Ah demek neyi değiştirir?

Abone Ol

Acıyı hafifletmek için zaman her şeyin ilacı der ve tahammül gücümüzü sonuna kadar zorlarız. Oysa geçen zaman sadece yaşadığımız acının üzerini örter ve bu durumu kabullenmemize yardımcı olur. Zaman bunun ötesinde ne yapabilir ki? Günler, aylar yıllar geçip gider ve biz acının üzerindeki perdeyi her kaldırdığımızda yeniden ağıtlar yakar, yeniden sarsılır ve o günleri yeniden yaşarız. Adana Aladağ İlçesinde yanarak hayatlarını kaybeden çocuklarımızın yasını tutarken, o vahim görüntüleri belleğimizden bir türlü atamıyoruz. Yangın… Çocuklar… Acı… Ah! Hiçbir şey bize o yavruları geri getiremez bunu biliyoruz. 

Çocuk deyince zihinlerimizde o yavrunun doğup büyüdüğü aile canlanır öyle değil mi? Zira çocuğun, erişkinler ülkesine katılıncaya kadar geçen süreçte anne babanın desteğine ihtiyacı vardır. Çocuğun güvenliğini sağlamak ise anne babanın, devletin ve bütün toplumun görevidir. 

Peki, çocukların güvenliği deyince ne gelir aklınıza? Buna çocuğun güvenliğini etkileyecek her şeyi dâhil edebilirsiniz. Eğer çocuk okul yolunda bir tehlike sezmişse, önlemi çocuk değil siz anne babalar ya da konuyla ilgili birimlerde çalışan resmi yetkililer almalıdırlar. Çocuk henüz hayatın başındadır ve tehlikenin ne olduğunu anlayamayabilir. Ama onun güvenliğini sağlamak sizin sorumluluğunuzdur.

Çocuğunuz evinizin bahçesinde oynarken onun güvenliğine zarar getirecek küçük bir işaret görmüşseniz, önleminizi tez elden almak zorundasınız.

Çocuğunuz okulda, sokakta, evde bir tehlike ile karşılaşmışsa hiç vakit kaybetmeden harekete geçmeli ve onun güvenliğini sağlamalısınız.

Çocuğunuzun güvenliğine zarar getiren kişi aile yakınlarınızdan biri ise konu komşu ne der deyip olayın üzerini örtmemeli, tehlikeyi ortadan kaldırabilmek için ne gerekiyorsa onu yapmalısınız.

Çocuğunuzu bıraktığınız okul ya da yurt hakkında teferruatlı bilgi edinmeli ve onun güvenliği için tehdit oluşturacak küçük ayrıntıları dahi dikkate almalısınız.

Aladağ’da yaşanan vahim olay, hepimizi derinden yaraladı. Olayı çeşitli boyutları ile ele alanlar oldu, yurt idaresinin ihmalkârlığından söz edildi, olayın bir provokasyon olabileceğini ima edenler oldu. Şu bir gerçek ki, bundan sonra yapılacak hiçbir şey ne ölen yavrularımızı geri getirebilecek ne de ailelerin acılarını dindirebilecektir. Fakat en azından bu vesileyle çocukların kaldığı kurum ve kuruluşlar yeniden ele alınıp, güvenlik tedbirleri arttırılabilir. Bu konuda ailelerin de hassasiyet göstermeleri ve çocuğun güvenliğinin her şeyden daha önemli olduğunu bilmeleri gerekir.