Kültür-Sanat

Akif i rahmetle anıyoruz

Akif?i rahmetle anıyoruz

Abone Ol

Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince / Günler şu heyulâyı da er geç silecektir / Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma / Sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecektir?

Mehmet Âkif?e 1 Haziran 1936 tarihi itibarı ile 478 lira 20 kuruş emekli maaşı bağlanmıştır. Bu maaş 1936 yılı Ekim ayından itibaren ödenmeye başlanmış, toplu olarak 2976 lira almıştır. Emekli cüzdanının son sayfasında ise ?600 lira borç? ibaresi yazılıdır. Bu borç düştükten sonra ise kalan kısım ailesine verilmiş ve Mehmet Âkif bundan iki ay sonra vefat etmiştir.

İki ay sonra 27 Aralık?ta vefat ediyor. Çıplak tabut içinde musalla taşına konulan cenazesine üniversite öğrencileri ve halk sahip çıkacaktı, devlet değil...

Ahlak, dürüstlük, İslami duyarlılık ve millî değerlere bağlılık...

Vatan Şairi, Milli Şair, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur?an mütercimi ve milletvekili sıfatlarıyla anılan abideleşmiş bir şahsiyettir Mehmet Akif Ersoy. Osmanlı?nın bitirildiği, sanatçıların, edebiyatçıların, bilimadamlarının ve düşünürlerin ?Osmanlı nasıl kurtulur?? diye kafa yorduğu bir dönemde topluma rehberlik etmiş bir dava adamı olan Akif, Ahlakı, dürüst kişiliği, İslami duyarlılığı ve milli-manevi değerlere bağlılığıyla ön plana çıkmıştır. Mehmet Akif, Safahat?ın altıncı bölümünde Asım?ı anlatırken, sosyal sorunlar, siyaset, din, ahlak, şahsiyet, vatan sevgisi, tarih şuuru, bilim ve medeniyet konularındaki tespitleriyle gençliğe ışık tutmuştur. Mehmet Akif?in dünyaya gelişi (20 Aralık 1873) ve alem-i berzaha intikalinin (27 Aralık 1936) yıldönümleri vesilesiyle hazırladığımız bugünkü sayfamızda, kitaplara-kütüphanelere sığmayacak kadar büyük bir hayatı özetlemek istedik.

ANNESİ Emine Şerif, Buhara?dan Anadolu?ya göçen bir ailenin kızıdır. Babası ise Kosova?dan İstanbul?a gelen bir ailenin oğlu Mehmet Tahir Efendi?dir. Akif, İstanbul?un Fatih İlçesi?ndeki Karagümrük semtinin Sarıgüzel Mahallesi?nde 20 Aralık 1873 tarihinde dünyaya gelmiştir. Fatih Camii medrese hocalarından olan babasının doğumdan sonra Çanakkale Bayramiç?te imamlıkla görevlendirilmesi sebebiyle nüfustaki doğum yeri Bayramiç olarak görünmektedir. Babası evladına ebced hesabına göre doğum tarihi belirten Ragif ismini vermiştir. Babasının vefatına kadar bu isimle çağrılırken, daha sonra toplumda pek kullanılmayan bu isim annesi ve çevresi tarafından Akif olarak değiştirilmiştir.

Öğrenimi ilk gençlik yılları...

İlk öğrenimine Fatih?te Emir Buhari Mahalle Mektebi?nde başladı. Bu arada babasından Arapça dersleri de aldı. Ortaöğrenimine 1882 yılında Fatih Merkez Rüştiyesi?nde başlayan Akif,  bir yandan da Fatih Camii?nde Farsça derslerini takip etti. Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca?da daima birinci oldu. Rüştiyeden sonra annesinin medrese eğitimi almasını istediği Akif?i babası zamanın gözde okullarından Mülkiye İdadisi?ne kaydettirdi. 1885 yılında başladığı bu okulda da hayli parlak bir öğrenci olan Akif 1888?de babasını kaybetti. Fatih?te 1889 yılında çıkan büyük yangınla evlerini de kaybeden Akif?in yoksullukla mücadelesi de başlamış oldu. Babasının öğrencisi olan Mustafa Sıtkı?nın ev sıkıntılarını gidererek aynı arsa üzerine küçük bir ev yapması aileyi bir nebze olsun rahatlattı. Ancak ekonomik sıkıntıları bitmedi. Meslek sahibi olmak ve yatılı bir okulda okumak isteyen Mehmet Akif, Mülkiye İdadisi?ni bırakarak o yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebi?ne kaydoldu. Bu okulda spora olan düşkünlüğü sebebiyle, güreş, yüzme, uzun koşu, ve gülle atmada dereceler aldı. Mektebin baytarlık bölümünü 1893 yılında birincilikle bitiren Mehmet Akif?in son 2 yılı şiirle farklı bir boyuta taşındı.

