Çocukluğumdan beri haksızlık ve zulüm gördüm mü tahammül edemem. İlkokul çağlarında iken, mahallede, okulda efelenen, cüssesine güvenip de zayıfları ezmeye çalışanlara fiilen haddini bildirirdim. Önce ikaz eder, dayılanırsa ve bana saldırmaya kalkışırsa, haddini bildirirdim. Bu yüzden başım çokça derde girmiştir. Bir defasında yine böyle birisiyle kapışmıştım. Eve gelmiştim ki birazdan kapı çalındı. Babam açtı. Bir adam ve elinden tuttuğu az önce kapıştığım çocuğu... Adam babama, “Senin oğlan benimkini dövmüş!” dedi. Babam bir benim iki mislim çocuğa baktı, bir adama. “Yahu benim çocuk seninkini nasıl döver? İşte burada, bakın!” dedi. Adam bana baktı, inanamadı. “Seni bu mu dövdü?” dedi. Çocuk, “evet!” dedi. Bunun üzerine babası oğluna bir şaplak indirdi. “Sen buna nasıl dövülürsün, bu işte bir terslik var” dedi ve babama, “Gel dövüştürelim!” dedi. Babam da, “Tamam” dedi. Sokağa çıktık ki ahşer-mahşer yeri gibi. Kovboy filmlerindeki gibi, o çocuk sokağın alt başına gitti. Ben de üst başta. Babalarımız ellerimizden tutmuş. Babamın, “Haydi başlayın!” komutu üzerine ben ok gibi fırladım, daha önce yaptığım gibi benim iki mislim çocuğa çift daldım, ondan sonra yumrukla giriştim. Bizi güç ayırdılar. Babası o iri çocuğu döve döve eve götürdü.
İmam-Hatip’e gidince, ülkemizin Daru’l İslam olduğu bilgisini aldım. Burada hiç kimse birbirine el kaldıramazdı. Kılıç çekilemezdi. Ancak Fransızların Antep’i işgal etmesi gibi küffar ülkemize saldıracak olursa, o vakit vatan müdafaası yapılırdı. Ya da cihada gidileceği zaman kuvvete başvurulurdu. Sahabelerin hayatını okudum. Orada çocukluktan itibaren cihat eğitimi aldıklarını gördüm. Yani sahabeler çocukluktan yiğitlik eğitimi alıyor, düşmanı alt etmenin metotlarını öğreniyorlardı. Kısacası Müslüman pısırık olmayacak, yiğit, mert, cesur, dövüşçü olacaktı. Arkadaşlarla birlikte Judo çalışmaya başladık. Altı sene Judo eğitimi aldım. O sırada Yahudiler Filistin’deki kardeşlerimize saldırıp duruyorlardı. Devamlı, “acaba bu zalimlerden kaçını dövebilirim?” hesabını yapardım. On tanesini gözüm kesiyordu. Üniversite yıllarında Namık Ekin Hoca’nın taekwondo (tekvando) kursuna katıldım. Ayrıca amatörce boks, güreş çalıştım. Bu sporları yaparken de hep sahabeleri, Ulubatlı Hasan gibi ecdadı ve onların cihadını düşündüm. Zalimlere dur demek icap ettiğinde, hantal, pısırık, mıymıntı olmamalıydım.
Şimdilerde yaş kemali buldu. İslâm coğrafyası alev alev yanıyor. Ülkemizin dört bir yanı ateş çemberiyle çevrilmiş durumda. İslâm’ın amansız hasımları ellerini ateşe sokmuyor, maşa kullanıyor. Tıpkı yıllardır Doğu ve Güneydoğu’da, yurdumuzun dört bir yanında, en sonunda Beşiktaş’ta yaptıkları gibi. Arakan’da, Irak’ta, Suriye’de yapılanları görüyorsunuz. Hele polislerimize ve Halep’teki kardeşlerimize yapılan son saldırılar karşısında uykuyu yitirdim. ‘93 Harbi’nden beri (daha öncesi de var) İngiliz’in uşaklığını yapan Rusya, 45 gün Halep’i bombaladı. Ne kadar silahı varsa denedi. Sonunda Esed’in köpekleri ile Şii milisler dar bir bölgeye sıkışmış o mazlum insanların üzerine aç kurtlar gibi saldırdı. Kadınları ve çocukları diri diri yaktılar. Teslim olan erkekleri kurşuna dizdiler. Kadınlara tecavüz ettiler. Üç yaşındaki yavrucağa bile bu soğuk günde soğuk su altında tutarak, insafsızca tokatlayarak işkence ettiler. De gel, bizim Burhan buna dayansın. “Ah bir gücüm olaydı!” diye hayıflandım, yumruğumu sıktım. Ah bir gücüm olaydı, dünyadaki bütün mazlumların imdadına koşaydım. Zalimlerin yakasından tutup yere çalaydım. “Yahu sen gazetecisin, yazarsın!” Arkadaş ben insanım, Müslüman’ım. Vicdan sahibi biriyim. Ülkemizin sayın ilgililerine ulaşabilseydim, “Allah rızası için, şu Putin’e söyleyin, bombardımanı durdursun!” derdim. Ancak önceleri söyleyeceğimi söyledim, yazdım. Elimden bu kadarı geliyor.
Gerçi gücüm yok, ama gerçek “güç”ün kaynağını biliyorum. Mutlak güç ve Kudret Sahibi olan Allah-u Azimüşşan ve bize zafer yollarını gösteren Kitabı… Ecdat, bu güce dayanarak bütün zalimleri alt etmiş. İşte size güç kaynağı ve zilletten kurtuluş yolu… Gelin gözümüzün yaşını silelim ve sıra bize ve diğer masumlara gelmeden bu güç kaynağına dayanalım.