AK Partililerin yaptığı açıklamalara dikkat ediyor
musunuz Onlara göre mahalli seçimlerde alınan sonuç cumhurbaşkanının kim
olacağını da belirledi, başkanlık sisteminin de önünü açtı. Hatta, önümüzdeki
sene yapılacak genel seçimlerin sonucunu da önemli ölçüde belirledi(!). Bu
mantığın karşısında Pes!.. Doğrusu.. demekten öte insanın elinden bir şey
gelmiyor. Mademki mahalli seçimlerin sonuçları böylesine geniş kapsamlı bir
işaret verdi, madem ki seçmen mahalli seçimlerde Cumhurbaşkanının kim
olacağını, hatta yeni cumhurbaşkanının rahat çalışması için başbakanlığında
uhdesinde birleşmesini sağlayacak başkanlık sisteminin de işaretini, bununla da
yetinmeyerek önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimlerde nasıl bir seçim
sisteminin uygulanması gerektiğinin kararını da vermiş oldu o zaman
cumhurbaşkanı seçimini falan iptal edelim, AK Partililerin mahalli seçimlere
yükledikleri anlam çerçevesinde hareket edelim. Böylece hem millet iradesine
harfiyen uyulmuş(!) olur, hem de arka arkaya seçim sıkıntısı yaşamayız.
Elbette her seçimin geleceğe dönük muhtemel işaretleri ve
yorumları olabilir. Ancak, ülkemizde sanıyorum ilk defa Başbakan Erdoğan
mahalli seçimleri mecrasından çıkartarak bir genel seçim havasına soktu,
bununla da yetinmeyerek milletin mahalli seçimlerde vereceği oylarla paralel
yapının gündeme getirdiği iddialar karşısında kendisine sahip çıkmasını ve
aklamasını istedi. Aldığı yüzde 45 oy ile de milletin tüm iddialardan kendisini
akladığını söylemeye başladı. Seçimlerin böyle bir fonksiyonu olabilir mi
Yani, milletten en fazla oyu almak, yargının vermesi gereken kararı milletin
verdiği anlamına gelir mi Seçmenin oylarıyla gerek iktidar gerek muhalefete
verdiği dersler ve mesajlar olur/olacaktır. Aksi halde seçimlerin bir anlamı
kalmaz. Bunun da ötesinde iktidarlara devam diyebileceği gibi, Sen artık biraz
dinlenen, bu defada başka bir siyasi parti ya da partiler bu görevi üstlensin
diyebilir. Mahalli seçimlerde ise seçmen mahalli yöneticileri belirler. Kimini
koltuğunda tutar kimini de değiştirir. Bu durum mahalli idareciler içinde daha
önce haklarında açılmış bir soruşturma var ise o yöneticilerin tekrar seçilmiş
olması haklarındaki soruşturmayı ortadan kaldırmaz.
Önümüzdeki seçimlerde halkımız ilk defa Cumhurbaşkanını
kendisi seçecektir. Seçeceği Cumhurbaşkanının yetki ve sorumlulukları da
anayasada belirlenmiştir. Halk seçiyor ve geniş yetkilere sahip olsa da bir
başkanlık sistemi değil yarı başkanlık diyebileceğimiz bir uygulama söz konusu
olacaktır. Yani başbakanlık yetkileri de Cumhurbaşkanında toplanmayacaktır.
Bunun içindir ki Başbakan Erdoğan şimdiden, Halk Başkanını seçecek şeklinde
açıklamalar yaparak niyetini açık etmekte, seçildiği takdirde Başbakanlık
koltuğunda kim oturursa otursun, son sözü Başkanın söyleyeceğini
hatırlatmaktadır. Bunun için önümüzdeki günlerde siyaset alanında ciddi
çalkantılar yaşanacaktır. Toplum oradan oraya sürüklenecek görüntüsü
sergileniyor.
Belli ki, Başbakan Erdoğan Çankaya ya çıktığı takdirde
anayasanın verdiği geniş yetkileri bile az bulmaktadır. Geçen haftaki bir
yazımda da belirttiğim gibi, AK Parti açısından önümüzdeki günlerin birinci
konusu kimin Cumhurbaşkanı adayı olacağı değil, kimin başbakan ve daha sonrada
AK Parti Genel Başkanı olacağıdır. Abdullah Gül ün, Bugünkü şartlarda ileriye
dönük siyasi bir planım yok açıklamasının doğru okunması gerekiyor. Bu
açıklamanın içinde Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Erdoğan ın kararlılığını
gören Abdullah Gül, başından yarışta olmadığını açıklayarak bir çatışmaya
meydan vermeme yolunu seçmiştir. Bunun ötesinde Erdoğan ın Cumhurbaşkanlığında
Başbakanlık yapmayacağı da ortaya çıkmıştır. Böyle olunca Başbakan Erdoğan her
alanda tek seçiciliğini korumuş olmaktadır. AK Parti den yapılan tüm diğer
açıklamalar Erdoğan ı tasdik etmekten öte bir anlam ifade etmiyor.