Memuriyet Hayatı

Mezuniyetinden sonra Fransızcasını geliştiren ve 6 ay içinde Kur?an?ı ezberleyerek hafız olan Mehmet Akif?in, Hazine-i Fünun Dergisi?nde 1893 ve 1894 yıllarında birer gazeli yayınlandı. Mektep Mecmuası?ndaki ?Kur?an?a Hitab? adlı şiirini 1895?te yayınlatan Mehmet Akif bu arada memuriyet hayatına da adım attı.

Okulu bitirdikten hemen sonra Ziraat Bakanlığı?nda (Orman ve Maadin ve Ziraat Nezareti) memur olan Mehmet Âkif, 1893 yılında başladığı memuriyet hayatını 1913?e kadar sürdürdü. Bakanlıktaki ilk görevi olan veteriner müfettiş yardımcılığı sebebiyle ilk dört yılını Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan?da geçirdi. Bu görevler sebebiyle halkla yakın temas içindeydi. Bir seyahati sırasında babasının doğum yeri olan Kosova?daki İpek Kasabası?na gidip amcalarıyla tanışan Akif, 1898 yılında Tophane-i Âmire veznedârı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım?la evlendi. Bu evlilikten Cemile, Feride, Suadi, İbrahim Naim, Emin ve Tahir isimli çocukları dünyaya geldi.

Şiir yazarak, edebiyat öğretmenliği yaparak edebiyat ufkunu genişleten Mehmet Âkif?in bu dönemde Resimli Gazete?de ve Servet-i Fünun Dergisi?nde şiirleri ve yazıları yayınlandı. İstanbul?da bulunduğu sırada (1906) bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi?nde kompozisyon (kitabet-i resmiye), sonra Çiftçilik Makinist Mektebi?nde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı.

II. Meşrutiyet dönemi

Mehmet Âkif?in, Umur-ı Baytariye Dairesi Müdür Muavini olduğu dönemde II. Meşrutiyet ilan edildi. Meşrutiyet?in ilanından 10 gün sonra 11 arkadaşıyla birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti?ne üye kaydedilmek istenen Mehmet Akif, kabul törenindeki yeminde yer alan ?Cemiyetin bütün emirlerine, bilâkayd ü şart (kayıtsız şartsız) itaat edeceğim? cümlesinde geçen ?Kayıtsız şartsız? ifadesine karşı çıkmış, ?Sadece iyi ve doğru olanlarına?? şeklinde yemini değiştirtmiştir. Cemiyetin Şehzadebaşı İlmiye Mahfelinde Arap Edebiyatı dersleri veren Âkif, Kasım 1908?de, Umur-i Baytariye Müdür Muavinliği görevini sürdürürken Darülfünun?da Edebiyat-i Osmaniye derslerine de başladı. II. Meşrutiyetin ilanı Mehmet Akif?in yayın hayatına adım atmasını da sağlamıştı. Daha önce bazı şiir ve yazıları birkaç gazetede yayımladıysa da, eser yayımlamaya uzun bir süre ara veren Akif, arkadaşı Eşref Edip ve Ebül?ula Mardin?in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908?de Sırat-ı Müstakim Dergisi başyazarı oldu. İlk sayıda Fatih Camii şiirini yayınlandı. Ebül?ula Mardin ayrıldıktan sonra dergi, 8 Mart 1912?den itibaren Sebil?ür Reşat ismiyle çıkmaya devam etti. Âkif?in hemen hemen bütün şiir ve yazıları bu iki dergide yayınlandı. Beyazıt Camii (2 Şubat 1913) ve Fatih Camii (2 Şubat 1913) kürsülerinden yaptığı vatanı savunma çağrıları toplumun büyük bir kesimi tarafından takdir ve heyecanla karşılandı.

Teşkilât-ı Mahsusa?ya girişi

Balkan Savaşı?ndan sonra, ilk olarak Umur-i Baytariye görevinden (1913), sonra yayınlarının hükümetle uygun düşmemesi sebebiyle aldığı ikaz üzerine Darülfünun müderrisliği görevinden (1914) ayrıldı. Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi?ndeki görevine ise devam etti. Harbiye Nezareti?ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa?dan gelen teklif üzerine Almanya?ya Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gitti. (1914). İngilizlerle birlikte Osmanlı?ya karşı savaşırken Almanlar?a esir düşmüş Müslümanların kamplarında incelemelerde bulundu ve farkında olmadan Osmanlı?ya karşı savaşan bu Müslüman esirleri aydınlatmaya çalıştı. Fransız ordusundaki Müslümanlara yönelik yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan atıldı. Almanya?da iken yazdığı Berlin Hatıraları adlı şiirini dönünce Sebilürreşad?da yayımladı.

?Çanakkale destanı?

