Ah o konutun ipeksi güzelliği

Abone Ol

Birer birer çekilmekteyiz kiracısı olduğumuz evlerden.

Bir şaşkınlık, bir telaş, bir panik gerçek evlerimize taşınırken.

Ancak adres o kadar belli idi ki taa ilk baştan.

Doğduğumuz günden alın yazımızda belirtilmiş, elimize tutuşturulmuştu dönülecek yer.

O hâlde bu dinmek bilmeyen gözyaşı, bu isyan, bu derin keder neden

O deniz kenarında mavi suları kucaklayan evlerde sonsuza kadar kalacağımızı mı sanıyorduk yoksa

Pırıltılı taşlarla süslü yatak odasına tahta sandık içinde dönmeyeceğimiz hiç hesaplarda yoktu.

Salonun her köşesinin ince bir sanat eleğinden geçirildikten sonra böyle ıpıssız bırakılmayacağını mı tasavvur etmiştik

Oysa biz bahçemizdeki otlar kadar bile uzun ömürlü olmadığımızı anlayabilmeli idik.

Bir dönem kaybolsa da her yıl aynı yerden tekrar dirilmekte hindibağlar.

Her yaz hiç aksatmadan haşarı bir çocuk gibi dallarından atlamakta cevizler.

Yine yüzünü çatlatmakta nar, balmumu gibi sararmakta ayva.

Bir kızıl güz yaprağı gibi karıştığımızda toprağa.

Üzerimize yağmurlar yağdığında.

Üşümek nedir, karanlıktan korkmak nasıl olur, acıkmak nicedir, hiç aklımıza gelmeyeceği ah o yeni konutumuz.

Hani milyarlarca liralık yatırım yapmadığımız.

Böceklerle dolu bir oda sanılır ya, nedense hep işkence dekoru renginde anımsatılır.

Yapayalnız olduğumuzu hiç sanmıyorum Dünyadaki en soylu eylemler olan ameller yanı başımızda iken.

Kim demiş arkadaşsız, dostsuz, kardeşsiz, bir başınayızdır.

Asıl en içten ve samimi toplantılar o konutta olacak.

Bakmayın siz rengine.

Çamurdan göründüğüne.

Yerlerde ipek halılar, basmaya kıyamayacaksınız.

Herkesin gözüne dar ve sıkıcı gözükür ya.

Çıkıp sonsuza kadar yürüyeceğiniz görkemli bir sınırsızlıktır aslında.

En sevdiklerinizle görüşebildiğiniz.

Yarım kalmış sohbetleri sürdürebildiğiniz.

Dünyadaki arkadaşlardan daha derin dostlarınız hep yanı başınızda, elleri ellerinizde.

Namaz dostunuzun ballardan tatlı dilleri, oruç arkadaşınızın deryalardan sıcak bakışları, Hz. Kur an ın hiç yalnız bırakmadığı mecliste sadaka gibi bir dostun iyilik rengi kostümlerinden gözleriniz kamaşacak.

Anne babaya yapılan iyilikler bir peri gibi çevrenizden ayrılmayacak.

Siz çoktan unutmuştunuz ama duvardaki ekran sizinle ilgili haberleri geçerken, bir çocuğun ayağından çıkardığınız diken gelecek görüntülere.

Ne zaman okşamışım bu kadar yetim başı diye dalıp düşüneceksiniz.

Reklâm kuşağı gibi hatta abartılı bile bulacaksınız.

Bir kadının kucakla uzattığı ekmekleri alacaksınız bu nedir diye, hani bir köyden geçerken götürdüğünüz ekmekler ne kadar güzel kokmaktadır şimdi.

Öğrencilere habersizce bıraktığınız kömürün ısısı ile konutunuz sıcaktır iyice.

Kayıtlarda sevinç ve neşe en üst perdededir.

Kimler unutulmuştur ki

Sokağın kedilerine ekmek doğradığınız tası bile tanımışsınızdır.

Sonra o pastoral manzaraya bakıp kalmışsınızdır.

Yemyeşil kırlarda otlayıp meleyerek gelen bembeyaz kıvırcık saçlı koyunların başlarını okşamak için hiç yanınızdan ayrılmadığını gördüğünüzde, anlayacaksınız kurbanlar olduğunu.

Bir mutlu filmin ortasında ne kadar kalabalık yakınınız olduğunu görüp hiç de yalnız olmadığınızı anlayacaksınız, ipek halılarla döşenmiş, cennetten çiçekler serpiştirilmiş konutunuzda