AK Parti ve Ekonomik Yıkım Düzeni

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Şerden hayır çıkmaz. Fert ve toplumun yaşadığı hiçbir olay kendiliğinden olmuyor. Yirmi yıllık AK Parti iktidarının sonunda yaşanan ekonomik yıkım; iktidar tarafından yürütülen bilinçli faizci politikaların sonucudur. Çünkü AK Parti; bir ezen ve ezilen düzeni olan kapitalizmi yürütmek için iktidara taşınmıştır. Irkçı emperyalizm; BOP hedeflerine ulaşmak için özellikle Türkiye’yi zayıf düşürmek istemektedir. Bunu da işbirlikçi iktidarlar eliyle yapmayı hedeflemiştir. 54. Erbakan Hükümeti’nin üstün başarılarından ürken ırkçı emperyalizmin tasarlayıp yürüttüğü, 28 Şubat postmodern darbesiyle bu hükümet son bulmuştur. 54. Erbakan Hükümeti’nden sonra kurulan 5 yıllık işbirlikçi koalisyon hükümetleri döneminde ırkçı emperyalizm, IMF talimatlarıyla çıkarılan Derviş yasalarıyla, ekonomik yıkımın alt yapısını hazırlanmıştır.

Bu hazırlık dönemi Ecevit, Bahçeli, Mesut Yılmaz üçlüsü ile yürütülmüştür. AK Parti döneminde de bu ekonomik yıkımın tam bir uygulaması sergilenmiştir. Türkiye’yi, “aç, işsiz ve borca esir etmek” gayesini güden ırkçı emperyalizm ve işbirlikçileri, ekonomik yıkımı gerçekleştirmek için şu adımları atmışlardır: Derviş yasalarıyla üst kurullar kuruldu ve ekonomik karar ve uygulama mekanizmaları milli iradeden tecrit edildi. Devlet Planlama Teşkilatı tasfiye edildi. Karar ve icraat, bağımsız kurullara verildi. Bu kurullar, milli iradeden bağımsız olduğu halde, Dünya Bankası ve IMF gibi yıkım kuruluşlarına bağlı hale getirildi.

“Kalkınma ajansları” hangi niyetle kuruldu araştırmak gerekir. Milli imkânların faiz ve diğer yollardan yurt dışına intikalinin mekanizmaları kuruldu. Üst kurullar, faiz dışı fazla, DPT’nin, denetim ve teftişin tasfiye edilmesi, reel sektörün dışarıya borçlandırılması, Mali Yönetim Bütçe Reformu, kamu hizmetlerinin tahrip edilmesi, sembolik yardım aldatmacası, milletin bankalara, bankaların dışarıya borçlandırılması, yüksek faiz, dalgalı kur sistemi ile enflasyon hedeflemesi… Bütün bunlar ekonomik yıkım ve Türkiye’nin güçsüz bir ülke olması için yapıldı.

14 EMİR

Bu yıkım programını hazırlayanlar, işbirlikçi hükümetlerden 14 şey istediler: 1-Tarımda, sanayide ve hizmetlerde istihdam yasaklanacaktır. 2-Çalışanların ücretleri artırılmayacaktır. 3-Yatırım yapılmayacaktır. Üretimi gerçekleştiren tüm safhalarda azami vergi alınacaktır. Enerji ve hammadde pahalı olacaktır. 4-Tarıma destek verilmeyecektir. Tarım üretimi engellenecek veya kotalarla kısıtlanacaktır. Tarım üretiminde maliyet zararı karşılamayacaktır. 5-Faizlerin vaktinde ve emniyetle ödenmesi için bütçede faiz dışı fazla azami derecede yüksek tutulacak, buna karşılık faiz dışı harcamalar azami derecede kısılacak. 6-Üretimi engellemek, her şeyin ihracat yerine ithal edilmesi ve sıcak dövizin daha büyük rant elde etmek için; döviz kuru dalgalı olacak, faiz oranları sürekli yüksek tutulacak ve dünyanın en yüksek faiz oranları Türkiye’de olacak. 7-İstihdam, üretim ve ihracat temellerine dayanan reel ekonomiye geçilmeyecek. 8-Süratle reel ekonomi yok edilerek rant ekonomisine dönülecek ve bu rant ekonomisiyle de sadece rantiye zengin edilecektir. 9-Sanayi ve tarım teşvikleri ortadan kaldırılacak, böylece her şey dışarıdan alınacaktır. 10-Sadece devlet değil özel sektör ve vatandaşlar da dışarıya borçlandırılacak. 11-Bankaların yanında reel sektör firmaları da dış borçlanmaya esir edilecek. 12-Kârlı ve stratejik KİT’ler süratle yabancılara düşük bedellerle satılacak. 13-Yabancı sermaye adı altında bankalar, gayrimenkuller, telekomünikasyon şirketleri yabancılara satılacak. 14-Ülkenin bütün milli müesseseleri ve yeraltı kaynakları yabancılara verilecektir. 54. Erbakan Hükümeti’nden sonra işbaşına gelen bütün hükümetler, bu talimatlara uydular ve Türkiye’de ekonomik yıkım yaptılar.