İstanbul?a döndükten sonra 1916 başlarında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Arabistan?a gönderilen Mehmet Akif, bu topraklardaki Osmanlı?ya karşı kışkırtılan Arapları, İngiliz propagandasından kurtarmakla görevliydi. Âkif, Berlin?deyken Çanakkale Savaşı?nı heyecanlı bir şekilde takip etmiş, 14 aylık destanın sonucunu Arabistan?dayken öğrenmişti. Bu haber üzerine büyük bir coşkuyla Çanakkale Destanı?nı kaleme aldı. Arabistan dönüşü 2 ay kadar kaldığı Lübnan?da ?Necid Çölleri?nden Medine?ye? şiirinde bu seyahatini anlattı.

Kurtuluş Savaşı

Bu dönemde Anadolu topraklarındaki işgaller başlamıştı. Direniş devam ediyordu. Kurtuluş hareketine katılmak üzere Balıkesir?e geçen Âkif, 6 Şubat 1920 günü Zağnos Paşa Camii?nde büyük heyecan uyandıran hutbeyi verdi. Daha sonra İstanbul?a gelen Mehmet Akif, yaptığı konuşma ve yazılarıyla Milli Mücadele?yi desteklemeyi devam etti.

Burdur Mebusu Sıfatıyla Birinci Mecis?te

Sebil?ür Reşad?ı İstanbul?da çıkarması hayli sıkıntılı bir hal alan Mehmet Akif, Mustafa Kemal Paşa?nın daveti üzerine oğlu Emin?i de yanına alarak Ankara?ya geçti. Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin açılışının ertesi günü Ankara?ya varan Akif, milli mücadeleye, şair, hatip, seyyah, gazeteci ve siyasetçi olarak katılmış oldu. Bir süre sonra ailesinin diğer fertlerini de yanına alan Mehmet Akif, Burdur Mebusu sıfatıyla Meclis?e dahil oldu. Böylece 1920-1923 yılları arasında vekil olarak Birinci Meclis?te bulundu. (Akif?in ismi Meclis kayıtlarında ?Burdur milletvekili ve İslam Şairi? olarak geçer.)

Sebil?ür-Reşad?ı Kastamonu?da Yayınladı

Konya ayaklanmasının önlenmesi amacıyla önce Konya?ya daha sonra da Kastamonu?ya gönderilen Mehmet Akif?in Kastamonu Nasrullah Camii?ndeki vaazı daha sonra kitaplaştırılarak tüm vilayetlere dağıtıldı. İstanbul?da 463. Sayısı yayınlanan Sebil?ür-Reşad Dergisi?nin 464-466. Sayıları Kastamonu?da basıldı. Bu sayılar dağıtılarak askerin moral ve motivasyonu üst seviyeye çekilmiş oldu. Bir hayli ilgi gören dergi 467. sayıdan itibaren Ankara?da basılmaya başladı.

İstiklal Marşı Şairi Akif

Yunanlıların Ankara?ya yaklaştığı haberleri üzerine Meclis?i Kayseri?ye taşımak gerektiğiyle ilgili tartışmalara karşı çıkan ve dağılmanın yolunun açılacağını savunan Akif, Sakarya civarında yeni bir cephe açılmasını önerdi. Teklifi kabul edilen Mehmet Akif?e açılan Milli Marş Yarışmasına katılması konusunda baskılar da bu dönemde geldi. Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey?in ricası sonucu Akif?i ikna eden isim Hasan Basri Bey oldu. Mehmet Akif?in orduya ithaf ettiği İstiklal Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye?de yayınlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından Meclis?te okunup ayakta alkışlanan şiir 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17:45?te Ulusal Marş olarak kabul edildi. Ödül olarak verilen 500 lirayı, Hilal-i Ahmer?e bağışladı.

Mısır yılları

İstiklal Madalyası?yla ödüllendirilen Âkif, 1923?te Ankara?dan İstanbul?a döndü. Abbas Halim Paşa?nın daveti üzerine kışı geçirmek için Mısır?a gitti. Gitmeden önce Diyanet İşleri Başkanlığı ile Kur?an-ı Kerim?i Türkçe?ye çevirmek için bir anlaşma yapmıştı. Birkaç sene boyunca yaz aylarını İstanbul?da, kışı da Mısır?da geçiren Akif, 1926 kışından sonra Kahire yakınlarındaki Hilvan?a yerleşti. Burada adeta inzivaya çekilerek Kur?an tercümesi üzerinde çalışmayı sürdürdü. Üzerinde çalıştığı 6-7 sene sonunda sonuçtan memnun kalmayarak 1932?de mukaveleyi fesh etti. Yazdıklarını dostu Yozgat?lı İhsan?a veren Akif, ölür de gelmezse bunların yakılmasını nasihat etti. Mehmet Âkif, Mısır yıllarında Kahire?deki ?Câmiat-ül Mısriyye? adlı üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi (1925-1936).

