Bu sıralar “mustafa@evliligehazirlik.net” adresime “ aile içi şiddetle ilgili” pek çok mailler geliyor.
Bu e-mail adresim, kitaplarımın üzerideki elektronik adresimdir.
Uzun zamandır bakmamıştım.
Bir açtım baktım ki, “aman Allah’ım!..” mailler bir yığın olmuş.
Maillerin pek çoğu “şiddetle” ilgili olması, insanı tedirgin ediyor.
Bu insanlara ne oluyor yahu!..
Kadınlar mı çıldırmış, yoksa erkekler mi çıldırmış anlayamıyorum
Herkes birbirinden şikâyetçi, herkes de haklı…
Şiddetin temel nedenine baktığımızda “alkol” birinci sırada yer alıyor.
Alkol almayan, hatta İslami duyarlılığı olan aileler de bile şiddet, almış başını gidiyor.
***
Bizim toplumumuzdaki “aile içi şiddetin” temelinde, “alkolün” birinci sırda yer aldığını devamlı savunuyorum.
“Aile içi şiddet bürosu” tarafından yapılan araştırmaya göre şiddet uygulayan kişilerin “yüzde 81,2’si alkolden dolayı” olduğunu ortaya koydu.
Bunun yanında başka aile içi şiddet uygulamaları yok mu
Elbette vardır.
Nelerdir bunlar
“Erkeklik kompleksini” tatmin etmek için şiddet uygulayanlar.
“Yöresel ve geleneksel” anlayıştan dolayı şiddet uygulayanlar.
“Ailedeki yetişme tarzından” dolayı şiddet uygulayanlar.
“Toplumsal baskılardan” dolayı şiddet uygulayanlar.
“Kutsal değerleri, kendi egosu” doğrultusunda yorumlayıp şiddet uygulayanlar.
“Bilgisizlikten ve görgüsüzlükten” dolayı şiddet uygulayanlar.
Aile içi şiddetle ilgili daha bir sürü nedenler sıralanabilir...
Bunların istatistikî oranlarını bilmiyoruz.
Tahmini olarak, yüzde 81 den sonra kalan yüzde 19 arasında bölünebilir.
Şunu rahatlıkla dillendirebiliriz.
Aile içi şiddetin esasını oluşturan “alkolün” yanında, bu uygulamaların çok hafif olduklarını söylemek durumundayız.
***
Karı-koca ilişkisi dendiğinde, sorunsuz bir ilişki, insanın aklına gelmemeli.
Aile içerisinde, “sorun” olmaz mı
Olmaması zaten düşünülemez.
Karı-Koca arasında “kavgalar” da, “tartışmalar” da olabilir.
Kavga, istenmesine istenmez ama hayatın her alanında vardır.
Gerçekte “zorluklar ve kavgalar,” insan yaşantısının doğal bir parçasıdır.
Ancak bunların üstesinden gelebilmek önemli.
Bütün kavgaların altında yatan “istek nedir ”
Bu istek, “hayata bağlanma isteğidir.”
Eğer bu duygu insanlarda olmasaydı yaşadığımız her şey sıradanlaşır ve anlamsızlaşırdı.
Aslında insanlar konuşup anlaşamadıklarından kavga ediyorlar.
Bizde “konuşma kültürü” yerine, “kavga kültürü” hâkim olduğundan, kişiler kendilerini “fiziksel güçleriyle” ispatlamaya çalışıyorlar.
En küçük bir olayda işi kavgaya döküyorlar.
Bütün kavgaların ve anlaşmazlıkların temelinde de “iletişimsizlik” yatıyor.
***
Bir başka açıdan olaya baktığımızda çağın getirdiği ”yeni bir anlayış” öne çıkıyor.
Bu anlayış da, “çağın insanının sabırsızlığı ve tahammülsüzlüğüdür.”
Çağımızın insanı “sıkıntıya ve zorluğa” gelmiyor.
İstediği anında yerine gelsin istiyor.
Olmayınca da “sorun çıkarıyor ve kaba kuvvete başvuruyor.”
Bir başka durum da “ruhsal yönden” problemli kişiler geliyor.
Buna “depresyon” da diyebiliriz.
Bunun üzerine söylenecek çok şeyler var ama konuyu uzatmayalım.
Bu konumda olanlar da, “tıbbı yönden” tedavi edilmesi gerekiyor.
Saygı duyup önemsediğimiz insanların bile, aile içi şiddete başvurduklarını ve insanlık dışı davranışlarda bulunduklarını duyuyoruz.
Bizim dışımızdaki insanlarda, bu tür davranışlar çok daha fazla öne çıkıyor.
Son dönemlerde medyada gördüğümüz “cinayetler” de “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının,” erekler üzerinde uyguladığı yanlış politikalar yüzünden olduğu gerçeğini de bilmeliyiz.
Bizim gibi, “İlkesiz ve kuralsız” toplumlarda, aklı başında olduğunu bildiğimiz insanlar bile, bu tür “gayri insani” davranışlar da bulunabiliyorlar.
Özellikle,
“İslami duyarlılığı” olan insanların yapması çok daha “acı ve üzücü” oluyor.