AK Partiye uzatılan üçüncü can simidi

Abone Ol

Yakın bir gelecekte Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti’yi

rahatlatan muhtemel bir kararına şahit olacağız.

Bundan 12 yıl önce büyük bir toplum mühendisliği projesiyle

Milli Görüş Hareketi’nden koparılan kadro yeni bir parti kurdu; Adalet ve

Kalkınma Partisi. Bu yeni partinin kurucuları o gün için genç sayılabilecek bir

yaş ortalamasına sahip idiler. Mesela günümüzde 59 yaşında olan R. Tayyip

Erdoğan o günlerde 47 yaşında idi. Bu genç ekip yaşlanacaklarını düşünmemiş

olacak ki, parti tüzüğüne kendilerini süreyle kısıtlayan bir madde koydular.

Günler, aylar, yıllar birbirini kovaladı ve gün geldi çattı; önemli mevkilerde

bulunan birçok partili tüzük gereği bir daha seçilemeyecekti.

Hatırlayalım: “Yenilikçi Hareket” mensupları kuracakları

partiye son şeklini vermek için 02 Ağustos 2001’de Afyon İkbal Termal Otel’de

kampa girdiler. Çalışmalarla ilgili basına açıklama yapan İstanbul Bağımsız

Milletvekili Mehmet Ali Şahin önce tüzüğün ele alındığını söyledi. Şu cümleler

Sayın Şahin’e ait: “Örneğin, 4 kongre dönemi genel başkanlık yapabilecek. Bu,

Türkiye şartlarında en az 8, en fazla 12 yıl demektir. Çünkü 2 ile 3 yıl

arasında kongreler yapıldığına göre... Bundan şöyle de bir sonuç çıkarabiliriz.

Bu tüzüğü uygulayan bir genel başkan, eğer üst üste genel başkanlık yapacaksa

en fazla 12 yıl görev yapabilir. Eğer bu partinin genel Başkanı Recep Tayyip

Erdoğan olacaksa, 60 yaşında siyaseti bırakmak durumunda kalır.”  O gün, bu açıklamayı yapan Sayın Mehmet Ali

Şahin şimdi 63 yaşında. Eğer bu ifadeler dünde kalmadıysa Sayın Başbakan’ın

önümüzdeki yıl siyaseti bırakması gerekiyor. Gene o günlerde en çok

dillendirdikleri bir şey daha vardı; o da; 65 yaşında birinin milletvekili

yapılmayacağı sözü idi. “65 yaşında olan bir şahıs mülk satacaksa kendisinden

bir heyetten alınmış ‘akıl sağlığı’ raporu istenmektedir. Bu durumda olan biri

nasıl devleti idare edebilir” Derlerdi. Ama bugün her dönemin etkili ismi; TBMM

Başkanı Sayın Cemil Çiçek 67 yaşındalar. Bugünlerde AYM’nin AK Parti’yi kendi

tüzüğünden kurtaracağından söz ediliyor. Söylenenler gerçekleşirse bu, AK

Parti’ye uzatılan üçüncü can simidi olacak. İlk iki can simidi geçmişte

uzatılmış ve bu parti’nin salimen yola devam etmesi sağlanmıştı. Hatırlanacağı

üzere 14 Mayıs 2000’de yapılan Fazilet Partisi 1. Olağan Kongresinde

“yenilikçi” ekip liste çıkardı. Yenilikçi kanadın Genel Başkan adayı Abdullah

Gül, FP Genel Başkanı Recai Kutan karşısında başarılı olamadı. Sayın Recai

Kutan 633 oy alırken Sayın Abdullah Gül 521 oy alarak seçimi kaybetti.

Yenilikçi ekip tümüyle parti yönetiminin dışında kaldı. Parti içi mücadelede

hiçbir şansları kalmamıştı.   

İlk can simidi uzatılıyor:

AYM 22 Haziran 2001’de Fazilet Partisini kapatarak

yenilikçilerin yolunu açtı. Yenilikçi kanat 20 Temmuz’da kurulan Saadet

Partisi’ne katılmayarak yollarını ayırdı. Bu ekip de 14 Ağustos 2001 yılında

Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu. 

3 Kasım 2002’de yapılan genel seçimleri Adalet ve Kalkınma

Partisi kazandı; yeni kurulan bu parti tek başına iktidar oldu. Ancak buruk bir

iktidar… Çünkü partinin genel başkanı milletvekili olamamış ve Başbakanlık

koltuğunda bir emanetçi oturuyordu. 

İkinci can simidi uzatılıyor:

Bu konuyu CHP eski Milletvekili Zülfü Livaneli’nden

dinleyelim; (26.07.2007 Vatan Gazetesinde yayınlanan köşe yazısı) “2002

seçimlerinden hemen sonra, karlı bir kış günü. Öğleden sonra saat 3.

Beylerbeyi’ndeki Bosphorus Balık Lokantası’na iki araba yanaşıyor. Arabalardan

birinde Deniz Baykal ve Bülent Tanla var, ötekinde Tayyip Erdoğan ve Haluk

Örgün. (…)

İki genel başkan lokantada buluşup üst kattaki bir odaya

çıkıyorlar. Orada kendilerine yemek servisi yapılıyor. Sonra saatlerce baş başa

kalıp konuşuyorlar. Bu buluşmadan ne CHP organlarının haberi var ne kamuoyunun.

(…)

Baykal, geldiği gibi gizlice ayrılıyor buluşmadan. Daha

sonra kamuoyuna söz verdiği dokunulmazlık şartını öne sürmeden, Erdoğan’a

koşulsuz başbakanlık yolunu açıyor.”

TOBB ile ilgili verdiği kararı ellerine alıp AYM’nin yolunu

tutacak olan AK Parti’li tüzük mağdurları (!) bu yolla ömür boyu siyaset yapma

özgürlüğüne kavuşmuş olacaklar.

Ne ilginç değil mi Şimdiye kadar Anayasa Mahkemesi

partileri kapatır, siyasi özgürlükleri kısıtlardı. Bundan sonra partililerin

kendileri için aldığı kısıtlama kararlarını iptal edip özgürlüklerin önünü açan

bir kurum olarak anılacak.