Ahlaki radikalizm

Abone Ol

Boşuna yaşamadık bu memlekette.

Lafta radikalizm ile yıllarını geçiren çok kişiye tanık olduk.

Bu adamlar çok büyük konuşuyor ve konuştukları cümlenin altında ezilip gidiyorlardı.

Sözü en tavizsiz ve en ses getirecek biçimde söylüyor, lakin hayatlarında ağızlarından çıkan manadan hiç eser yoktu.

Büyük laf etmek hiçbir gemiyi yerinden oynatamadı bugüne kadar.

Memleket ahvalini ve dünya düzenini bir iddia üzere sözle dava konusu yapmak nicelerini kendi hayatlarında çelişki içerisinde bıraktı.

Çünkü onlar kendi evlerini düzenlemeden dünyaya şekil vermek gibi bir işe girişmişlerdi.

Kamuya seslenirken kendilerini ihmal edip ayaklarının dibindeki dünyadan bihaber yaşadılar.

Âleme nizam verme gayretkeşliği kendi dağınık durumunu görmemenin bahanesi oldu neredeyse. ‘Radikalizm’ denilen o tavizsiz kararlılık keşke ahlaki boyutta kendine yer bulsaydı da şimdi bir cerahat gibi dışarıya sızan negatif örneklere tanıklık etmeseydik.

Doğruluk, dürüstlük, adalet, sadakat ve hilm gibi ahlaki meziyetlerin hayatımıza ve de toplumumuza yerleşmesi için radikal bir duruş sergileseydik keşke kötü mü olurdu?

 

FATURAYI KADINLARA KESMEK REVA MI?

Geçen kıymetli yazar Yıldız Ramazanoğlu da Karar gazetesindeki köşesinde değindi,  insani sorumluluk ve ahlaki mesuliyet noktasında cinsiyetçi yaklaşımda neden ısrar ediyoruz?

Kadın ve erkek bu hayata birlikte hükümet ettiğimize göre dünyanın ağırlığını da birlikte kaldırıyoruz demektir.

“Kadınları hadsizce tedip ve terbiye etmeye yönelen, kadına ve erkeğe ayrı ahlak öneren dil dinden soğutuyor.”

Bu tespit de Yıldız Hanım’a ait.

Şayet hayatı yaşama alışkanlığına dayalı bir din anlayışına sahip değilsek bu ikircimli yaklaşımı durup düşünmemiz lazım.

İnsan olma ve yaradılış esası bakımından hiçbir cinsiyetin diğerine bir üstünlüğü yoktur. Yegâne üstünlük takva iledir.

Dolayısıyla modern hayatta ne tür fenalıklar yaşıyorsak erkek ve kadın birlikte yaşıyor ve bazı şeylere birlikte maruz kalıyoruz.

Tutup da manevi mesuliyetin çoğunu kadınların sırtına yıkmak kendini Allah katında imtiyazlı kılma cüretinden başka bir şey değildir.

İlk yasak aslında bütün yasakların muhatabını işaret etmek noktasında açık bir mesajdır: “Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik” (Bakara 35).

Görüleceği gibi daha bu ilk yasakta yaratıcı her iki cinse müşterek mesuliyet vererek onları yine müşterek bir imtihana tabi tutmuştur.

Erkeğin kadına, kadının erkeğe karşı hak ve sorumlulukları olduğu gibi her iki cinsin hem topluma hem Rablerine karşı karı koca olmaktan bağımsız sorumlulukları vardır.