklere uygun olan çözümleri

bulup, kendilerini görevlendiren hükümete tavsiye edecekler.

Aklın yolu ise birdir:

Bir takım dayatmalar sonucu kurulan, halkımız tarafından

meşru bile kabul edilmeyen bir masada, varılacak uzlaşma sonucu barış sağlansa

da, bu geçici olacaktır. Çünkü terörün destekçileri olan Siyonist ve Haçlı

çevrelerinin gayeleri bilinmektedir. Onlar bundan asla vazgeçmezler. Barışın

sağlanması ve daimi olması arzulanıyorsa:

1-Bölgedeki ve Türkiye deki yabancı güçler çekilmelidir.

2-Her bölgemize ticaret, hizmet ve sanayi tesisleri

kurulmalı, tarımın gelişmesi sağlanmalıdır.

3-Bin yıllık ortak değer olan Besmele etrafındaki İslam

Kardeşliği yeniden canlandırılmalıdır.

4-Haçlı ve Siyonist planlarına karşı İslam Birliği kurulmalı

ve fonksiyonel hale getirilmelidir.

5-Ülkemizin tüm insanlarının ellerinden alınmış bulunan

inanç, ibadet, amel, tanıtım, giyim kuşam ve bunun gibi yaratılıştan gelen

hakları geri verilmelidir.

6-Güvenlik kuvvetlerimiz: kendi imkanları ile donatılmış,

istihbaratını kendisi yapan, dışa bağımlı olmayan, dosta güven veren, düşmanı

caydıran bir konuma getirilmelidir.

Denilebilecektir ki, bunlar kolay mı Yüzlerce milyar dolar

kaynak gerekli. Evet bilincindeyim. Şunu da biliyorum ki, son 10 yılda

rantiyeciye ödediğimiz faiz yaklaşık 600 milyardır. Önceki 10 yılda ödediğimiz

faiz ve soygunların bedeli belki bundan da fazladır. Hâlâ akıllanmayacak mıyız

Unutmayalım ki 1997 de Milli Görüş zihniyeti ile denk bütçeyi yapıp, uygulaya

da başlamayı başarmış bir Türkiye vardı.

Akil insanların bu makul çözümleri görüp ilgililere tavsiye

edeceğini ümit etmek istiyorum. Bu ümidimi de tarihe kaydetmiş oldum.

YAPAY TARİH

Neden yapay tarih, neden hep yalan

Doğrusu nedir araştır, oku, dinle!

Mağdur atana yaptığın iftira,

Bağdaşır mı hiç İman la Din le ..