Hükümet aldığı bir kararla enflasyonu düşürmek bahanesiyle canlı büyükbaş hayvanlarda yüzde 135 olan gümrük vergisi oranı yüzde 26’ya, büyükbaş hayvanların etinde 100-225 arasında değişen gümrük vergisi oranları ise yüzde 40’a indirildi. Buğdayda yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 45, arpada yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 35, mısırda yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 25 oldu. Üstelik hasat zamanı bunun yapılması demek köylünün iflasına sebep olmaz mı? İthal ürün, ithal ettiğiniz ülkenin köylüsünü kalkındırmak demek değil midir? Kalkındırmak gereken kendi köylün değil mi? Bu nasıl anlayış? İktidar dilinden milli kelimesini düşürmeyecek sonra kalkıp milli üretimi baltalayacak. Topraklarımız çorak olsa, anlaşılır bir durum olabilirdi. Ama böyle bir durum yoktur. Tam tersi Anadolu’nun toprağı her tarıma uygun ve verimlidir.
Tarladan markete uzanan yolda şişen fiyatı oluşturan sebepleri hükümet bulup ortaya çıkarması gerekirken, ithalatla enflasyonu düşürmenin peşine düştü. Bu durum kısa sürede çözüm olarak gözükse de uzun vadede problem oluşturacaktır. Gençlerin tarıma ve hayvancılığa teşvik etmesini engelleyecek. İşsiz kalan köylü büyük şehre göç etmek durumunda kalacaktır. İşsizliğin artması beraberinde sosyal yaraların derinleşmesine neden olacaktır.
On beş yıldır iktidarda olan AKP pek çok meseleyi halletmesi gerekirken, gelinen noktaya baktığımızda işsizlik, enflasyon, düşük ücret ve yolsuzluklar önümüzde dağ gibi duruyor. Süreç şimdiye kadar acemice yönetilmiştir. “Bizden olsun çamurdan olsun “anlayışı hâkim olmuş, liyakat adeta yok sayılmıştır. Eşe dosta taşeron firmalar kurulması sağlanılmış ve bu kurulun şirketlere ihaleler verilmiştir. Bundan dolayıdır ki, taşeron firmaların kadroları hep şişiktir. Öyle ihbarlar geliyor ki, 4 arabanın olduğu yerde on şoför çalıştırılıyor. Yirmi dört temizlik elemanlarından gariban olanlar temizlik işinde, diğerleri masa başında büro memuru olarak kullanılıyor.
İSTANBUL’DA ULAŞIMA ZAM
1 Temmuz 2017 Cumartesi gününden itibaren geçerliolmak üzere İstanbul’daki bilumum toplu taşımaya zam geldi. İster istemez insanın sorası geliyor. İETT’nin bütçesi mi zarar ediyordu? Benzine mi zam geldi? Ekonomi mi bozuldu? Yoksa hepsi mi? Liyakatin olmadığı, kötü idarenin ve israfın kol gezdiği sürece yeni yeni zamları mutlaka göreceğiz. Bu zamları millete fiyat güncellemesi adı altında sunup, gazını da alacaklardır. Bal gibi ulaşıma zam yapılmıştır. Ulaşım zammı 1404 Lira olan asgari ücretten ne kadarını götürdü? Bu millet taş mı yiyecek?
En düşük ev kirasının bin lira olduğu İstanbul’da insanlar bunalmış ve patlamaya hazır bir bomba gibi. Şu bir gerçektir ki; pek çok olayların altında ekonomik sebepler yatmaktadır. Çarşı pazarın pahalı oluşu, ev kiralarının yüksek olmasının yanı sıra birde buna ulaşım zamlarının eklenmesi, ailenin üzerinde Demoklesin kılıcı gibi duruyor. Kart borcunun 6,4 milyar lira olduğu ülkede halen vatandaş kafayı yemiyorsa, ekonomi tarihine altın harflerle yazılmalıdır.