Yapılan istatistiklere göre boşanmalar hızla artıyor, boşanma nedenleri ise şu başlıklar altında toplanıyor:
Aile büyüklerinin evli çiftlere müdahalesi
Ekonomik sorunlar, işsizlik
Kültürel farklılıklar
Fiziksel ya da duygusal şiddet
İşkoliklik ve eşe vakit ayıramama
Eşler arasında yaşanan kişilik çatışmaları
İletişim kopukluğu
Gereksiz kuşkular ve kıskançlık
Aşırı alınganlık ve sorunları büyütmek
Eşlerin birbirlerinin hatalarını hoş görmemeleri
Surat asma, olumsuz beden dili kullanım
Sorumluluktan kaçma
Son yıllarda aile kurumunun yavaş yavaş çözüldüğü ve boşanmaların arttığını biliniyor. Bu konuda çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından çalışmalar yapılıyor ve aileyi güçlendirmek için çarelere aranıyor. Ancak boşanmaları tetikleyen en büyük etken ailenin maneviyattan uzak bir hayat yaşamalarıdır. Çözüm önerileri arasında ailenin manevi olarak bilinçlenmesi yer almadıkça köklü bir çözüme ulaşmak mümkün olmayacaktır. Zira, kul hakkını, sabrı, şefkati, adaleti ve sevgiyi kuşanmayan eşleri hiçbir şey tam olarak değiştiremeyecektir.
NEDEN BOŞANIYORLAR?
Boşanmalarda, kadın ya da erkeğin geçmişten getirdiği çarpık düşüncelerin büyük etkisi var. Bu nedenle her fırsatta anne babaların görev ve sorumluluklarının önemli olduğunu sık sık vurgulamaktayız. Çünkü ebeveynler geleceğe insan yetiştiren önemli birer aktördürler. Dolayısıyla yüklerinin ne kadar ağır olduğunu bilmeli ve sorumluk bilinci taşımalıdırlar.
Aileler çocuklarını büyütürken, ben odaklı olmayı empoze ediyorlar. Gerek arkadaşlarıyla ilişkilerinde olsun gerek aile içinde doğrudan söylemeseler de dolaylı olarak "önce kendini düşün, sadece sen önemlisin" duygusunu veriyorlar. Çocuk bencilliği aileden ve çevreden öğreniyor ve sadece kendi sorunlarına kendi isteklerine yoğunlaşıyor. Çocuk bencilliğinin farkına varmadan büyüyor ve evleniyor. Evlendiğinde ise iki kişilik bir dünyaya geçiyor. Henüz olgunlaşamadığından ben sen krizini aşamıyor ve evlilikte ciddi sorunlar yaşıyor.
Aşk evliliklerinde kişi karşısındakini tam olarak tanıyamıyor. Hayali bir sevgiliyle yaşayan kişi evlendiğinde gerçekle yüzleşiyor ve çoğu zaman beklentilerine ulaşamadığını görüyor. O yüzden atalarımız aşkın gözü kördür demişler.
Evliliklerde ben olmaktan ziyade biz olmak vardır. Kişi, sadece kendisini düşünerek karar veremez. Aksine eşini ve çocuklarını da hesaba katmalıdır. Bencillikten kurtulamayan kişiler biz olmayı beceremediklerinden ciddi sorunlar yaşarlar. Mesela, sürekli kendi sevdiği yemekleri yapan bir hanım eşinin ve çocuklarını tepkisiyle karşılaşacak ve çatışma yaşayacaktır. Küçük yaştan itibaren bencilliğe alışan kişi yaşadığı soruna bir anlam veremez. Çünkü bunun gerekliliğine inanmamıştır. Bu nedenle aileye büyük sorumluluklar düşüyor. Anne çocuğunu büyütürken, ona sadece kendi isteklerini dikkate alamayacağını çevresindeki insanların beklentilerinin de önemli olduğunu ifade etmelidir.
KENDİNİZİ TANIYOR MUSUNUZ?
Evliliklerde yaşanan sorunlar irdelendiğinde, eşlerin kendilerini tanımadıklarını ve beklentilerini tam olarak ifade edemediklerini görüyoruz. Oysa insanın kendini tanıması ve açık olması ileride yaşanacak sorunların ortadan kalkmasını sağlayabilir. Evlenmeden önce daha bağımsız hareket eden eşler evlendiklerinde kendilerini disipline edemeyebiliyorlar. Mesela, gece geç saatlere kadar arkadaşlarıyla gezen erkek evlendiğinde sorumluluktan kaçıyor ve aynı şekilde eve geç geliyor. Eşinin tepkisi karşısında savunmaya geçen kişi, "ben özgürlüğüme düşkünüm, beni kimse kısıtlayamaz" diyerek bu davranışını sürdürebiliyor. Kadın ise, "ben zaten baskı altındaydım şimdi istediğim gibi gezip tozacağım" diye düşünerek kendini evin dışına atıyor. Bu durum bir süre sonra çiftleri rahatsız etmeye başlıyor ve sorunlar başlıyor. Burada öncelikle kişinin evliliğin bir sorumluluk işi olduğunu bilmesi ve eşinin beklentilerini de dikkate alması gerekir. Evliliklerde hiçbir zaman ben yoktur biz olgusu vardır kişi öncelikle bunu bilmelidir.
NELER BEKLEDİĞİNİZİ BİLİRSİNİZ
Evliliğin ilk yıllarında yaşanan sorunları atlatmak daha zordur. Beklentilerini tam olarak dile getiremeyen ve uyum sağlamayan eşlerin ilk cümlesi ise keşke evlenmeseydim, bilseydim evlenmezdim ya da sen evlenince çok değiştin cümlesi oluyor. Eş adayı artık evlenmiştir, dolayısıyla artık sorumluluklar artmıştır değişime uyum sağlamak ise zaman alacaktır. Evlenmeden önce eş adayınızı tam olarak tanımanız mümkün olmayabilir ama evlilikten neler beklediğinizi aşağı yukarı bilirsiniz. Bu nedenle evlenmeden önce gelecekle ilgili beklentilerinizi, nasıl bir aile kurmayı arzu ettiğinizi bilmeniz ve bunu ifade etmeniz gerekir.