Ağlayacaksınız, garanti verebilirim!

Abone Ol

Bilali Yıldırım’ın ‘İyi Dertler Arkadaşlar’ kitabı çıktı. Çantaya koymadan, tekrar rafa kaldırmadan, masanın bir kenarına iliştirmeden bir defada okudum…

Öyle okunan bir kitap, zira.

Kitabın bende bıraktığı izlenimleri aktarmak istiyorum;

* Cümleler kısa. Anlaşılması kolay.

* O kısa ve öz/lü kelime ve cümleleri yaşamışçasına resmediyor, yüreklere kazıyor yazar...

* Örgüler güçlü. Geçişler mükemmel.

* Benzetmeler harikulade.

* Hakikaten sinematik. Bölümü bitirdiğinizde gözünüzde canlanan tablo sizi zaman zaman öfkelendiriyor, bazen de düşündürüyor.

* Ağlayacaksınız, garanti verebilirim.

* Tüm öyküler essah, sahici, hayatın merkezinden.

* Özellikle gençler çok etkilenecek.

* Öykülerin derinliğinde farklı insani ve toplumsal boyutlar mevcut. Burada anlatmayayım izin verirseniz...

* İslam coğrafyasının hangi noktasında nasıl bir zulüm var; bunu sayfalarca tefrika etmek yerine imgelerle, sembollerle okurun zihnine naklediyor/nakşediyor kitap.

* Muammer Bulut’un illüstrasyonları, Abdullah Aydın Demir’in tasarımı ve yazı karakteri ile çok rahat okunan bir kitap.

* Son bir not; ve de kitap bir cep kitabı boyutunda. Çok rahat taşınabilir bir özelliğe sahip.

Daha ne olsun…

Hararetle tavsiye ediyorum…

ADI ÖYLE AMA ‘HİKÂYE’ DEĞİL!..

Bilali Yıldırım, “İyi Dertler Arkadaşlar” kitabı hakkında şunları ifade ediyor:

“Yaralardan oluşuyor bu kitap. Onlarca yükten sadece birkaçı sığdı buraya. Yazarken de, okurken de, yaşarken de zordu benim için.

Siz hikâye diye okuyacaksınız belki tüm bunları. Ben yaşandığını bilerek, her okumada bir daha yaşayarak unutulmamasına uğraşacağım.

Dişlerimi sıkmaktan damaklarımda oluşan yaralara aldırış etmemeyi öğrendim.

Yurt dışına yaptığım seyahatlerde tanıştığım, beni yakan öykülere yer vermek istedim bu kitapta.

Derdimi unutmayayım diye çizdim aslında…”

(İsteme adresi: Yeni Devir Yayınları, Tlf: 0212 697 10 00, www.yenidevirkitap.com )

BUNU YAPSA YAPSA BİLALİ YAPAR!

* 29 Ekim 1926’da Sinop’ta dünyaya gelişini, çocukluğunu,

* Ailesini, çevresini,

* Başarılarla, birinciliklerle dolu eğitim hayatını,

* Asistan olarak göreve başladığı akademik dönemini,

* İTÜ’de kurduğu arkadaşlık bağlarını,

* İskenderpaşa, Mehmet Zahid Kotku Hazretleri’ni… 

* 1951’de, Aachen Teknik Üniversitesi’nde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve tecrübesini artırmak üzere gittiği Almanya günlerini ve buradaki araştırmalarını,

* 1954-1955 yılları arasında yaptığı vatani görevini,

* 1956 yılında kurduğu Gümüş Motor’u, Türkiye’nin ilk yerli motorunu, 1960 yılında Ankara’da yapılan Sanayi Kongresi’nde Gümüş Motor’un yaptığı imalatları sunuşunu,

* Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde ‘Devrim Otomobili’ adıyla ilk yerli otomobili imal etmesini,

* Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreterliği ve TOBB başkanlığını, burada başına gelenleri,

* Konya’dan bağımsız milletvekili olarak seçilerek siyasete girmesini,

* Milli Nizam Partisi’ni (MNP),

* Aynı kadroyla kurduğu Milli Selamet Partisi’ni (MSP),

* MC hükümetlerini,

* Bu dönemde Türkiye’nin 4 bir tarafında atılan fabrika temellerini,

* 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı,

* 12 Eylül askeri darbesinden hemen önce gerçekleştirilen Kudüs Mitingi’ni…

* 12 Eylül askeri darbesi ve hapis günlerini,

* Sonrasında on yıl siyaset yapma yasağını,

* 6 Eylül 1987’de yapılan halk oylaması neticesinde yeniden siyasete dönüşünü,

* 1983 yılında kurulmuş olan Refah Partisi’nin 11 Ekim 1987’de yapılan kongresinde oybirliği ile partinin genel başkanlığına getirilmesini,

* 1991 seçimlerinde tekrar Konya’dan milletvekili seçilmesini,

* 27 Mart 1994 yerel seçimlerini,

* 1995 seçimlerinden birinci parti olarak çıkmasını,

* Refahyol hükümetini ve icraatlarını,

* 1998 yılında Refah Partisi’nin kapanmasıyla birlikte beş yıl siyasi yasaklı olmasını,

* 17 Ekim 2010 tarihinde geri dönmesini,

* 27 Şubat 2011 günü Hakk’a yürümesi ve o kalabalık cenaze namazı…

***

Yani;

* İyi bir insan…

* İhlaslı bir Müslüman…

* Siyasetçi, mühendis, akademisyen…

* Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı…

* Milli Görüş lideri olarak Prof. Dr. Necmettin Erbakan kimdir, biyografisi nedir?

* Sinematik öyküsü ne olmalı, nasıl yazılmalı?

* Ve de beyaz perdeye nasıl yansıtılmalı?

* Ve de bu film ‘Çağrı’ gibi, ‘Ömer Muhtar’ gibi nesilden nesile aktarılmalı…

Bence bu görevi de sevgili Bilali Yıldırım üstlenmeli…

Ya bir ekip olarak ya da dervişçe…

Yapılması gereken şu; imkân ve fırsat…

Bilmem ne dersiniz!..

ADI "İSTANBUL HAVAALANI" OLSUN...

Tarih; 22 Mayıs 2013, Çarşamba.

Bu köşede şu satırlar yer aldı:

“İstanbul’a dünyanın en büyük havalimanı için ilk imzalar atıldı.

Önce, Arnavutköy’ü de kapsayan bölgede yapılacak bu devasa havalimanının bazı özelliklerini paylaşmak istiyorum:

3. havalimanına aynı anda 3 uçak iniş yapabilecek. Tam kapasite durumunda pist başına saatte 19 adet uçak iniş-kalkış yapacak.

Proje, toplam 76 milyon 500 bin metrekarelik alanda yer alıyor.

6 adet ana pist, 4 adet apron ve pistlere ait taksirutların yapımı planlanıyor. Yıllık 150 milyon yolcu (giden ve gelen yolcu toplamı) kapasiteli olacak. Peki, bu havalimanının adı ne olacak? Biliyorum; 3. havalimanına isim bulmak için yüksek ödüllü yarışmalar düzenlenecek.

Ben para mara istemiyorum.

Helâlinden benden olsun.

Adı İstanbul Havalimanı olsun…

Amblemi de Fatih Sultan Mehmet olsun.”

Aradan yıllar geçti…

Gerçekten de yeni havalimanının adı “İstanbul Havalimanı” olarak açıklandı. Bu notu bana gönderen okurlarıma teşekkürler…