Aile odaklı sosyal politika

Abone Ol

Toplumun kimyası, aileden ölçülür. Çünkü millet, aile denen hücrelerin bir araya gelmesiyle şekillenir. İster “çekirdek aile” olsun, ister “geniş aile” olsun, korunması gereken bu hücrelerdir. Bu açıdan sosyal devlet, aile profillerine uygun millî “aile politikaları” ve bu çerçevede “aile refah hizmetleri”ni belirleyen devlettir. Sosyal politikalar kapsamında aile fertlerinin hayat şartlarını iyileştirici aile dostu sosyal program, eğitim, destek ve yardım programları geliştirmek devletin asli görevidir.

Aile, içten dışa doğru kadından, dıştan içe doğru erkekten başlar. Kadın ve erkeğin “eş” durumu burada gizlidir. Bu eşleşme, son dönemde bir eksen kayması yaşamaktadır. Erkek ve kadının rolleri adeta yer değişmeye başlamıştır. Bu durum birbirine “eş”lik etmeyi de zorlaştırmaktadır. Boşanma sayısının evlilik sayısını geçmesi bu açıdan yeniden değerlendirilmesi gereken bir konudur. Sosyal hizmetler ve aile destek hizmetlerine yönelik yeni bir sistemin oluşum sürecinde bu ayrıntılar gözden kaçırılmamalıdır.

Aile alanındaki kamu nitelikli sosyal kurumların görev alanları ve hizmetleri, özel sektörün, yerel yönetimlerin ve STK’ların desteğine muhtaçtır.  Planlanan aile konseptine uygun olarak yeniden yapılandırılması gereken bu yapı, bu alanda özellikle bir koordinasyona ihtiyaç duymaktadır. Bugün “kadın” odaklı birçok çalışmanın, farkında olmadan (ya da bile bile) “aile” odaklı çalışmalara tezat oluşturduğunu görmek zorundayız. Sadece kadın konusunda değil, “çocuk” ve “genç” alanında da benzer yanlışlıklar yaşanmaktadır.

Önce çocuklardan başlayan bir aile politikasına ihtiyacımız var. Mevcut ailenin kutsallığını yitirmesini istemiyorsak çocuk perspektifine destek olmalıyız. Bu açıdan, sadece çocuk sayısıyla ilgili hedef göstermek yetersiz kalmaktadır. Bu noktada, ailenin sosyal refahını ve huzurunu artırmak için, çocukların getirecekleri ekonomik yükün hafifletilmesini amaçlayan aile ödenekleri sisteminin temelleri, modern bir sosyal güvenlik vasıtası olarak kurulmalıdır. Özellikle sosyo-ekonomik yönden sıkıntı içinde olan aile fertlerine (özellikle çocuklar) her türlü maddî yardım ve psiko-sosyal hizmetler sağlayan bir sosyal destek sistemi kurulmalıdır.

Aile ödenekleri ve sosyal yardım sistemi, gelir dağılımı politikaları, konut politikaları, eğitim politikaları, aktif istihdam politikaları ve genel sağlık politika ve hizmetleriyle bir arada ele alınmalı ve birbirini tamamlayıcı bir anlayışla uygulanmalıdır. Aile ödeneklerinin kapsamı, sadece ücretlilerle sınırlı tutulmamalı, sosyal güvenliği olmayan tüm çocuklu aileleri de kapsamalıdır. Aile ödenekleri, gelire bağlı olmaksızın sosyal bir hak olarak kabul edilmeli, ödenek miktarları çocukların zaruri ihtiyaçlarını ve diğer sosyal giderleri karşılayacak şekilde tespit edilmelidir.

Geniş aileler için, aile ödeneklerinin yanında sosyal yardım ve hizmetlerine de yeterli kaynak aktarılmalıdır. Aileye yönelik sosyal hizmetler kapsamında aile danışmanlığı hizmetleri ile aile ortamında yaşayan veya kimsesiz olan ileri derecede yaşlı ve özürlülerden oluşan bakıma muhtaç fertlere eve yönelik sosyal bakım hizmetleri oluşturulmalıdır. Kaynaklarının maksadına uygun olarak kullanımını sağlamak için, fonlar bağımsız kuruluşların ve STK’lerin denetimine açık olmalıdır.

Aile odaklı sosyal politika “belirlenirken” katkı sunacak tüm kurum ve kuruluşlarla istişare etmek esastır. Belirlenen politikalar “uygulanırken” seçilecek kurum ve kuruluşların yetkinliği de büyük önem taşır. Sosyal devlet, sosyal politikalarını hem belirlerken hem de uygularken mutlaka bir “karşılaştırma” (benchmarking) yöntemi geliştirmelidir. Eğer ülkemizde “kadın” denince “aile”, “aile” denince “sosyal politika” akla geliyorsa politikanızı geliştirin. Ama eğer “kadın” denince “şiddet”, “aile” denince “tatil” akla geliyorsa politikanızı değiştirin! Tabii eğer bir politikanız varsa…