Gündem

Ağlarsa anam ağlar

Ağlarsa anam ağlar

Abone Ol

"Ben evlilik sonucu yabancı bir ülkeye geldim. Geleli dört sene oldu ve hala dilini bilmiyorum. Daha doğrusu yardımcı olanım yok. Bir ay sürece dil kursuna gittim ama öğrendiğimi de sarf edemedim. Şimdi dil bilmediğim ve burada hiç akrabam olmadığı için bunaldım. Her günüm ağlamaklı geçiyor. Eşimden destek göremedim. Aslında çok ilgili bir insan olmasına rağmen bana yardımcı olmadı. Üst üste iki çocuk sahibi oldum. Artık hayat daha da zorlaştı. Şimdi onlara iyi bir anne olmak istiyorum ama nasıl olacağım? Okula başlayacaklar. Ben ne derslerinde yardımcı nede arkadaşlarıyla muhatap olabileceğim. Derdimi anlattığım ablam var. O bana o günlere kadar öğrenirsin diyor ama ben dört sene kaybettim. Şimdi kendi kendime hazmedemiyor ve hiç o dilden sarf etmiyorum ama kendimi de yiyip bitiriyorum. Çok çaresizim ama beni üzen bu konu kimsenin umurunda olmadığı gibi dile getirdikçe eşimde yardımını esirgiyor. İntiharı da düşündüm ama çok şükür asla öyle bir cahillik yapmam. Allah a karşı gelmek gibi (haşa). Yalvarırım bana yardımcı olun. Ne yapacağım bilmiyorum. Türk psikolog da yok çevremde. Her şeyi kafama takıyorum, her günüm ağlamaklı geçiyor ve çok kilo kaybettim. Eşim doktora götürdü stresten demiş. Tercümansız hiçbir şey yapamıyorum. Evde yalnız kalınca bile telefon, zil çalacak, yabancı biri gelecek diye korkuyorum. Evimde bile huzurlu olamıyorum."Ağlarsa anam ağlar, gayrisi yalan ağlar. Eşiniz kendince her ne kadar iyi bir insan olsa da egoist olduğu malum. Çocuk sahibi de olmuşsunuz. Oh tamam. Garantisiniz yani. Yabancı bir dil bilmeseniz de olur? Siz de bu oyuna gelmişsiniz. Bu duruma kızıp, o dili öğrenmeye küsmüşsünüz. Zararın neresinden dönseniz kardır. Eden kendine eder. Hiçbir şekilde o dili konuşmamanız size zarardır. Başkalarının ekmeğine yağ sürmüş olursunuz. Ana okul çağlarına hitap eden kitaplardan, evde çalışarak bu dili öğrenmeye başlamalı ve kullanmalısınız. Çocuklarınız okula başladıklarında siz de onlar gibi okuldaki dersleri yapmalı ve bu dili öğrenebileceğinizi bilmelisiniz. Hiç kimseyle konuşamasanız evlatlarınızla bu dilin pratiğini yapmalısınız. Hem onlar okula başlamadan evvel bu pratiklere başlarsanız, onlar için de faydalı olacaktır. Sinirlerinizi güçlendirmek için de melisa (oğul) otu, papatya, anason? çayı içmelisiniz. "Biz yurtdışında yaşayan bir aileyiz. Oğlum  14, kızım  7 yaşında. Arada bu kadar fark olduğu halde oğlum kızımı kıskanıyor ve onu devamlı kızdırıp zevk alıyor. Bu yüzden kızım herkesi oğlumun onu kızdıracağı gibi zannedip, şaka yapanlara dahi hemen küsüveriyor. Yani kısacası oğlum kızımın huyunu değiştiriyor. Oğlumun yanında kızımı hiç sevmiyorum. Yani kucaklamıyorum, kıskançlık olmasın diye. Kucakladığım zaman ikisini de bir çağırıyorum. Çok kitaplar aldım bu aile  ile ilgili. Çocuklarıma nasıl davranmalı? gibi. Bunları okudum uyguladım fakat çok  az fayda  veriyor. Neler yapmamızı tavsiye edersiniz?"Kardeşler arasına karışmayın derim evvela. Siz, babalık iç güdüsüyle kızınızı, oğlunuzdan koruyorsunuz. Ama unutmayın ki kardeş kardeşin etini yese kemiğini bırakır. Bırakın oğlunuz ve kızınız birbirlerine önce hır gür gibi görünen ama akabinde samimiyetin doğacağı şekilde kaynaşsınlar. Siz, oğlunuza şayet sorumluluklar verir ve ona güvendiğinizi belli ederseniz, o bunu boşa çıkartmayacaktır. "Oğlum, kardeşin sana emanet. Biz bir yere kadar gidiyoruz, sana güveniyorum?" Bu güven işini dille söylemenize bile gerek yok esasında. Ama işitsel bir çocuksa şayet söylemenizin ekstra faydasını görürsünüz. Çocuklarınız, bu sorunu kendileri halletsinler anlayacağınız. Kızınız da böyle her halükarda içine kapanan bir kişi olursa büyüyünce işi var demektir. Bırakın, hayatın zorluklarını abisiyle öğrensin. Abisi ile mücadele ederken, hayatın zorluklarına adapte olmayı da öğrenecektir. Siz, sürekli korur, kollarsanız, oğlunuz agresif, kızınız da pasif olur çıkar. Bu, her an onların başında olalım, her yaptıklarına müdahale edelim demek değildir. Evlatlarınızı tanımaya çalışın bu esnada. Sürekli gözlemler yapın. Ve onları birbirlerine bıraktıktan sonraki değişimleri gözleyin. Göreceksiniz ki her şey daha güzel olacak. Siz yeter ki rahat olun. Derin nefes alın ve çocuklarınıza meşgaleler bulun. Oğlunuzun meşgalesi olmadığı müddetçe kızınızla uğraşmaya devam edecektir. Takım sporlarına, sanatsal faaliyetlere? yönlendirmelisiniz. Kızınızı da öz güvenini kazanabileceği, sosyal ortamlara yönlendirmelisiniz. Size düşen onları kollamanın yanında yönlendirmektir.