Aile çöküyor, lütfen acil tedbir alın!

Abone Ol

Mehmet Aydın… Sivas’ın Divriği ilçesinde oturuyor. Esnaf emeklisi… Milli Gazete’mizi reklâmlarına kadar okuyan sadık okurlardan…

Geçen gün aradı.  Uzun uzun sohbet ettik. Dertli mi dertli… Derdi, esasen hepimizin ortak derdi. Daha doğrusu öyle olması icap ediyor.

Bir kulak verelim mi;

* “Önümde Milli Gazete’nin manşeti var. ‘Evliliği kolaylaştırın’ diyor, manşet haberde. Çok isabetli bir manşet. Elbette evliliği kolaylaştırmak lazım. Buradan yola çıkarak şu soruyu da kendimize sormamız gerekir; boşanmalar son yıllarda neden astronomik bir biçimde arttı? Gençler neden artık evlenmek istemiyor?”

* “Sorgulanması ve acil önlem alınması gereken bir diğer ilgili konu da, aile. Batı’nın aile sistemi çöktü. Şimdi uzun süredir bizde de Batı toplumlarında olduğu aile çökertilmek isteniyor. Aile birlikteliği zayıflıyor, aile fertlerinin birbirine saygısı, hürmeti kalmadı, ne yazık ki! Çok üzülüyorum!”

* “Ülkenin hemen her yerinde şu fotoğrafı görmemek mümkün mü; ahlâk yok oluyor ve ülke bu anlamda uçuruma doğru yuvarlanıyor. Sokaklarda, caddelerde gençleri görüyorum ve kendi kendime, ‘Bunlar nasıl aile/yuva kuracak?’ diye sormadan edemiyorum. Bu gençler, nasıl çocuk yetiştirecekler, nasıl sorumluluk alacaklar? Bundan 20-30 yıl sonrasını düşünmek dahi istemiyorum! Devletin bu alanda acil hem de çok acil tedbir alması şart!”

* “Ülkemiz silahlı yabancı güçler tarafından işgal edildiğinde millet olarak ne yaptıysak, nasıl topyekûn/yekvücut hareket ettiysek bu ahlâki çöküntü karşısında aynı duyarlılığı göstermemiz lazım. Yoksa devlet çöküyor. Ailenin çökmesi demek devletin çökmesi demektir. Yetkililerimiz bu haykırışımı duysun, rica ediyorum…”

***

Siz söyleyin; Divriği’de ikamet eden Mehmet amcamızın bu görüş ve düşüncelerine ne diyorsunuz?

SGK’NIN KARŞILADIĞI PROTEZ ÜCRETLERİ 10 YILDIR GÜNCELLENMEDİ!

Telefonum çaldı. Açtım. Arayan Celal Altunyurt. Başkent Ankara’dan. Milli Gazete’yi satır satır okuyanlardan...

“Adnan Bey, derdimizin halli için bu konuyu da yazar mısınız?” “Hayırdır, inşallah” dedim.

Konu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile ilgili…

Celal Bey, protez kullanıyor, uzun zamandır. Ve dönem dönem bu protezlerin değişmesi gerekiyor.

Anlattıkları çarpıcı! Gerisini Celal Altunyurt’tan dinleyelim;

* “Engelliler, devlet (SGK) yardımıyla protez yaptırıyor. Tıpkı gözlük gibi… Hastaneden rapor alarak protez yapan firmaya gidiyoruz, firma da bunun ücretini SGK’ya fatura ediyor. Fakat SGK yaklaşık 10 yıldır bu ücretleri güncellemiyor. Firmaların bize aktardığı bu. Diyelim ki yaptıracağım protez 3 bin TL. SGK bu rakamın 10’da birini ödüyor, yani, 300 TL kadarını ödüyor. Firmalar gerisini bizden tahsil ediyor. Bir emekli için büyük para bu. Bu yüzden protez yaptırırken çok zorlanıyoruz. Çalışmak zorunda olanlar da kırık protezlerle işlerine gidiyor veya evlerinde oturuyor…”

***

Bir not daha…

1980’lerde protez ücretlerini devlet karşılamıyordu. Sonrasında,1994 yılında devlet protez yapmaya başladı. Bir adım sonra ihaleyle bu işi çözmek istediler. Son aşamada ise, tüm bu formüllerden vazgeçilerek “ücretini karşılama” yolu benimsendi.

