Bir süreden beri AK Parti ile Saadet Partisi arasında
seçim ittifakı konusunda görüşmeler yapılıyor. Ancak, şu ana kadar netleşmiş
bir durum söz konusu değil. Belki bugün konu netleşme noktasına gelebilir. Ne
var ki, görüşmeleri sürdüren AK Parti ve Saadet Partisi tarafından görüşmelerin
hangi noktada olduğu, sürüp sürmeyeceği konusunda resmi bir açıklama
yapılmamışken medyada her gün bir takım haberler çıkıyor. Özellikle sanal
âlemde yer alan haberler genellikle bir niyet ifadesi olmaktan öte ciddiyetten
uzak. Söz gelimi iki parti arasındaki görüşmelerde Büyük Birlik Partisi de
görüşmelerin taraflarından birisiymiş gibi bir hava estiriliyor. Hâlbuki bu
görüşmelerde BBP gündemde değil. Bu husus Sayın Destici nin dünkü gazetelerde
yer alan açıklamasında da açıkça görülüyordu. Buna rağmen birileri çıkıp bu
görüşmelerde BBP ve Sadet Partisi ne verilecek sandalye sayılarından söz
ediyorlar. Bunun ötesinde özellikle sanal âlemde yer alan haberlerin genelinin
Saadet Partisi düşmanlığı üzerine bina edildiğini söylemek yanlış olmaz.
Görüşmeler hususunda iki taraftan da resmi bir açıklama
yapılmış olmamasına karşılık Saadet Partisi cenahından YİK Başkanı Oğuzhan
Asiltürk ve Genel Başkan Mustafa Kamalak tarafından bir seçim ittifakı
konusunda düşüncelerinin ne olduğu çeşitli ortamlarda dile getirildi.
Açıklamalarda özellikle Meclis in Saadet Partisi ne ihtiyacı olduğu bunun için
Saadet Partisi bir ittifak yapacaksa Meclis te grup kuracak bir sayıya ulaşması
gerektiği ifade edildi/ediliyor. Yani Saadet Partisi nin tavrı nettir. Bu
netliğe rağmen bir takım kimseler sanki görevlendirilmiş gibi Saadet Partisi
adına bir takım rakamlar dillendiriyorlar. Resmen bir açıklama yapılmamış
olmasına rağmen medyada bir takım sayıların dile getirilmesinin kaynağı iki
partiden bir takım isimler olabileceği gibi, bazılarının niyetlerini gerçekmiş
gibi haberleştirmeleri de olabilir. Ancak, eğer iki parti arasında bir ittifak
söz konusu olacaksa gelişmeler konusunda taraflardan resmen bir açıklama
yapılmadan tartışılıyor olması bu görüşmelerin sonuçsuz kalması arzusunun bir
ifadesi olabilir. Bu tür görüşmelerde taraflar bir takım düşüncelerle hareket
eder ve en kârlı çıkabilecekleri bir sonuca ulaşmak isterler. Bu da gayet
tabiidir. Saadet Partisi tavrını kamuoyu önünde net bir şekilde ortaya koymuş
bulunuyor. Böyle bir ittifakı niçin istediğini kamuoyuna ilan etmiş durumda.
Böyle olunca da Saadet Partisi konusunda birilerinin yapılan açıklamalar
ötesinde yorumlar ve haberler yapması iyi niyetle olmaktan uzaktır. Denebilir
ki, bu tür ittifak görüşmeleri ister istemez bir pazarlığı gündeme getirir. Bu
da doğaldır. Eğer görüşmelerde karşılıklı talepler dile gelmeyecek olsaydı
yapılan iş iyi niyetli olmaktan çıkar bir teslim alma taktiğine dönüşür ki,
buna ne Saadet Partisi ne de AK Parti izin verir.
Sonuçta bir anlaşma sağlanacak, seçime ittifak halinde
girilecekse böyle bir durumun iki taraf açısından da eksi ve artıları vardır.
Böyle olunca da taraflar eksi ve artlarını değerlendirmek durumundadırlar.
Bu noktada Saadet Partisi nin topluma sesini duyurabilmek
için Meclis te bir gruba sahip olmak istemesi ne kadar doğal ise AK Parti de 7
Haziran seçimlerinin ardından oluşan Meclis aritmetiğinin ülkeyi kilitlediğini,
Meclis te grubu bulanan bir Milli Görüş ün böyle bir kilitlenmeye izin
vermeyeceği gerçeğini de dikkate alacaktır.
Kısacası, görüşmeler taraflardan birinin öbürünü teslim
alma yarışı değildir, olamaz. Olaya böyle yaklaşan kaybetmeye mahkûmdur. Benzer
görüşmeler iki parti arasında 7 Haziran seçimleri öncesinde de yapılmış ama
sonuç çıkmamıştı. Hangi tarafından görüşmeleri çıkmaza soktuğu ayrı bir
tartışma konusu. Ancak, ortaya çıkan Meclis aritmetiği AK Parti cenahını
rahatsız etmiş olacak ki, benzer görüşmeler yeniden gündeme geldi.