Ahlakı ayaklar altına almak

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim; 

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Din samimiyettir ve aynı zamanda da nasihattir. Dürüst olmak, bir Müslüman’ın en önemli ahlakıdır. Allah’tan korkan ve hesap gününe inanan bir Müslüman, iftira ve ithamdan uzak durur. Çünkü biz, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Yani biz, Allah ve Resulünün bize bildirdiği güzel ahlak esaslarına uyarız. İmanı kâmil bir müminin, ahlakı güzel olur. Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir. Peygamberimiz buyuruyor: “İnsanlar bize iyilik yaparsa biz de iyilik yaparız, eğer haksızlık yaparlarsa biz de haksızlık yaparız, diyen şahsiyetsiz kimselerden olmayın. Tam aksine, kendinizi, insanlar iyilik yaparsa iyilik yapmaya, kötülük yaparlarsa da haksızlık yapmamaya alıştırın.” (Tirmizi) Bir mümin için bu önemli bir ahlaktır. Bir mümin, mubah olanı hariç, asla yalan söylemez. Peygamberimiz buyuruyor: “Sana inanan bir kardeşine, yalan söylemenden daha büyük bir hıyanet olmaz.” (Ebu Davud) Bir mümin, ikiyüzlü de olmaz. Peygamberimiz buyuruyor: “İnsanların en kötüsü şunlara bir yüzle, bunlara da başka bir yüzle davranan kimsedir.” (Buhari ve Müslim) Bir mümin bozguncu da olmaz. Peygamberimiz buyuruyor: “İnsanlar arasına, bozgunculuk ve kötülük sokmaktan sakının. Çünkü böyle bir hareket dini yok eder.” (Tirmizi) Bir mümin, mümin kardeşine karşı zehir gibi değil, ilaç gibi olur. Peygamberimiz buyuruyor: “Büyük günahlardan birisi de, bir Müslüman’ın şerefine haksız yere dil uzatmaktır. Bir sövmeye, iki sövme ile karşılık vermek de büyük günahlardandır.” (Ebu Davud) Bir mümin, başka bir mümine silah doğrultmaz ve aldatan da olmaz. Peygamberimiz buyuruyor: “Kim bize karşı silah çekerse bizden değildir. Bizi aldatan da bizden değildir.” (Buhari ve Müslim) Bir mümin, mümin kardeşinin ayıplarını örtendir. Peygamberimiz buyuruyor: “Mümin, başkalarının kusurlarını başa kakan, lanet eden, kaba, çirkin söz ve davranışlarda bulunan, edebe aykırı konuşan olamaz.” (Tirmizi) Peygamberimiz buyuruyor: “Geçmiş peygamberlerden insanlara ulaşan kelam: ‘utanmadıktan sonra istediğini yap’ sözüdür.” (Buhari) Bütün bu hadisler gösteriyor ki, bir mümin, ahlakı ile başkalarına örnektir. Elinden ve dilinden, mümin kardeşinin zarar gördüğü kimse, hakiki mümin olamaz. Milli Görüşçü kadrolar, Saadet Partililer topluma önderlik ederken, herkesten fazla güzel ahlak kurallarını gözeten kimseler olmalıdırlar. Ahlakı ayaklarının altına alan kimselerin hiçbir hayrı olmaz. Çünkü ahlak, birlikte barış içinde yaşamanın esasıdır.

İDARİ AHLAK

Peygamberimiz, hüküm esnasında rüşvet verene de alana da lanet etmiştir. Bir yönetici için bu çok önemli bir ahlaktır. Peygamberimiz buyuruyor: “Müslümanların idareciliğini üzerine alıp da onlar için çalışmayan ve onların iyilik ve saadetini istemeyen bir idareci, onlar ile birlikte asla cennete giremez.” (Müslim) Peygamberimiz buyuruyor: “Hangi idareci, yoksul ve düşkünlere kapısını kapatırsa, Allah da, onun fakirlik, ihtiyaç ve düşkünlüğüne karşı rahmet kapılarını kapatır.” (Tirmizi) Peygamberimiz buyuruyor: “Ey insanlar; sizden herhangi birinizi bir göreve tayin ettiğimde, bir iğne veya ondan daha kıymetli bir şeyi bizden gizlerse bu, kıyamet günü bir hıyanet ve hırsızlık malı olarak onunla birlikte gelir.” (Müslim) Peygamberimiz buyuruyor: “Kim, Allah’ın emri olan cezalardan birinin yerine getirilmesine engel olursa Allah’a isyan etmiş olur. Kim haksız olduğunu bildiği bir konuda iddialaşırsa bu inadından vazgeçinceye kadar Allah’ın gazabına uğrar. Kim bir müminde bulunmayan bir sıfatı ona yakıştırır, onda bulunduğunu iddia ederse, bu sözünden ve iddiasından vazgeçinceye kadar, Allah onu, cehennemliklerin irininden meydana gelen bir çamura atar.” (Ebu Davud) Peygamberimiz buyuruyor: “Benden sonra birtakım idareciler gelecektir. Kim, onların yalanlarını doğrular ve zulüm olan işlerinde onlara yardımcı olursa benden değildir, ben de ondan değilim. O kimse benim havuzumun etrafına yaklaşamayacaktır. Kim, o zalimlerin yalanını doğrulamaz, zulüm olan işlerini desteklemez ise o bendendir, ben de ondanım ve o havuzumun başında bana kavuşacaktır.” (Tirmizi) Bu imtihan dünyasında, zalim olan idarecilere destek olanlar, hem bu dünyada, hem de ahiret âleminde azaba uğrarlar. Peygamberimiz buyuruyor: “Allah bir kula, halkı idare etme vazifesini verir de, o da onlara zulmetmiş olarak ölürse, Allah, o idareciye cennetini haram kılar.” (Buhari ve Müslim) Adalet, mülkün temelidir ve en önemli idari ahlaktır. Dürüstlük, yalan söylememek, israftan kaçınmak, yeryüzünü imar etmek, refahı sağlamak, insanların mallarını haksız yere yememek idari ahlaklardandır. 

DOĞRULUK

Allah, Müslümanların doğru olmalarını emrederek onların, taşkınlıklardan ve aşırılıklardan uzak durmalarını istemiştir: HUD 112: “Öyleyse emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.” Doğruluk, kendiliğinden olmaz. Bir gayretin olması gerekir. Doğruluk, bütün işlerin direğidir. Doğruluk, güveni sağlar. İnançta, ibadette, eğitimde, siyasette, iş hayatında doğru olmak, en büyük fazilettir. Şu dört şey doğruluğun dayanağıdır. 1. Akıl: Her şeyden önce sağlam akıl, insanın doğru ve dürüst olmasını sağlar. 2. Din: Hak din doğruluğun gerekli olduğunu ve yalancılığın tehlike ve zararlarını bildirir. Çünkü din, sağlam aklın sakıncalı gördüğü eylemlere izin vermez. 3. Kişilik: Sağlam bir kişilik de insanı doğruluğa yönlendirir ve yalancılığı engeller. 4. Doğru tanınma isteği: İnsanlar, bulundukları toplumda ‘doğru ve dürüst kişi’ olarak tanınmak ve bilinmek isterler. Bu ise ancak hakkı üstün tutmak, nefis terbiyesini esas almak, maneviyatçı olmakla sağlanır. Hidayet, feraset ve dirayet sahibi olmak doğru ve dürüst olmanın gereğidir. Selam hidayete tabi olanlara…