"Nitekim, sözünü ettiğimiz insanların çocukları ve torunları varlık içinde yaşarken; Âkif in oğlu yokluk içinde vefat etmiştir."
Bu cümleyi, sevgili Tenekeci nin "Mehmet Âkif Ersoy için..." yazdığı o güzel yazıdan aldım. Neden mi aldım Yokluk içinde (ve bir sur dibinde, Tophane de mi idi " vefat eden Akif in oğluna bir de ben dikkati çekmek istiyorum.
Bu ve buna benzer cümleleri Akif i seven bu ülkenin çocukları çok duymuştur. Seslendirenlerin niyetine göre üzüntüsü artarken, içinin yarası daha bir hoyratça kanatılmıştır.
Ara sıra Çetin Altan da yazmıştır "Akif in oğlunu." Bana geldi, perişan halde idi, on lira harçlık verdim diyerek... İşte benim üzüntümün katlandığı anlar o anlardı.
Kim farkında oldu bu ülkede, sevgili Tenekeci nin yazdığı Akif mirasından. En azından Akif in oğlu yaşarken kim farkında oldu
Ki Akif in hayatını okuyanlar bilirler: Vefat eden bir arkadaşının altı-yedi çocuğuna kol kanat gerdiğini, bakımlarını/geçimlerini üstlendiğini... Bizim için geçerli olan "Canım, benim de durumum belli" gibi bir mazeret Akif için hiç olmazdı.
Akif in oğlunun yaşadığı günlerde yaşayan bu şehrin insanları, neden farkına varmadılar onun Hiç değilse bir kısmının, varlıklı sınıftan bir kısmının farkında olması gerekmez mi idi
Söyleneni anlamaz/tutmaz, disipline gelmez biri olabilir Akif in oğlu. Kimse onun şahsından mazeret üretmesin. O Akif in oğlu idi ve Akif in bize bıraktıkları arasında idi. Kim hangi sıraya ve yere koyarsa koysun, o bize Akif in bir emaneti idi.
Şahsiyetini olduğu gibi kabul ederek onu "Diyarında idare" edemez mi idi o günlerde onu tanıyan Akif dostları, hayranları, sevenleri...
Yapmadılar, etmediler, korumadılar, kollamadılar... Bugüne kadar bunun neden böyle olduğunu açıklayan birine de rastlamadım. Akif i her anışımızda oğlu gelir aklıma ve üzülürüm.
Kimse bana bu üzüntümde haksız olduğumu söylemesin. Biz, böyleyiz işte!