Ağır fatura

Abone Ol

Medyanın hayatımıza soktuğu hayatlar, maalesef magazinel kılıfla ahlaksızlığın, namussuzluğun ve iffetin değil şehvetin başrole konulduğu bir anlayışı ve kötülüğü içselleştiriyor.

Normal hayatta, “Bunların yaptıkları ahlaksızlıkları onaylamıyorum, böyle mantar tipli hayat mı olur” diyebileceğimiz insanlar, magazinel kılıfla önümüze dayatıldığında, şöhretlerin normal hayatı olarak takdim edilebiliyor.

Doğruluk, insanın sahip olabileceği en kıymetli hazinedir… İp gibi dosdoğru olabilmek… Bir makam, mevki veya şöhrete ulaştığında da, olduğu gibi kalabilmek… Maalesef, şöhretin ateşten gömleği, insanları bir anda değiştiriveriyor… Kısa zamanda yakaladığı şöhreti hazmedemeyen, altyapısı olmayan, karakteri oturmamış birileri, bu dönüşümde bir anda sağa sola savruluyor, yalpalıyor…

Bunun örneklerini çok gördük… Özellikle magazin basınının ortaya saçtığı “rezil hayatlar”, şöhreti hazmedemeyenlerin en büyük göstergesi. Daldan dala atlayan, nerde sabah orda akşam bir yaşantı tarzını benimseyen, her şeyiyle topluma örnek olması gerekirken yaptıklarıyla insanlara “yuh” çektiren binlerce tip var hayatımızda… Ve maalesef bu hayatları medya eleyerek, süzgeçten geçirerek önümüze getireceğine, tüm kirli yönleriyle bu tiplerin toplumsal hayata zehir enjekte ettiklerini görüyoruz. Karısını aldatan, başka birisiyle yakalanan, rezil görüntüleri internette dolaşan insanlar gözümüzün içine baka baka mesleklerini icra etmeye devam ediyorlar.

Sokaktaki Ahmet bey yaptığında, “Tüh rezile bak, utanmaz, arlanmaz” diye arkasından buğz edeceğimiz olaylar, bu tipler yaptığında sanki “olabilirmiş, sıradanmış” gibi takdim ediliyor… Namus kavramı zedeleniyor, ahlaki değerlerimiz törpüleniyor… Ve hepsinden önemlisi, aşk gibi ulvi kavram bu tiplerin ilişkilerine yakıştırılarak, perişan ediliyor, paspas ediliyor… Hülya’nın kardeşi Helin, yeni bir aşka yelken mi açtı? İbrahim, Hülya’ya aşkını açıkladı… Aşk, böylesine ucuz mu? Aşk, süpermarketlerin veya gece kulüplerinin ilişki reyonundan bol keseden dağıtılan bir ürün mü? Birbiriyle gecelik ve mendil gibi çöpe atılacak birkaç günlük ilişki yaşayanların hepsi için magazin medyasının kullandığı terim bu: Yeni bir aşk… Aşkın yenisi eskisi olur mu? Aşkı kirli ilişkilerin tüketim malzemesi olarak kullanmaya hiç kimsenin hakkı yok!

Türkiye’de en kolay gazetecilik kolu, büyük ihtimalle magazin muhabirliği olsa gerektir. Çünkü sağda solda yakaladıkları şöhretlere, “Aranızda aşk var mı? Yeni bir aşka yelken açtınız mı?” sorularıyla yaklaşmak ve hafta sonu magazin programlarında bu sorularla bezedikleri haberleri magazinel kılıfla yedirmek en kolay gazetecilik koludur.

Eğer yakaladıkları şöhretler arasında aşk varsa, magazin muhabirlerinin sordukları ikinci soru ise, “Ne zaman evleniyorsunuz? Nikâh ne zaman?” sorusudur.

Oysa magazin bu olmamalıdır. Hayatın her anından, bir siyasetçinin, bir aydının, bir gazetecinin hayatından bile magazin haberi çıkarılabilir.

Ama maalesef, bizim ülkemizde magazin denilince akla, şöhretlerin kirli hayatları, birbirleriyle olan ahlaksız edepsiz ilişkileri ve iffetsizlik ortamı geliyor.

Kuşkusuz, televizyonların ve medyanın önümüze dayattığı bu ortam, sosyolojik yapımızda çok büyük kırılmalara ve fay hatlarının derinleşmesine neden oluyor.