YIKIM DÜZENİ

Yukarıda sayılan 14 madde ile ortaya konulan hususlar, AK Parti eliyle gerçekleştirildi ve tam bir soygun düzeni yürürlüğe konuldu. Bu düzen 85 milyon insanımızı 4 koldan fakirleştirmeyi gerçekleştirmek için kurulmuştur. A-Borçlanma yoluyla kurulan pompa ve hortumlarla halkımızın soyulması. B-IMF mevzuatı, organizasyonu ve bürokrasi kullanılmak suretiyle yapılan fakirleştirme. C-Özelleştirme, peşkeş ve aktarma yoluyla yapılan fakirleştirme. D-Faizler ve vergiler yoluyla yapılan fakirleştirme… Bir örnek verecek olursak Ağustos 2022 itibariyle Türkiye’nin TL cinsinden iç borcu 1 trilyon 676 milyardır. Bu borca tahakkuk ettirilen faiz ise 2 trilyon 400 milyar TL’dir. Bu da faizin, toplam borca oranının %143,2 olduğunu gösterir.

Bu gerçek, yürütülen yıkım düzeninin açık bir sonucudur. Bu yıkım düzeninin sahibi ırkçı emperyalizmdir. AK Parti iktidarı ve işbirlikçi iktidarlar, bu yıkım düzenini yürütmekten öte bir anlam ifade etmiyorlar. Bu yıkım düzeni ile halk 4 yönden fakirleştirilmiş, “reel ekonomi” yerine ikame edilen “rant ekonomisine” ait alt yapı ile halkın bütün imkânları elinden alınmış, işbirlikçilik havuzunda biriken bu paralar, büyük pay ırkçı emperyalizmin olmak üzere AK Parti’ye yaklaşan rantiyeciler, işbirlikçi medya arasında taksim edilmektedir. Devlet, bankalara %13 faizle para satıyor, bu parayı %27 ile geri satın alıyor. Vatandaşın aldığı kredilerin faiz oranları ise %32’le civarındadır. Ey milletin uluları, aydınları, mürekkep yalamışları, hâlâ düşünüp akletmeyecek misiniz?

BU BÖYLE GİTMEZ

Türkiye; AB müktesebatına tabi olduğu, faizci kapitalist düzeni yürüttüğü, materyalist eğitimi benimsediği, dış politikada ABD ve İsrail’i stratejik müttefik olarak gördüğü surece kölelikten kurtulması mümkün olmaz. Bu ekonomik yıkım düzeninden kurtulmanın tek çaresi, Milli Görüş’e dönmektir. Faizci yıkım düzeni yerine Adil Düzen’e geçmektir. İslam Birliği’ni kurmak, yeni bir saadet dünyasını inşa etmektir. Bu hedeflere sadece Saadet Partisi iktidarı ile ulaşılabilir. Gerçek budur. Fert ve toplumun saadeti, Saadet iktidarındadır. Milli Görüş, mecburi istikamettir. Selam hidayete tabi olanlara…