AK Partili kardeşim, arkadaşım, dostum sana seslenmek istiyorum. Bütün önyargılarından arınmış bir şekilde beni dinlemeni bekliyorum. Sen de herkes gibi her şey iyi olsun istiyorsun. Ancak bir şeylerin, bir yerlerde yanlış gittiğine dair endişelerin uzun süredir var, biliyorum. Yeni hikâyelere ihtiyaç olduğunu sen de görüyorsun ancak bugün o hikâyeleri yazamayacak kadar kendini yalnız ve bitkin hissediyorsun. Birbirine taban tabana zıt konuları savunmaktan, kendinle çelişmekten dolayı çok üzgünsün, farkındayım. Sürekli yanılmanın, aldatılmanın, kandırılmanın yüreğinde, zihin dünyanda açtığı derin yaraları emin ol görebiliyorum.
Havada uçuşan çeşitli iddiaları doğal olarak sen de duyuyor, bazı bilgilere kendin de rahatlıkla ulaşabiliyorsun. Çoğu zaman her koyun kendi bacağından asılır deyip geçiyorsun. Buna rağmen yanlış yapanların çokluğu seni de sorunun sistemsel olduğuna dair kanaatlere götürüyor. Dün seninle aynı mahallede oturanların, aynı masada yemek yiyenlerin, bugün hayatlarındaki değişimi anlamakta çok zorlanıyorsun. Oturdukları evleri, altlarındaki arabaları, yaşam koşullarındaki değişimi gördükçe bunlar benim arkadaşlarım mı diye kendine sormadan edemiyorsun. Aslında derdin onların evleri, arabaları değil ama o makamlara gelmemiş olsalardı, bu imkânları bulabilirler miydi diye aklına takılan sorulara bir türlü engel olamıyorsun. Koltuklarını başlarının üstlerinde taşıyan nicelerini gördün ama bir şey söylemeye, eleştirmeye çekiniyorsun. Dışlanırım diye korkuyorsun. Kabul et; artık sen de çok yoruldun. Sürekli gerginsin. Kaşların hep çatık. Bazen senden farklı düşünen herkesin senin kötülüğünü istediğine dair büyük bir yanılgıya kapılıyorsun. İstemediğin halde kendine bir koruma kalkanı oluşturuyor, toplumun, hayatın gerçeklerinden kopuyorsun. İktidardan düşersek hayat son bulacak gibi yanlış bir anlayış ile kuşatılmış durumdasın. Korkuların hep diri tutuluyor. Sürekli bir savaş içinde olduğun yönünde propaganda ile karşı karşıya kalıyorsun. Bazen iyi niyetle bir şeyler söylüyorsun ama sözlerin yüzüne çarpılıyor.
Bu durumda ne yapacağına karar veremiyor, sonra kolayı seçiyor ve statükoya teslim oluyorsun. Sonuçta her bir seçim öncesi aynı tekrarlara muhatap olarak yıllarını geçiriyorsun. Şu dağın arkasında canavarlar var diye sözler duyuyorsun. Oysa canavar denilenlerin aynı sokakta, aynı binada, aynı okulda, aynı kurumda birlikte olduğun arkadaşın, komşun olduğunu görünce kafan karışıyor. Belediye başkanlarına lüksten, şatafattan uzak durun uyarılarını duyduğunda, demek ki tespitlerim yerindeymiş, lüks de, şatafat da, kibir kuleleri de doğruymuş sonucuna ulaşıyorsun.
Sana bir şey söyleyeyim mi dostum; seçimleri kaybedenin her şeyi kaybedeceği yalanına sakın inanma. Elbette bu iktidar döneminde de kazanımlar oldu ancak artık ne milletin bu iktidarı, ne de iktidarın bu milleti taşıyacak takati kalmadı, bunu gör.
Bin yıldır bu coğrafyadayız. Hepimiz geçiciyiz. Devletimiz, vatanımız, milletimiz kıyamete kadar yaşayacak. Endişe etme. Değişimden korkma. Şunu da lütfen unutma; bu yüksek tansiyonla bir dönem daha bizler millet olarak barış ve huzur içinde yaşayamayız.