Akan zamanın hızında

Abone Ol

Duvarda bir saat, kadranında akrep ile yelkovan sürekli akıp gidiyor. Biri hızlı ve telaşlı gibi, diğeri ise ağır, kendi seyrinde. Aslında her ikisinin de bir seyri var. Döngüleri belli bir ritimde. Bunlar bizim için de birer gösterge. Hem uyarıcı hem de bilgilendirici. Akan ömrümüzün soluklarını andırıyorlar. Soluk alıp veriyoruz, Allah’ın bağışı.

Her zamanın dönen bir ritmi var. Kimi zaman hızlı kimi zaman ise ağır aksak. Dönen çarkın içinde bir insan olarak bana düşen nedir, görev alanım, yaşama ilkelerim nelerdir? Yapıp ettiklerimizden payımıza düşen ya da düşmeyen nelerdir?

Bu dönen dünya çarkında iyilik ve güzellikler ya da tam tersi durumdakilerin alanında katkılarımız nelerdir, var mıdır yok mudur? Var olsak da olmasak da çark dönüyor. Kimi çarklar dişlidir, gıcırtılıdır, öğütücüdür. Kimi çarklar insanlık için hayır ve güzellikler çabasındadır. Bunların tamamı insanın kendi elleriyle oluyor.

Kendimizi sıradan, yararsız, işlevsiz biri diye göremeyiz, görmemeliyiz. Dünya yüzündeki her hayrın, eylemin, atılan her olumlu adımın mutlaka bir karşılığı olur. Bu karşılık bizi bulsun ya da bulmasın, asıl yerini bulur.

Kendimizi, küçük, işlevsiz ve yararsız olarak niteleyemeyiz. İnsanların adımları çoğalır, ulanır ve güçlenir. Toplu bir eyleme dönüşür.

Dünyayı kuşatan olumsuzluklardan ötürü bizim de bir etkimiz var ise bu yakamızı hiçbir zaman bırakmayacak. Biliyoruz ki onlar gelip bizi de bulacak. Etrafımızda çığlıkları duyulamayan insanların olduğunu söylemeye gerek yok. Gözlerimizin içine bakılarak işleniyor zulümler, cinayetler, işkenceler ve soykırımlar. Bu yırtıcı sesleri en acılı hâliyle duyuyoruz. Yanı başımızda işkence gören hayvanlara tanık olunduğu gibi yeryüzünün en aziz ve değerli varlığı insanı daha derinden duymamız gerekiyor.

İnsanlığın İslâm medeniyeti düzlemine erişmesi ve orada var olabilmesi insan teklerinin çabalarına, gayretlerine ve hizmetlerine bağlıdır. Bu hizmeti sadece kendileri için değil, insanlık için yapıyorlar.

Yapılıp edilenler artık görsel ve canlı olarak insanlar tarafından izleniyor. Öylesine hızlı bir akışı vardır ki, baş döndürücü. Kaldırılamayacak kadar ağır ve yorucu, yıpratıcı. Saat kadranında hızlı akan zaman gibidir. Bu uyarıcı varlık bize daha acil ve erken tavır takınmamız gerektiğini bildiri. Elimizin yetişebileceği, katkı ve yarar sağlayabileceği bir gücü mutlaka vardır.

Baş döndürücü hıza ayak uydurmanın yolu kendi ritmini ayarlıyor olabilmedir. Şeytanlarla başa çıkılamıyor elbette, ancak şeytanların çarkına uyulmadan o oyunlar bozulabiliyor. İnsanın asıl hüneri bundadır. Teslim olmadan kendi yol izleğindeki yürüyüşünü sürdürmesidir.

Birey yapabileceklerini kendisi yapma gayretinde olursa başkalarına iş alanı bırakmamış olur. Ya da onlar da başka alanlardaki eylemlerde bulunurlar.

Elbette öncelikle kendimize bakıyoruz. Sorumluluklardaki payımızı hesaba katarak yapabileceklerimizi yapıyoruz. Durmaksızın yolculuğumuzu sürdürüyoruz. Yolumuz geleceğe dönüktür. Gelecek bizim ufkumuzdur.

Emperyalizm hemen her alanı, her durumu hesaba katar. Geniş bakar. Zamanlamayı planlar. Kısa dönem ve uzun dönem gibi zaman dilimlerini değerlendirir. Her yol ve yöntemler deneniyor.

Müslüman’ın saat bilinci ve titizliğiyle kendisine düşenleri bir an önce yerine getirme yükümlülüğü bulunuyor. Büyük eylemler ilk adımların atılmasıyla başlanıyor. Atılan her hayırlı adımlar mutlaka karşılık buluyor. Bana ne demeden değil bu asıl benim işim deme bilincinin oluşmasıyla oluyor. Bir gönül ve aşk dilimiz var. Bu, içimizde alev alınca onun önünde hiçbir güç duramaz. Yeter ki derdimiz ve aşkımızın tutkunu olalım.