Ankara’da “Sadece bir seçim ittifakı, geçici koalisyon” diye bakılmıyor!
AK Parti ile MHP arasındaki “Başkanlık ittifakı” referandum sonrasında da devam edecek görünüyor…
***
Rahmetli Türkeş’in Kızıl Elma ülküsü renk değiştirip AK ELMA mı oluyor?
Ülkücü hareketin “Türk-İslam doktrini” Bahçeli’nin stratejik manevrasıyla devletin zirvesinin yeni konsepti olacak gibi…
Koalisyon mu, Revizyon mu?
Revizyon mu, Koalisyon mu? Referandum öncesi mi, sonrası mı?
Tayyip Bey istiyor mu, istemiyor mu?
Ankara’nın nabzı nasıl mı? Şöyle ki;
***
Seçim öncesi MHP’li/kökenli bir “Koalisyon” olursa…
Denecek ki!
Bahçeli, “Evet sevdasına” bunun için düştü!
***
Yok ülkücü taban hayır için köpürtülürken… MHP’siz bir “Revizyon” yapılırsa…
Sandık öncesi MHP’li seçmen diyecek ki…
“Bak bu adam yine tek oynuyor!”
***
Anlayacağınız revizyon sakal, koalisyon bıyık!
Erdoğan sürprizi sever, o başka…
Kambur meselesi mi!
Bu kadar politik olan Doğu ve Güneydoğu referandum için neden sessiz?
Terör örgütü, İmralı… Başkanlık istiyor mu, istemiyor mu?
Sırrı Süreyya Önder’in aktardığı, İmralı’nın şu ifadelerine dikkatinizi çekerim!
***
“Demokratikleşme olursa başkanlık konuşulabilir. Ama Kemalizm kamburundan sonra bir de başkanlık kamburunu eklemeyelim!”
Anayasa firesi
İktidar grubu; anayasa değişikliğinde , 4-5 vekilin “Hayır” dediğini hesaplıyor!
Önemli bir kabine üyesinin “Evet” vermediği tespit edilmiş!
O yüzden ilk revizyonda gidecek yorumları yapılıyor.
Davutoğlu ekibinden ise şüphelenilmiyor!
SAYGI
Hani hocalarımız camiye gelenlere soruyorlar ya!
“Niçin gelmiyorsunuz, niçin hocalarımızı dinlemiyorsunuz, niçin saygı göstermiyorsunuz?” Diye!
***
Hocam, siz hem diyorsunuz ki ezan okunurken susmak gerekir, ihtimam göstermek gerekir, insanların dua etmesi gerekir. Ama ezan bitene kadar susmuyorsunuz ve ha bire konuşuyorsunuz. Neden?
***
Birkaç cümle daha söyleyelim belki faydası olurmuş!
Size kim neden saygı göstersin!
İşte fotoğrafta görüntünüz!
Ne camide ezana saygı gösteriyorsunuz, ne yanı başınızda okunan Kur’an’a!
***
Cümle cemaat ve Diyanet’imizin mübarek sorumlularına ithaf olunur.
Herkesler alınmasın, sözümüz muhatabına!
Denktaş ve Kıbrıs’ı yemeğe gelen bir tomar adam!
Birleşmiş Milletler, ABD’li bir diplomatı vaktiyle Kıbrıs’a “yeni bir müzakereci” olarak atar. “Müzakereci Amerikalı” KKTC’ye gelir.
***
Kıbrıs’ın kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş da elinde bir tomar kağıt getirir!
Denktaş, “Önce açık adınızı bana takdim edebilir misiniz?” diye söze girer! James Nicholas…. Bilmem ne diye, Denktaş tomar kağıdın en altına yazar.
***
Konuşmaya başlarlar ama Amerikalı herifin aklı o tomar kâğıtlardadır!
Dayanamaz, sorar:
“O dosyalarda ne var, neden benim uzun adımı en atla yazdınız?”
***
Kurt siyasetçi Denktaş, BM ve Amerikalıların hak ettikleri cevabı yapıştırır:
“Bugüne kadar sizin gibi Kıbrıs’ı müzakereye gelenlerin isimleri bir tomar kağıt doldurdu! En sonunda da siz varsınız!” deyip kağıtları rulo yapıp masanın kenarına atar!
Sözde Üst Akıl olacak Amerikalı baştan iptal olur! Müzakereler de Kıbrıs’tan bir çakıl taşı alamadan biter!
***
Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, bu tarihi tavrı, geçen hafta ESAM’da anlattı.
Bağımsız KKTC’mizi feda edip, Rumlarla ortak federe devlet saçmalığı için yeniden müzakereler yapılıyor ya!
Denktaş’ın tomar anekdotu, belki Beştepe ve Çankaya’nın işine yarar. Hatırlatalım ve not düşelim istedik!
Kabin out, Kabine in!
Uçan tekme, sinsi yumruk, gizli ısırık!
Meclis kürsüsünde ahenkle cenk geden saçlar…
***
Kabinde fazla kaldı! Açık oy attı!
Kabin tartışmaları yerini, şimdi yeni kabine tartışmalarına bıraktı!
Öteki yargının ödülü!
2013’e dek Türkiye’nin “En fazla çalışan organı” yargı oldu! 17-25 Aralık’ı kotardılar!
15 Temmuz’da devran tersine döndü! Bu süreçte de en fazla çalışmak yine yargıya düştü! Ama öteki yargıya! Kırk yılın anatomisini çıkarmak ve hükmünü düşmekle meşguller. Zor iş. Şimdi Hükümet KHK ile 1.sınıf hakim ve savcıların maaşını 13 bin 500 TL’ye çıkarıyor.
Bence hak ettiler. Yeter ki “Sapla samanı iyi ayırt etsinler!”