Ahlâki Çürümüşlük

Abone Ol

Saniyeler içinde milyonlarca insanın hayatı değişirken insan halen neyine güvenerek insanlıktan çıkıyor. 6 Şubat Kahramanmaraş depreminden sonra olanlar ülke insanının özellikle de bazı bölge insanlarının, devletin ve yöneticilerinin ahlâki çürümüşlüğünü ortaya koydu. Ne acı ki fanatik tarafgirlik hastalığına yakalananlar, depremden sonra ilk iki gün hükümetin deprem bölgesinde (en azından Kahramanmaraş’ta) olmadığını bildikleri hatta gördükleri halde hükümete toz kondurmamak için depremden sonra ilk iki gün devlet yoktu diyorlar da hükümet yoktu diyemiyorlar. Devlet bir organizasyondur ve bu organizasyonu çalıştıran hükümettir, ilk iki gün hükümet deprem bölgesinde yoktu; yani arama-kurtarma yapmadı/yaptırmadı, olan gerçek budur. Bu gerçek her şekilde ispatlanabilecek bir gerçektir, tarih bunu yazmıştır. Hükümet orada olmadığı halde vardı iddiası, hükümetin yani devlet yöneticilerinin ahlâki çürümüşlüğünü gösteriyor.

Evet depremden sonra ilk iki gün hükümet orada yoktu, herkes kendi başının çaresine bakmaya çalıştı, ülkenin diğer şehirlerinden insanlar oraya ulaşmaya uğraştı, kimi ulaştı kimi ulaşamadı. Milletimiz, hükümetten daha büyük olduğunu depremzedelere yaptıkları çeşitli yardımlarla gösterdi. Halen de gösteriyor. Gelgelelim deprem bölgesi dışındaki şehirlerdeki insanlarımız ne kadar insanlığını göstermeye çalışıyorsa deprem bölgesinde evi yıkılmamış ev/daire sahipleri, nakliyeciler, marketi ayakta kalan marketçiler ve esnaflar da (istisnalar kaideyi bozmaz) o kadar insanlıktan çıktıklarını gösteriyor. Nasıl mı? Depremden önce iki-üç bin lira olan ev kiralarını ev sahipleri 9-10 bin liraya çıkarmış durumda. 6 Şubat’tan önce kirası iki bin lira olan bir daire nasıl olur da 6 Şubat’tan sonra 9 bin lira olur, hangi sebeple olur, bu kirayı böyle yükselten bir ev sahibi insan mıdır! Kesinlikle insan değildir insanlıktan çıkmıştır. Ev/daire sahipleri evlerine/dairelerine yüzde 350 zammı hangi hakla yapıyor! Hangi insanlıkla yapıyor! Hangi ahlâkla yapıyor! Bunun ilgili mercilere şikâyet edilmesi söyleniyor, peki ev kirasına yüzde 350 zam yapan ev sahibini hangi yönetmelik durdurabilir hangi kanun durdurabilir. Kaldı ki öyle bir kanun var mı, yok. Aşırı zammı yasal yollarla engelleyeceğiz diyen devlet yöneticisi hangi kanuna göre engelleyecek! Kanun yok. Kaldı ki insanlıktan çıkmış bir ev sahibini hangi kanunla hangi mahkeme durduracak. Bunun kestirme kesin yolları olması gerek. Depremden önce iki bin lira olan bir ev kirası depremden sonra 9 bin liraya çıkarılıyorsa (bu rakamı vermeye hazır kiracılar olsa dahi) bunu engelleyecek fiili yaptırım olması lazım. Fiili yaptırım var mı, yok. Kiracı vatandaşlar eline silah alıp meydanlara mı dökülsün, devleti yönetenler bunu mu bekliyor! Bu düzen böyle gitmez, genel kaos çıkmadan hükümet bu durumu acilen engellemeli. Hükümet ev sahiplerine haddini bildirmelidir. Depremin bildiremediği haddi hükümet mi bildirecek o vahşi ev sahiplerine orası da ayrı. Deprem bölgesinde, deprem olmadan önce örneğin domatesin kilosunu beş liraya satan depremden sonra 15 liraya çıkaran manav/marketçilere deprem haddini bildiremediyse kim bildirecek! Evet, zalime zor kullanmadan zulüm bitmez. Hükümetten deprem bölgesindeki fiyatları depremden önceki fiyatlara geri getirmesi bekleniyor, acilen!

Bir diğer konu, DASK’ın internet sitesinde az hasarlı sigortalı konutlara belirtilen evraklar teslim edildikten sonra 72 saatte parası ödeneceği yazıyor, evraklar teslim ediliyor ama para ödenmiyor. Evraklarda eksiklik mi var, yok, peki neden ödenmiyor! Zaten ödenecek para verilmesi gereken paranın sadece yüzde onbeşi onu dahi ödemiyor DASK. Kaldı ki normal şartlarda, depremde oturulamayacak derecede hasar görmüş veya tamamen yıkılmış konutlar için o konutun tekrar edinilmesine yetecek kadar para ödemesi lazım ama o zaten yok. Vatandaş niye sigorta yaptırsın o zaman. Öyle ya dairesini garanti altına almak istiyor, ama deprem olup daire gidince DASK komik bir rakam ödüyor.

Deprem, ahlâki çürümüşlükleri giderememiş maalesef!