Aile iletişiminin üslubu olur mu? (2)

Abone Ol

19 yıllık meslek hayatımı geride bıraktım. Sayısız aileye

evlilik ve çift terapisi yaptım. Hatalı evliliklerin hatalarını buldum,

düzeltilmesi için yol gösterdim. Düzelmeyenlere, zıt karakterlere, birbirini

mutsuz eden ve bir türlü geri adım atmayan kişilere Eziyet etmeyin

birbirinize, ayrılın, geri kalan yıllarınızı yeniden düzene koyarak daha mutlu

ve sağlıklı yaşayın. dedim.

Aile hayatındaki en ciddi sıkıntı, bireyler arasındaki

iletişimin zamanla bitmesidir. İletişimin bitmesi kavramı da önemli tabii ki.

Onu da ayrıca anlatmakta fayda var.

İletişim ilginçtir! Birisiyle iletişmek için illaki göz

göze bakmanızı, diz dize oturmanızı, birbirinizin burnunun dibinden

ayrılmamanızı gerektirmez! Yeni moda iletişim anlayışı böyle! En azından bazı

mükemmeliyetçi kişiler için. Öyle bir iletişim yok! Adına sizin iletişim

dediğiniz, benim karşı tarafı baymak diye baktığım bu süreç, aslında ilişkiyi

zora sokar. Israr edeni hayal kırıklığına uğrattığı gibi, karşı tarafı

bıktırır.

İletişim, birbirinizi hissetmenizle ilgilidir.

Birbirinizin önemsendiğini fark etmenize dayalı bir süreçtir. Kişinin sizi

önemsediğini bazı beden dili söylemlerine indirgerseniz, karşı tarafın size

saygısızlık yaptığını düşünür durursunuz ki bu da evliliğinize zarar verir.

Aile üyelerinin kendi arasındaki genel konuşma, günlük

sohbet alışkanlıklarının zamanla bitmesi de başka bir sorun. Özellikle

konuşmaların keyiften uzaklaşması, yapılan konuşmaların zamanla işe yaramadığı

düşüncesinin oluşmasına neden olmaya başlıyor. Çünkü ağzınızı her açtığınızda

karşılıklı birbirinizle ilgili yakaladığınız hatayı gözler önüne sermeniz,

konuşma/sohbet değildir. Günümüzde ilişkilerde hep Aha yakaladım senii !

Benden kaçmaz !!! formatına oturmuş konuşmalar var. Oysa eski büyükler

bilirler. Bir kızı veya erkeği evlendireceklerinde; Yavrum Artık

evleniyorsun Bundan sonra bir kulağın sağır, bir gözün kör olsun derlermiş.

Kulak ve gözü metafor olarak düşünürseniz eğer işiniz kolaylaşır. Eşinizin her

yaptığını görmeyin, her lafına alınganlık yapmayın. Sadece konuşun onunla,  havadan sudan Oradan buradan sıradan

konuşmalar yapın. 

Evlilik elden gidiyor

Eşinizle veya çocuğunuzla yaptığınız her konuşmanın

sonunda illaki bir uzlaşmaya varmaya çalışmayın. Sallantıdaki ilişkiler için en

ciddi risk bu çünkü. Evlilik elden gidiyor Siz ev halkınızla uzlaşmaya

çalışıyorsunuz! Niye risk Uzlaşabilmek için ona -kendi doğrularınızı-

dayattığınızı fark etmezsiniz bile! Siz uzlaşma gayreti içindeyken, sorun

yaşadığınız kişi yine yapıyor yapacağını Kendi saçmalıklarını bana kabul

ettirmeye çalışıyor diye düşünür normal olarak. Niye normal olarak dedim Ee

onun doğruları da sizin için saçmalık da ondan! Ve en önemlisi eşinizin veya

çocuğunuzun yerine düşünmeyin lütfen. Pek çok insan farkında olmadan karşısındakinin ne düşündüğünü bildiğini

farz ederek yaşayıp gider.  Örneğin soru

sorarsınız işten gelince eşinize. Cevap vermez. Biliyorum Sabahtan evden

çıkarken bana kızmıştı, intikam alıyor benden. diye düşündüğünüz an, onun

aklını okuduğunuzu sandığınız andır. Ve kesin hata! Belki trafik yoğundu

yoruldu Belki ödeyemediği faturayı düşünüyor! Belki iş arkadaşının hastalığı

onu rahatsız etti! Beyninden bin tane şey geçiyor olabilir.  Öyleyse akıl okumadığınız her pozisyon, kesin

olarak iyi anlaşacağınız güzel günlere biletsiz yolculuk gibidir! Akıl okumayın

yeter! Birbirinizle keyifli ilişkiler kurmaya çalışın. Konuşun; ama

problemlerinizi konuşmayın. Önce aranızda bitmeye yüz tutmuş diyaloğu kurtarın!

Gerisi kendiliğinden gelir

Başka önemli bir hatırlatmam var. Duygularınızla alay

eden kocanızla duygular konuşulmaz! O zaman onun alay etmeyeceği konularda

genel sohbetler yapmaya çalışın. Sizi anlamayan insana kendinizi anlatmaya

çalışmayın! Önce sizi dinlemeyi öğrenmesini sağlayın. Çünkü sizi dinlemiyor!

Kulaklarını tıkıyor sizden gelen her şeye. O zaman önce sizi dinlemeyi

öğrenmeli. Fıkra dinlesin, markette olan komik bir olayı dinlesin Mahalleye

gelen hırsızın oluşturduğu paniği dinlesin Yeter ki dinlemeyi öğrensin!  Sevgili bayanlar, lütfen bana kızmayın ama

erkekleri ve çocukları, evin annesiyle konuşmaktan alıkoyan en önemli neden,

bayanların her ağzını açtığında sadece ve sadece sorunlardan bahsetmesi gibi

görünüyor. Sonu neşeyle biten,  gülmekten

gözlerinizden yaşların geldiği, size yeniden hayran kaldığı konuşmaların

ardından kavga çıkar mı dersiniz Demek ki ailede ortak bir yaşam dili olmalı.

Evin ister annesi olun ister babası, ister birinci çocuğu olun ister sekizinci

evladı hiç fark etmez.

Aile hayatı...

Bana kalırsa bir yandan bu aile hayatı meselesini çok

abartmayın! Çünkü aile hayatı şöyle önemli, aile hayatı böyle önemli diye

tutturduğunuzda gözünüzde iyice büyüyor ve onu mükemmel bir çizgiye oturtmaya

çalışıyorsunuz. Bu kez gözünüzde çok büyüdüğü için bir türlü yetmiyor size

içindeki ilişkiler. Diğer yandan aile hayatını gereğinden fazla hafife de

almayın. İçinde insan canlıları var. Bu insanların duyguları var. Kimi zaman

öfkesi, kimi zaman yorgunluğu, kimiz zaman mutluluğu var bu insanların. Her

türlü duygusuyla evin içinde salınıyor üstelik. Arada bu duygulara göz atmak

lazım. Ne olup bittiğine bakmak lazım. İnsanların ihtiyaçlarını karşılayacak

mini prensipleri canlı tutmak lazım. Özetle önemliyi önemsiz, önemsizi önemli

yapmayın! Yaşayın gitsin... Abartmayın... Fazla da hafife almayın... Orta yolu

bulmaya çalışın.... Bulamıyorsanız gelin veya internet terapi şeklinde randevu

alın ben yardım edeyim size... Sevgiler...