AK Parti Nereye Koşuyor?

Abone Ol

Başlıktaki soruya tek kelimeyle cevap vermek gerekse, deriz ki;

AK Parti kendi sonuna doğru koşuyor. 

Açalım biraz:

Şunun da çok iyi bilinmesini isteriz ki; mesele, Sayın Ekrem İmamoğlu değildir. Sayın Kılıçdaroğlu da değildir. Hele hele, Sayın Bahçeli hiç değildir. Sayın Perinçek’ten de bahsetmiyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımız; 31 Mart seçimlerinde tükürdüğünü yalayacak gibi. Şimdi, Apo’yla-PKK ve HDP ile kendisi iş tutma sinyalleri veriyor. 8 yıl aradan sonra; Mehmet Öcalan’ın Abdullah Öcalan’la görüşmesine ve avukatlarıyla Abdullah Öcalan’ın bir araya gelmeleri, şimdilik kaydı ile en son olarak da, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın beraat etmeleri, yeni bir anlaşmanın sebebi sayılamaz mı? Ama asıl problem o da değil.

Ya?

Küresel sistem... Ve o güce teslim olmak...

Daha önce, nasıl ki, Sayın Erdoğan üzerinden gittiler ise, şimdi de Sayın İmamoğlu ile yola devam etmek istiyor olabilirler. Mesele, bizce bu kadar basit. Nasıl ki; Zeynel Abidin Bin Ali’yi değiştirdiyse, Mübarek’i, Kaddafi’yi, Saddam’ı kenara koydu ise, şimdi de yaklaşık olarak 20 sene önce, birlikte yola çıktıklarını yolda yapayalnız bırakıyor. Bunlarda insaf, sadakat diye bir şey olmaz.

Bu durumda, meseleye şöyle bakmak doğru olur kanaatindeyiz:

Demek ki, mezkûr isimlerin kullanım süresi doldu. Yerleri boş kalacak değil ya? Elbette ki, kendini kullandırmak isteyen birileri çıkar. Sıradaki... Derken, kullanılmaya daha bir sürü adam talip olur.

Aslında, olayı şöyle okumak mümkün: Merhum Başbakan Erbakan’ın deyimiyle, emperyalizm at değiştirmekte. Yalnız, bize düşen; sıradaki atlara, bu kenara konulan atları hatırlatmak olmalıdır. Biz de, bu vazifeyi yapmanın gayreti içerisindeyiz.

Onun için; kavga etmeye, karşılıklı laf sokmaya ve kalp kırmaya gerek yok. Eskilerin söylediği şu sözü anmadan geçmek olmaz:

“Bu da geçer yahu”

“Sel gider, kum kalır” sözü de çok anlamlı.

Ayrıca, şunun da bilinmesini isteriz:

Piyasalarda dolaşan bilgilere göre, CHP’ye bir operasyon yapılmaktadır. Sayın İmamoğlu’nun parlatılması boşuna değil. Tıpkı, iktidar partisinin yola çıktığı gün, nasıl ki mağduriyetler üzerinden bir kahraman meydana çıkarıldıysa, şimdi olanı da o gün vuku bulmakta olanların değişik bir versiyonu olarak değerlendirmek mümkün.  

Ama aynı zamanda AK Parti’de bir operasyon yiyebilir. Yani, olanları; ana muhalefet ve iktidar partisini, yeniden yapılandırıyorlar, ekibe ve döneme uyumlu hale dönüştürüyorlar, şeklinde görmek mümkün.

Kim bunu yapıyor?

Tabiî ki, küresel sistem.

Bütün bu olan bitenin ışığında şöyle düşünmek mümkün:

AK Parti kendisi için hazırlanan sona hızla koşuyor. Ya taraftar?