Gündem

Aile dinamiklerinin güçlendirilmesi şart

Aile dinamiklerinin güçlendirilmesi şart

Abone Ol

İnsanların maneviyattan uzaklaşmaları, yerel zenginliklerin çöküşü, aile bireylerinin birbirlerine kenetleyen sevgi ve saygı bağlarının zayıflaması aileyi bir arada tutan dinamikleri sarstı.

Modern hayat, hayatımızdan pek çok şey alıp götürdü. Özellikle aile yapımızda büyük değişimler ve tahribatlar ortaya çıktı. İnsanların maneviyattan uzaklaşmaları, yerel zenginliklerin çöküşü, aile bireylerinin birbirlerine kenetleyen sevgi ve saygı bağlarının zayıflaması aileyi bir arada tutan dinamikleri sarstı. Ailenin yeniden güçlenmesi için çeşitli çalışmalar yapılıyor. Ancak bu konuda etkili bir çözüme ulaşabilmek için, İslam‘ın hayatımızın her alanında aktif olması ve bu kapsamda aile bireylerinin rolleri yeniden tanımlanması gerekmektedir.

Aileyi ayakta tutan değerler

Allah‘ın rızasına uygun yaşamak: Aile içinde eşler ya da çocuklar öncelikle Allah‘a hesap vereceklerini bilmeli ve birbirlerine saygı göstermelidirler. Aile içinde huzuru sağlamanın bir sorumluluk olduğunu bilmelidirler.

Sorumlulukların yerine getirilmesi: Aile içinde anne baba ve çocukların rolleri bellidir. Buna göre baba baba gibi, anne anne gibi davranmalı ve çocuklar bu çatı altında nerede ne yapacaklarını öğrenmelidirler.

Sevgi ve saygı esas alınmalıdır: Sevgi sözcüğü günümüz insanının en sık dillendirdiği ancak bir o kadar da istismar ettiği bir kavramdır. Eğer bu insanların ifade ettiği gibi insan ilişkilerinde sevgiye yer veriyor olsaydık, insanlar sokaklarda birbirlerini itip kalkmazlar, karı koca küçük bir şeyde boşanmaya kalkmaz, çocuklar arkadaşlarıyla ilişkilerinde bencil davranmazlardı. Sevginin, aynı zamanda emek olduğunu bilmeli ve çocuklarımızla ve eşimizle ilişkilerimizde verici olmaya her şeyi karşı taraftan beklememe gayret etmeliyiz.

Karı koca arısında rekabet olmamalı: Modern kültür, kadın erkek eşitliği söylemiyle birbirini tamamlayan ve çocukların eğitimi konusunda ele ele veren çiftleri rekabete sürükledi. Kendini evinin kadını, çocuğunun annesi olarak gören kadın artık, kamusal alanda ya da evinde kendisini eşiyle rekabet eden biri olarak tanımlamaya başladı. Bu da çeşitli sorunlara ortam hazırlıyor. Oysa kadın erkek birbirlerinin destekçisi ve yardımcıdır.

Anne baba yanyana olmalıdır

Çocukların eğitimi konusunda anne baba birlikte hareket etmelidir: Çocukların eğitim genellikle annelerin üzerine yıkılır. Kadın bir yandan evin işleriyle meşgul olurken diğer yandan çocukların eğitimiyle ilgilenir. Bu durum bir süre sonra kadını yorar ve aile içinde çeşitli sorunlar ortaya çıkar. Oysa çocuğun eğitimi konusunda anne de baba da sorumludur ve birlikte hareket etmelidirler.

Hobiler oluşturmak: Birlikte bir şeyler yapmak aile içinde sevgi ve dayanışma ruhunu arttırır. Anne baba çocukların da katılabileceği ortak hobiler oluşturmalı ve birlikte yapılan işleri arttırmalıdırlar.

Aile sohbetleri yaşadığımız sorunları çözme noktasında önemli bir dayanışma örneğidir. Aile bireyleri belli bir saatte bir araya gelerek sohbet edebilirler, yaşamlarındaki iyi ve kötü olayları paylaşabilirler ve aile içindeki sorunlara ortak çözüm önerileri getirebilirler.

Çocuk hayatı tanır

6-12 yaşlarında çocuklar oyun aracığıyla dış dünyayı tanımaya çalışır. Doğal olarak bağlandığı nesneleri arttırır ve sorularıyla nesneleri ve olayları algılamaya çalışır.

3 yaşına kadar geçen sürede çocukta şu duygular gelişir

Anneyle sağlıklı bir ilişki ve bağlılık

Yemeğini yemeyi öğrenmek

Çevreyi tanımak kendini korumak yürümeyi koşmayı öğrenmek

Temel güven duygusunu geliştirmek

Basit nesneleri kullanmayı öğrenmek

3-6 yaş arasında çocuk çevreyle ilişki kurmayı öğrenir. Kendisinin diğer insanlardan ayrı bir varlık olduğunu keşfeder. Çocuk artık bedensel ve duygusal olarak farklı bir birey olduğunu bilir. Sıradan işlerini, yüzünü yıkama, dişlerini fırçalama, yemek yeme gibi ihtiyaçlarını karşılayabilir.

Hazreti Peygamber‘in çocuk sevgisi

Efendimiz torunlarını kucağına alır ve "bunlar benim dünyadaki iki reyhanım (kokuların en güzeli) der ve onlarla ilgilenirdi. Hazreti Peygamber torunlarına gösterdiği sevgiyi bütün çocuklara gösterir ve onlarla konuşurdu. Onun çocuklara olan sevgisini, Usame Bin Zeyd şöyle anlatır: "Efendimiz bir dizine beni, diğer dizine torunu Hasan‘ı oturtur sonra bizi bağrına basar, "Allah‘ım ben bunları seviyorum bunları sen de sev diye dua ederdi.

Efendimiz çocuklara değer verir ve onlarla ilişkilerini asla kesmezdi. Bir gün evinden çıkmış torunlarından birini bağrına basarak "siz çocuklar (çok büyük) imtihan vesilesisiniz, bu nedenle bazen cimriliğe bazen korkaklığa bazen de cehalete müptela kılarsınız. Buna rağmen sizler Allah‘ın en güzel kokulu nimetisiniz. ( tirmizi bir 11) buyurdu.

Ashaptan Büreyde‘nin naklettiğine göre, Allah Resülü, mescitte hutbe okurken henüz çok küçük yaştaki torunlarının düşe kalka ilerlediklerini görünce hutbeyi yarıda keserek yanlarına gitmiş onları kucağına alarak tekrar hutbeye çıkmış ve Allah Teala "mallarınız ve evlatlarınız (sizin için) bir imtihan vesilesidir" derken ne kadar doğru söylemiş, bunları öyle görünce sabredemedim. Buyurmuş ve hutbesine devam etmiştir. (Tirmizi Menakı, 30)