Ağabey diyor ki; yüzüstü çok süründün

Abone Ol

Ülkemizde siyaset yapanlardan bazıları hak yolda olanlar, bazıları da şerden yana olanlardır. Hak yolda olanların mihmandarı Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.)’dır. Batıla hizmete soyunanların mihmandarı da iblistir yani şeytanların başıdır.

Peygamberimiz: “Kim batıl ile hakkı yok etmek isteyen bir zalime yardım ederse, muhakkak Allah Teâlâ’nın zimmeti ve Resulü’nün zimmeti  (himaye ve muhafazası) o kimseden kalkar.” (Münâvî / Feyzü’l-Kadîr) buyurmuştur.

Bundan dolayı aklı başında olan insan, kendini böyle bir nimetten mahrum eder mi? Dünyalık için, makam elde etmek için, nefsini tatmin etmek için böyle bir kepazeliğe düşer mi? Bizlerin de görevi, bildiğimiz kadarıyla insanımızı korumak için elden geldiğince, tesir altında kalmadan, doğruları dillendirmektir. Âl-i İmrân Sûresi 104. ayette buyrulduğu üzere: “Ve sizden hayra davet eden bir topluluk bulunsun.” Bu topluluk ülkesini soyanlara karşı kıyama kalksın, sömürenleri lanetlesin. Bu gibilere yardım edenleri açığa çıkarmak için korkmadan çalışsın, bunların ipliğini pazara çıkarsın.

Çünkü: “Dünyada insanlara eziyet edenlere muhakkak Allah da kıyamet gününde azap eder.” (Müsned) Siyaset adına insanlara eziyet edenin, haksızlıklara alet olanın, adil davranmayanın akıbeti, azaba müstahak olmaktan ibarettir. Onların günlük saltanatları aldatmasın. Çünkü eninde sonunda herkes kara toprağa girecektir.

Ayrıca: “Kulların en sevimli olanı, Allah’ın kullarına en çok nasihat edenidir.” (Münâvî / Feyzü’l-Kadîr) Aklî olan, bu nimetten müstefit olmaktır. Daima hakkı haykırmak, doğruya sahip olmak, doğru tarafta yer almaktır.

Dünyada en acınacak insanlar; idealini yitiren, davasını satan, gömleğini değiştirenlerdir. Çünkü bunların elde edebilecekleri makam ve mevkiler dünyalıktır. Ahiretleri ise perişanlıktır. Hak yoldan sapanlar belki nefislerini kısa bir müddet için tatmin ederler. Oysa insanın en büyük düşmanı, -nefsi şımartanların başında gelen- dünyevileşmeyi marifet sananlardır. Oysa ömür kısadır.

Nefsine kul olanlar, ihtiras sahibidir. Her şeyin onun olmasını ister. Makamın imkânlarını kendisi için, çocukları için, damatları için kullanır. Onların tröstleşmeleri, holdingleşmeleri için elden geleni yapar. Böylece bunlar toplum tarafından -tamamı değilse bile- lanetlenir.  

İnsan olarak; ya Allah’a baş eğersin, hürriyete kavuşursun ya da herkese baş eğersin, o zaman da adam sayılmazsın, bir şeye değmezsin. İnsan kendini dünyevi makamlar için zorlamamalıdır. Çünkü Allah neyi nasip ederse sofranda da, gönlünde de o olur. Bu konudaki tüm yetkiler O’nun elindedir. Reislerin, genel başkanların, makam sahiplerinin elinde değildir. Zira ağzından çıkanı kulun kendisi bilir. Kalbimizden geçeni ise sadece Allah bilir ve son sözü Allah söyler, buna karşı da bütün dillerin susması gerekir.

İman anlayışı çoraklaşanlar ise devamlı konuşur ama tesiri olmaz. Toplumu tatmin edemez, hakkı tutup kaldıramaz, sadece alıştırılmış papağanlar gibi konuşup dururlar. Günümüz siyasilerinin durumu budur.

Unutmamak gerekir ki, iktidarda daimi kalmak isteyenlerin akıbeti hiç hoş sonuçlanmadı. Çünkü bu hal, hiçbir zaman milletin hayrına olmadı. Sosyal patlamalara, kamplaşmalara sebebiyet verdi. Bunlardan ibret alınmalı ki, tarih tekerrür etmesin. Buna rağmen insanlar devamlı iktidarda kalma hırsı içinde kıvranıp, zulümlerine devam için çırpınıp, dururlar.

Tevfik Fikret der ki:          

Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa,

Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.

Onun için Allah buyuruyor ki: “Ey iman edenler Allah’tan korkun ve (daima) doğru söz söyleyin.” (Ahzâb/70) Keza: “İçimizden birtakım beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? (Allah’ım)” (A’râf/155)

Sonuç olarak, yol tarik-i müstakim olandır.

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!.. (NFK)

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.    

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 28.11.2024