19 yıllık meslek hayatımı geride bıraktım. Sayısız aileye
evlilik ve çift terapisi yaptım. Hatalı evliliklerin hatalarını buldum,
düzeltilmesi için yol gösterdim. Düzelmeyenlere, zıt karakterlere, birbirini
mutsuz eden ve bir türlü geri adım atmayan kişilere Eziyet etmeyin
birbirinize, ayrılın, geri kalan yıllarınızı yeniden düzene koyarak daha mutlu
ve sağlıklı yaşayın. dedim.
Aile hayatındaki en ciddi sıkıntı, bireyler arasındaki
iletişimin zamanla bitmesidir. İletişimin bitmesi kavramı da önemli tabii ki.
Onu da ayrıca anlatmakta fayda var.
İletişim ilginçtir! Birisiyle iletişmek için illaki göz
göze bakmanızı, diz dize oturmanızı, birbirinizin burnunun dibinden
ayrılmamanızı gerektirmez! Yeni moda iletişim anlayışı böyle! En azından bazı
mükemmeliyetçi kişiler için. Öyle bir iletişim yok! Adına sizin iletişim
dediğiniz, benim karşı tarafı baymak diye baktığım bu süreç, aslında ilişkiyi
zora sokar. Israr edeni hayal kırıklığına uğrattığı gibi, karşı tarafı
bıktırır.
İletişim, birbirinizi hissetmenizle ilgilidir.
Birbirinizin önemsendiğini fark etmenize dayalı bir süreçtir. Kişinin sizi
önemsediğini bazı beden dili söylemlerine indirgerseniz, karşı tarafın size
saygısızlık yaptığını düşünür durursunuz ki bu da evliliğinize zarar verir.
Aile üyelerinin kendi arasındaki genel konuşma, günlük
sohbet alışkanlıklarının zamanla bitmesi de başka bir sorun. Özellikle
konuşmaların keyiften uzaklaşması, yapılan konuşmaların zamanla işe yaramadığı
düşüncesinin oluşmasına neden olmaya başlıyor. Çünkü ağzınızı her açtığınızda
karşılıklı birbirinizle ilgili yakaladığınız hatayı gözler önüne sermeniz,
konuşma/sohbet değildir. Günümüzde ilişkilerde hep Aha yakaladım senii !
Benden kaçmaz !!! formatına oturmuş konuşmalar var. Oysa eski büyükler
bilirler. Bir kızı veya erkeği evlendireceklerinde; Yavrum Artık
evleniyorsun Bundan sonra bir kulağın sağır, bir gözün kör olsun derlermiş.
Kulak ve gözü metafor olarak düşünürseniz eğer işiniz kolaylaşır. Eşinizin her
yaptığını görmeyin, her lafına alınganlık yapmayın. Sadece konuşun onunla, havadan sudan Oradan buradan sıradan
konuşmalar yapın.
Evlilik elden gidiyor
Eşinizle veya çocuğunuzla yaptığınız her konuşmanın
sonunda illaki bir uzlaşmaya varmaya çalışmayın. Sallantıdaki ilişkiler için en
ciddi risk bu çünkü. Evlilik elden gidiyor Siz ev halkınızla uzlaşmaya
çalışıyorsunuz! Niye risk Uzlaşabilmek için ona -kendi doğrularınızı-
dayattığınızı fark etmezsiniz bile! Siz uzlaşma gayreti içindeyken, sorun
yaşadığınız kişi yine yapıyor yapacağını Kendi saçmalıklarını bana kabul
ettirmeye çalışıyor diye düşünür normal olarak. Niye normal olarak dedim Ee
onun doğruları da sizin için saçmalık da ondan! Ve en önemlisi eşinizin veya
çocuğunuzun yerine düşünmeyin lütfen. Pek çok insan farkında olmadan karşısındakinin ne düşündüğünü bildiğini
farz ederek yaşayıp gider. Örneğin soru
sorarsınız işten gelince eşinize. Cevap vermez. Biliyorum Sabahtan evden
çıkarken bana kızmıştı, intikam alıyor benden. diye düşündüğünüz an, onun
aklını okuduğunuzu sandığınız andır. Ve kesin hata! Belki trafik yoğundu
yoruldu Belki ödeyemediği faturayı düşünüyor! Belki iş arkadaşının hastalığı
onu rahatsız etti! Beyninden bin tane şey geçiyor olabilir. Öyleyse akıl okumadığınız her pozisyon, kesin
olarak iyi anlaşacağınız güzel günlere biletsiz yolculuk gibidir! Akıl okumayın
yeter! Birbirinizle keyifli ilişkiler kurmaya çalışın. Konuşun; ama
problemlerinizi konuşmayın. Önce aranızda bitmeye yüz tutmuş diyaloğu kurtarın!
Gerisi kendiliğinden gelir
Başka önemli bir hatırlatmam var. Duygularınızla alay
eden kocanızla duygular konuşulmaz! O zaman onun alay etmeyeceği konularda
genel sohbetler yapmaya çalışın. Sizi anlamayan insana kendinizi anlatmaya
çalışmayın! Önce sizi dinlemeyi öğrenmesini sağlayın. Çünkü sizi dinlemiyor!
Kulaklarını tıkıyor sizden gelen her şeye. O zaman önce sizi dinlemeyi
öğrenmeli. Fıkra dinlesin, markette olan komik bir olayı dinlesin Mahalleye
gelen hırsızın oluşturduğu paniği dinlesin Yeter ki dinlemeyi öğrensin! Sevgili bayanlar, lütfen bana kızmayın ama
erkekleri ve çocukları, evin annesiyle konuşmaktan alıkoyan en önemli neden,
bayanların her ağzını açtığında sadece ve sadece sorunlardan bahsetmesi gibi
görünüyor. Sonu neşeyle biten, gülmekten
gözlerinizden yaşların geldiği, size yeniden hayran kaldığı konuşmaların
ardından kavga çıkar mı dersiniz Demek ki ailede ortak bir yaşam dili olmalı.
Evin ister annesi olun ister babası, ister birinci çocuğu olun ister sekizinci
evladı hiç fark etmez.
Aile hayatı...
Bana kalırsa bir yandan bu aile hayatı meselesini çok
abartmayın! Çünkü aile hayatı şöyle önemli, aile hayatı böyle önemli diye
tutturduğunuzda gözünüzde iyice büyüyor ve onu mükemmel bir çizgiye oturtmaya
çalışıyorsunuz. Bu kez gözünüzde çok büyüdüğü için bir türlü yetmiyor size
içindeki ilişkiler. Diğer yandan aile hayatını gereğinden fazla hafife de
almayın. İçinde insan canlıları var. Bu insanların duyguları var. Kimi zaman
öfkesi, kimi zaman yorgunluğu, kimiz zaman mutluluğu var bu insanların. Her
türlü duygusuyla evin içinde salınıyor üstelik. Arada bu duygulara göz atmak
lazım. Ne olup bittiğine bakmak lazım. İnsanların ihtiyaçlarını karşılayacak
mini prensipleri canlı tutmak lazım. Özetle önemliyi önemsiz, önemsizi önemli
yapmayın! Yaşayın gitsin... Abartmayın... Fazla da hafife almayın... Orta yolu
bulmaya çalışın.... Bulamıyorsanız gelin veya internet terapi şeklinde randevu
alın ben yardım edeyim size... Sevgiler...