Ahlak bozulursa demokratik sistem çamura batar

Abone Ol

Hazreti Mevlânâ "Aşkın şehrinde, akıl çamura batmış bir merkebe benzer" demiştir. Bu kıyaslamayı bir gerçeği zihinlerimize çivi olarak çakmak için yapıyor.

Buna benzer bir kıyaslama ile Ahlak bozulunca, demokratik sistem çamura batar" diyebiliriz. Bilhassa biz bu sözü, demokrasi kavramını, bir tabu hâline getirenlerin inadına, vurgulamak istiyoruz.

Demokratik sistemin vazgeçilmez mekanizması bilindiği gibi seçimdir. En ideal seçim sistemi uygulansa bile, işler iyi gitmiyorsa, bu işte bir kurtyeniği bulunduğuna muhakkak nazariyle bakmak kaçınılmaz olur.

Konuyu bir misal ile daha da netleştirelim. Diyelimki bir salonda 100 kişi var. Bunlar arabasında bir lider veya bir yönetim kurulu seçilecek. Eğer seçimlerin yarıdan fazlasının ahlakî bozuk ise, kişisel menfaatlerini toplumun menfaatleri üçzerine çıkartacak kadar ihtirasa kapılmış bulunuyorlarsa, "yapılacak seçim, elbetteki kötü kişilerin zaferiyle neticelenecektir.

Bu netice iki kerre ikinin dört ettiği derecede kesindir...

Yani, Demokratik sistemin, vazgeçilmez olan seçim metodu, her zaman müsbet netice vermeyebilir. Hayırlı olmaz, çünki, sistemin müsbet netice vermesi için, toplumdaki iyilerin, iyi olmayanlardan daha fazla olduğu varsayımına dayanılmaktadır.

Bu varsayım, ise her zaman beklenilen neticeyi getirmeyebilir.

Öyleyse toplumun yarıdan fazlasının iyiniyetli ve ahlaken sağlam olması kaçınılmazdır. Böyle olmadığı taktirde netice menfi olur, bir fiyasko yaşanır, şanzımanı bozuk olan bir otomobilin, ileri vitese takıldığı halde, arızası sebebiyle kendiliğinden geri vitese düşmesi gibi ümid kırıcı bir durum ortaya çıkar.

Niçin bu konunun üzerinde bu kadar önemle duruyoruz. Duruyoruz, çünkü Batı medeniyeti diye milyarları peşine takmış olan demokrasi varsayımı ve vazgeçilmez sayılan bu tabunun insanlığı saadet ve selâmete eriştirmeyeceği aşikardır da ondan.

Bu sebepten sağlam insan unsuru olmadıkça ve bu unsur toplumda ağırlıklı olarak etkisini göstermedikçe, bu medeniyet katarının önü uçurumdur. Sonu hüsrandır, ümitsizlikte, göz yaşıdır anarşidir, çeşitli zararlı alışkanlıkların gayya kuyusudur.

Ne yazık ki, Avrupa Birliği sevdalıları milletimizi, işte böylesine hızla uçuruma sürükleyen tren katarına bağlamak gibi bir gaflet içerisinde bulunuyorlar.

Üstad Necip Fazıl, işte bunun için "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak diye haykırmak ihtiyacını duymuş idi. Hulusi Özkul arkadaşımız ise "Kırk tane çürük yumurta, bir sağlam yumurtanın yerini tutmaz" diyerek ok çarpıcı bir misal ile, halkımızı uyarmak istemişti.

Tabii ki, şu beyanlarımız, hangi toplum olursa olsun, demokratik sistemden medet uman bütün insanlığa karşı bir uyarıcıdır.

Öyleyse çıkış yolu nedir Çıkış yolu "insana odaklı, önce insanın ahlak ve faziletteki seviyesini yüceltmeye çalışmaktır. Demokratik sistemin geri vitesine düşmesi ancak, ahlak nizamının egemen olduğu toplumlarda önlenebilir ve sistem ancak bu şartlar altında verimli olabilir.

Ama böyle davranmayıp da, bırakalım, AB ülkeleri gibi ahlak istediği kadar bozulsun, toplumun aile yapısı çürüsün, alkolikler istediği kadar çoğalsın, helal para, haram para farkı ortadan kalksın, genç ihtiyar, münevver câhil, para ve menfaat hırsına kapıldığı kadar kapılsın, homoseksüellik lezbiyenlik ve emsali yıkıcı iptilalar toplumu kapaldığı kadar kaplasın, diyerek, tamamentoplumun tefessüh etmesine kapı açan, her fenalık serbest bırakılsın düşünce ve serazatlığıyla hareket edilmesi yanlıştır. Böyle davranılması sistemin intiharı hükmündedir.