Türkiye?ye dönüşü ve vefatı

Ağır bir hastalık olan Siroz?a yakalanınca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan?a, sonra Antakya?ya geçti. Ancak iyileşemeden Mısır?a geri döndü. Tedavisi için 17 Haziran 1936?da İstanbul?a gelen Akif, 27 Aralık 1936?da, Beyoğlu?ndaki Mısır Apartmanı?nda hayatını kaybetti. Edirnekapı Mezarlığı?na defnedilen Akif?in cenazesine resmi bir katılım olmadı. Üniversiteli gençlerin sahip çıktığı naaşı, Edirnekapı Mezarlığı?na defnedildi. Mezarı 2 yıl sonra, yine üniversiteli gençler tarafından yaptırıldı. Yol inşaatı sebebiyle 1960?ta kabri Edirnekapı Şehitliği?ne nakledildi.

Eserleri

Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri 8 kitaptan oluşmuştur. Şair, İstiklâl Marşı?nı Safahat?a koymamıştır. Nedenini ise şöyle açıklar: ?Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm?.

Kitap: Safahat (1911) - 44 manzume içerir. Siyasal olaylar, mistik duygular, dünyevi görevlerden bahsedilir.

Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912) - Süleymaniye Camii?ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde Seyyah Abdürreşit İbrahim?in konuşturulduğu uzun bir bölümle devam eder.

Kitap: Hakkın Sesleri (1913) - Topluma İslami mesajı yaymaya çalışan on manzumedir.

Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914) - Fatih Camii?ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam eder. Tembellik, irtica (gericilik), batı taklitçiliği eleştirilir.

Kitap: Hatıralar (1917) - Âkif?in gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında Allah?a yakarışını içerir.

Kitap: Asım (1924) - Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir. Eğitim-öğretim, ırkçılık, savaş vurgunculuk, batıcılık, gibi pek çok konudan bahseder.

Kitap: Gölgeler (1933) - 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. Herbiri, yazıldıkları dönemin izlerini taşır.

Kitap: Safahat (Toplu Basım) (ilki 1943) - 6 Safahatı?ı bir araya getirir. 1943?teki toplu basımının sonuna Âkif?in hayattayken basılmamış şiirlerini içeren Damadı Ömer Rıza Doğrul tarafından bir araya getirilmiş 16 manzumeden ibaret Son Safahat başlıklı bölüm eklenmiştir.

Kronoloji

Türk Askerinin Kore?de Kunuri Zaferi (1950).

Namık Kemal?in Ölümü (1888).

Sultan II. Selim?in vefatı (1574).

Kıyafet Kanunu?nun Kabulü (1934).

BM Kuvvetleri?nin Kore?den çekilmeye başlaması (1950).

Pakistan-Hindistan Savaşı (1971).

Kahire Konferansı (1934).

Kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması (1934).

Japonlar?ın Pearl Harbour Baskını (1941).

Kudüs?ün Elimizden Çıkışı (1917).

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi?nin Yayınlanması (1948).

MGK Genel Sekreterliği Kuruldu (1962).

Türkiye?nin Bağdat Büyükelçiligi İdare Ataşesi Çağlar Yücel, Arabasında Uğradığı Silahlı Saldırı Sonucu Öldürüldü (1993).

2. Sultan Selim?in vefatı (1574).

Pakistan?ın, Hindistan?a Karşı Yenilgisi ve Ateşkes (1971).

Demokratik Parti Kuruldu. Kurucuları Ferruh Bozbeyli, Saadettin Bilgiç, Talat Asal ve Yüksel Menderes idi (1970).

Brüksel Paktı İstisare Konseyi?nin Batı Birligi Askeri Organizasyonu NATO?ya Katılmasını Kararlaştırması (1950).

1954 Seçimlerinden Sonra Bazı Milletvekilleri DP?den Ayrılarak ?Hürriyet Partisi?ni Kurdular (1955).

III. Murat?ın Tahta Çıkışı (1574).

Cenevre?de Orta Doğu Konferansı (1973).

Sovyetler?in Afganistan?ı İşgali (1979).

ABD?nin Panama?yı İşgali (1989).

I. Ahmet?in Tahta Çıkması (1603).

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kuruldu (1962).

I. Mesrutiyet?in İlanı (1876).

İsmet İnönü?nün Ölümü (1973).

Uluslararası Takvim ve Saat?in Kabulü (1925).

Mehmet Akif Ersoy?un vefatı (1936).

Pakistan Eski Başbakanı ve Halk Partisi Lideri Benazi Butto Ravalpandi?deki miting sonrası uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi (2007).

Irak?ın Devrik Lideri Saddam Hüseyin, Ducecly Davası?nda hakkında verilen karar gereği başkent Bağdat?da idam edildi (2006).

Ayhan KAYA