Gündem

Ailede çocuk terbiyesi (II)

Ailede çocuk terbiyesi (II)

Abone Ol

İnsan yavrusu. Her ailenin gönülden istediği, evin neşesi olan çocuk, gelecek günlerin kurucusu, teminatı, toplumun temelidir. Çocuk dediğimiz körpe varlığın beden ve ruh sağlığı için göstereceğimiz gayret,  fedakârlık ve bu uğurda yapacağımız maddi manevi çalışmalarla toplumu sağlam temellere oturtabiliriz. Her şeyimiz yarının büyükleri olacak çocuklar için olmalıdır.

Çocuk denilen varlığı iyi tanıyabilir, onun özelliklerine uygun tedbirleri zamanında yerine getirebilirsek, en önemlisi de çocuğa ahlak ve maneviyatla birlikte Rabbimizin razı olduğu terbiyeyi ona verebilirsek, çocuğumuz tehlikeli dönemlerini kolayca geçebilir ve kendisini koruyabilecek çağa sağlam erişebilir Allah‘ın izni ve inayetiyle.

Toplum, fertlerden meydana gelir. Fertler terbiye, ahlak ve maneviyat yönünden ne kadar sağlam olurlarsa toplumda o kadar sağlam temeller üzerine oturmuştur denilebilir. Ailede toplumun en küçük ve de en önemli parçası olduğuna göre bu temellerin öncelikle ailede atılması gerekir. Sıhhatli, neşeli, daima gülen mesut bir çocuk aile yuvasının huzur kaynağıdır. Unutulmamalıdır ki çocuklar, anne, baba ve toplumun elinde bir emanettir.

Evet;  aile terbiyenin ilk ocağıdır. Bu nedenledir ki anne babalara düşen görev büyük ve çok değerlidir. Unutmayalım ki çocuk dünyalık bir nimet değildir. Çocuk anne ve baba için iki cihan saadet ve selametidir. Hadis-i şerifte;

‘İnsan öldüğü zaman bütün ameli kesilir, ancak üç şeyden kesilmez. O üç şeyden birisi de dünyada hayırlı evlat bırakmaktır. Bir kimse ölse bile dünyada bıraktığı evladı hayırlı ameller işledikçe, anne ve babasının defterine de yazılır. Çünkü o evladı o kimseler yetiştirdi.‘  buyrulmaktadır.

İşte bu yüzden anne ve babalara düşen görev büyüktür. Zaten dini açıdan da çocuğun terbiyesi ve yetiştirilmesi anne-babaya yüklenilmiştir. Bunun için anne babanın, hareketlerini çocuğa örnek olacak şekilde ayarlamaları gerekmektedir. Çünkü anne-baba çocuk için rol modeldir.

"Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha büyük bir miras bırakmamıştır"

Edep bir taç imiş, Nur-u Hüdadan,

Giy ol tacı, kurtul her tür beladan

Çocuk, üzerinde fazlasıyla durulması gereken çok değerli bir varlıktır. Anne babaya düşen en büyük vazife çocuğunu önce dünya selametine, sonrasın da ise ahret saadetine ulaştıracak terbiyeyi verebilmektir.

İnsanı insan yapan dört özellik:

1- Zekâ ve fikir,

2- Ruh,

3- İrade,

4- Konuşma,

Bu dört özellik insanı insan yapan çok önemli özelliklerdir. Bu özelliklerin de sosyal bir yönde ayrıca geliştirilmesi ve iyi bir terbiyeden geçmesi gerekir. Çocuk terbiyesinin esasını insandaki dört unsurun terbiyesi teşkil eder.

1- Zekâ ve fikir terbiyesi:

Çocuğun müşahede kabiliyetinin geliştirilmesi, zekâ ve fikir terbiyesinin esasını teşkil eder. Örneğin; çocuklar genelde ilk gördükleri eşyayı tetkik etme, yoklama, kurcalama veya daima sorular sorarak öğrenme heveslisidirler.

Onun için çocuklara daima iyi ve güzel şeyler gösterilmeli ve soruları doğru olarak net bir biçimde cevaplandırılmalıdır. Böylece çocuğun hem düşünme ve hem de karar verme yetenekleri (kabiliyetleri) gelişir, yeni yeni bilgi ve görgü sahibi olmaya başlar.

2- Ruh terbiyesi:

Bazı çocuklar ruhen çok hassas olurlar. Her şeyden alınıp kırılırlar. Hayata çabuk küserler. Böyle çocuklara çok dikkatli bir şekilde (acı da olsa) gerçekleri görmesini ve tahammül edebilmesini, fedakârlığı, merhametli, şefkatli olmayı öğretmek lazımdır.

Ruhen hassas olmayan, yani katı ruhlu çocuklar ise daha fazla alaka, sevgi, şefkat, göstererek, duygulanacak, ibret ve ders alınacak hadisler ve hadiseler anlatarak, örnekler vererek ruhen hassaslaştırmalı, olgunlaştırılmalıdır.

3- İrade terbiyesi:

İrade terbiyesinden maksat, iradesi güçlü şahsiyet yetiştirmektir. Kendi kendine (nefsine) mücadele, yani şahsi arzu ve ihtiyaçlara gem vurabilmesini veya yok edebilmesini öğretmek, nefsine hâkim bir şahsiyet yetiştirmek, irade terbiyesinin esasını teşkil eder. Bunun yanı sıra özgüveni yüksek, dikkatini kolay toplayabilen, orta bir kaygı taşıyan bir kimsede olabilmelidir. Zayıf iradeli çocukları lüzumundan fazla itaate zorlamak doğru değildir. Böyle çocukları biraz serbest bırakmalı ve kendine olan güvenini artırmaya çalışmalıdır.

İrade terbiye edilirken, çocuğun inat dönemlerinden istifade edilmelidir. Çocuklar 3-4 yaş arası ve buluğ çağında inatçı olurlar. Bu dönemler irade terbiyesi için müsait zamanlardır.

4- Konuşma terbiyesi:

Sevilen, kendisi ile konuşulan, konuşma öğrenimine yardım edilen çocuklar diğer çocuklara göre daha çabuk ve daha fazla kelimeyle konuşur. Çocuklar konuşmaya başladıkları andan itibaren;

A- Öğretilen her kelime doğru olmalı,

B- Çocuk tarafından doğru telaffuz edilmeli,

C- Anne-baba normal lehçe kullanmalı,

D- Ayrıca kelimeler yerinde ve zamanında kullanılması öğretilmelidir.

E- Çocuklarla çocuksu konuşmayı taklit ederek konuşmak onların düzgün konuşmasını geciktirir.

F- Özelliklede konuşması kaba olan anne-babaların çocukları da kaba olur.