Ancak, SGK kapsamında karşılanan protez ücretleri yıllar boyunca hiç artırılmadığı için arada büyük bir fark meydana geldi. Celal Altunyurt’un anlatımına göre, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yaklaşık 10 yıldır bu fiyatları güncellemiyor ve engelliler bu anlamda hayli mağdur olmuş durumda…

BU NASIL BİR CEZA, YAHU!

Ali Mengüçoğlu… Saadet Partisi İstanbul/Küçükçekmece İdare Amiri.

Geçenlerde kendisine bir sosyal medya mecrasından ilginç bir not geldi. Not şuydu; “24 saat cezalısınız(!) Bir gün boyunca bu sosyal medyayı kullanamayacaksınız!”

Haydaaa! Bu da nereden çıkmıştı?

Meğerse sosyal medya hesabında, TV5 programlarından bir bölüm yayınlamış, Ali Bey. Yayının konusu da ‘aşı’ ile ilgiliymiş! Uluslararası sosyal medya şirketi, bu yayını beğenmemiş ve Ali Mengüçoğlu’na kendince ceza(!) vermiş! Peh peh peh! 

Konuştum, Ali Bey’le; bu türden cezaları(!) daha öncesinde de birkaç kez tekrarlamışlar!  Bu nasıl bir tahammülsüzlük! Paylaşımında hakaret var mı, yok! Küfür var  mı, yok! Eee, arkadaş, herkes sizin gibi düşünmek zorunda mı?

***

Bir not daha; sahi, çok takip edilen, çok bilinen uluslararası bu sosyal medya şirketleri Türkiye’de ofis açtılar mı, acaba? Türkiye’ye vergi vermeye başladılar mı, acaba? Duyanınız, bileniniz, göreniniz var mı?

DÜŞÜNDÜREN KARA DELİK!

Eğitimci yazar Süleyman Beledioğlu…

TRT Haber’deki eğitim programında izledim. 

TRT, devletin televizyonu… Bu sebeple analizlerine, yorumlarına daha bir dikkat kesildim. 

Süleyman Beledioğlu, yıllarca eğitimle alakadar olan bir uzman. 

Acaba geleceğin meslekleri hakkında ne diyecek? Üniversite sınavına giren öğrenciler için neler tavsiye edecek diye kulak kabarttım.  

Son derece çarpıcı bilgiler verdi; “Türkiye’deki üniversitelerde her 100 üniversite mezunundan 84’ü sanayicinin iş veremeyeceği mezun konumunda…” 

Sanayicinin işe alabileceği üniversite mezunu oranı sadece yüzde 15 dolayında! Korkunç bir rakam değil mi, sizce de? 

Gençler üniversiteyi bitiriyor ama kendilerini de bitiriyor. İş bulamıyor. Çünkü yeterli değiller!

Öyle anlaşılıyor ki eğitimin ‘kara delik’lerinden biri de bu durumumuz! 

Bu analizi üstelik de devlet televizyonunda izledikten sonra kendi kendime sormadan edemedim; 

* “Sahi, Milli Eğitim Bakanı, YÖK Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu üyeleri bu kara tablo hakkında ne/neler düşünüyor, acaba?”

***

Beledioğlu’nun konu hakkında başka neler söylediğine de şöyle bir göz attım; diyor ki;

* “Türkiye’deki üniversitelerde her 100 üniversite mezunundan 84’ü sanayicinin iş veremeyeceği mezun konumunda! Öyle diyor sanayici. 100 üniversite mezunundan 84’ü benim iş vereceğim donanıma sahip değil diyor.” 

* “TÜSİAD diyor ki: ‘Türkiye’de işsiz üniversite mezunu falan yok, ben çalıştıracak adam bulamıyorum. Her 100 üniversite mezunundan sadece 15’i benim aradığım standartta.’ Şimdi üniversiteye bakıyorsunuz, hangi teknoloji becerisini veriyor ki?” 

***

Üzerinde durmaya değer bir konu!

Peki, ya sizce!