Ağır Hasar

Abone Ol

İnsan bir günde bir saatte bir saniyede bir salisede seksen yıl yaşlanır mı. Gökyüzü bir anda yere iner mi, yeryüzü bir anda göğe çıkar mı. Otobüsün tekerleği mi tekerleğin otobüsü mü. Camdan görünen bir mahşer sanki. Sanki şu maşeri kalabalık insan değil kımıl kımıl bir şey. Doğada var olan ama var olmayan doğada. Var olmayan doğa… Vardır mutlaka… Var mı yok mu. Ne var ne de yok. Ne demek yok yoklarda yok olur mu. Beyefendi iyi misiniz, su vereyim mi? Sigara mı teşekkür ederim var. Su demiştim ama? Kimseye gücenmiyorum kime güceneyim ki… İnsan gücenecek bir şey arıyor, bir kimse mi yoksa. Bir kimse? Kimlerin kimsesi… Kimlerin kimsesi sahi. Kimsesizlerin kimsesi miydi hangi kimsesizlerin. Hangi sesin içinde umut var. Doktorun her cümlesini sonuna kadar dinleyip son cümleyi de sonuna kadar dinleyip cümlede bir gram umut aramanın beyhudeliği. Çaresizliği mi demeli. Bütün çarelerin bittiği gibi çarelerin bitmesi yetmiyormuş gibi bütün çaresizliklerin bile bittiğini müşahede edince… Yol burada bitiyor. Müşahede odasına alınmalı. Evet. Kan verilsin. Evet. Tetkikler yapılsın da sonra. Evet. Her morluk belirtisi o demek değil. Buraya bir günde diyelim yüz kişi geliyorsa yirmisinde otuzunda o çıkmıyor. Evet. Enfeksiyon da olabilir. İnşallah. Enfeksiyon olmasına inşallah olması. İki saat sonra gelin. Tamam. Bir saat sonra? Değerler çok düşük. Umduğum gibi çıkmadı, bu kadar düşük olacağını sanmıyordum, bunun türü ve aşamaları var tetkik yapılsın da belki de başlangıç aşamasında. Evet. Doktor kendi söylediği cümleye kendisi de inanmak istiyor ama inanamıyor. İnsan inanılması güç cümleler karşısında güç durumda. İnansa da inanmasa da…

Ambulansla gidilecek inanmaya. İnanmamak için elden gelen yapılsa da. Onkoloji hastanesine. Acilden giriş yapılacak. Acildeydi zaten öncekinde. Dünyada hiçbir çocuğa konduramazken… Konuyor işte insanın kendi dalına. Kanatları kırılıyor bir anda. F blok altıncı katta. Katlana katlana yere iniyor dünya. Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Servisi-1 yazıyor kapıda. Kapıda alınyazısı kapıda karman çorman yazı. Yüzde seksen doksan başarı. Evet hocam. 33 gün burada. O kadar sürecek o kadar sürecek mi? O kadar! O… Fazlası var azı yok. O var mı. İleri derecede uzmanlar inceliyor. O var mı. İleri derecede. O? İleri. İleri yok ileri buraya kadar. Buradan sonra çıkış kapısı. Kapıdan karşıya geçin. Biraz ilerleyin. Karşıda durağı göreceksiniz. Evet o duraktan geçiyor. Gidiyor mu. Tam bilmiyorum. Tam bilen kim ki. Kim neyi tam bilecek. Tam var mı dünyada. Dünyada tam olması dünyaya ters değil mi. Dünyada tam olunması tamlığa ters. Mümkünsüz. Tam olunsaydı tam olur muydu. Olmazdı elbet. Her şey yarım. Her şey yarım ki tam var. Tam karşıda. Karşı burada. Herkes karşısını alacak. Önemli olan ne şekilde olduğu. Hangi teraziye güvendiği. Hangi tartıya inandığı. Yazgının yargısı. Çek çek bitmiyor. Zehir gibi. Dünyada gün görmemiş günler gibi. Dünyaya gelip dünyayı görmeden gidenler gibi. Bir durakta gitmeyi bekleyenler misali.

Duraktan karşıya bakınca duvarda Onkoloji Hastanesi duraktan karşıya bakınca bütün günler duvardan aşağı topluca yere iniyor. İnen her bir gün kendi yaşanmışlığını bırakıp gidiyor. Her gün her ayrıntısıyla hatırlanıyor. Gülücükler konuyor etrafa. Sonra etraf birdenbire dünyanın en ısız yeri oluyor. Kimse yok ortalıkta. Tek başına kalmışsın gibi bütün katmanların altında. Bütün akşamların altında bütün sabahların altında. Tek başınasın yeryüzünde. Yeryüzü bütün yeryüzülüğüyle yüzünde. Gözlerine dolana hâkim olamasan da dudaklarını olanca gücünle sıkıyorsun tek başına. Etrafında onca insan var durakta. Kimsenin haberi yok olan bitenden. Kimsenin haberi yok olup bitmeyenden. Sigaradır bitmeyenden. Duvara doğru bakınca. Altıncı katta. Dünya orada. Hayatta da. Kalmak da kalmamak da.

Ağır hasar ağır ağır devam ediyor!