Ağabey diyor ki; yazıklar olsun

Abone Ol

Geçmişte başörtülü kızlarımızı üniversitelere sokmamak için bazı laik yobazların ikna odaları kurduklarını biliyoruz. İnançları gereği başörtüsü takanların, takmaya direnenlerin üniversitelerin bahçelerine dahi alınmadıklarını, girmeye çalışanların tartaklandıklarını, disipline verildiklerini de biliyoruz. Bizim başörtüsü mücadelemiz siyasetimizin vazgeçilmezi idi. Laik yobazların taşkınlıklarına karşı dik durduk. Böylece hem başörtülü kızlarımızın yanından ayrılmadık hem de inancımızın gereğini yerine getirdik.

Günümüze gelince, başörtüsü takan kızlarımızın, meslek erbabının görüntüleri, tesettürü alay konusu yapacak kadar ziyadeleşti. Zira pahalı markalardan alınan başörtüler bone şeklinde takılmaya başlandı. Sıkma başı moda haline getirdiler.

Giydikleri kotlar ve taytlar, maalesef vücutlarını teşhir eder durumdadır. Dudaklar kan kırmızı rujlarla, gözler farlarla süslenerek ve acayip gözlükler takılarak tesettürü buharlaştırdıklarını görüyoruz. Çünkü tesettür moda haline gelmiştir. Böylece inanmayla bağdaşmayan bir anlayış, maalesef sergilenmektedir. Cadı gibi uzun tırnaklar, ağızlarda sakız patlatmalar, yüksek sesle konuşmalar, kahkahalar, kafelerde oyun oynamalar, dikkat çekmek için de süslenip püslenmeler neticesinde bir nevi şımarık bir ortam oluşturulmuştur. Bu ise ziyadesiyle üzücüdür.

Maalesef son dönemlerin yöneticilerinin yaptıkları düzenlemeler sonucu ahlak dibe vurdu, ar ve hayâ da buharlaştı. Saygısız davranışlar ziyadeleşti. Gençliğimiz deist olmaya, feminizm yuvaları sarsmaya başladı. Morfin, esrar vs. uyuşturucular ilkokullara kadar ulaştı. Üzerimize felaket rüzgârları esmeye başladı, anlamıyoruz.

Moda adına tüm değerlerimiz yozlaştırıldı. Ar ve hayâ duygularımızı rencide eden kılık kıyafetler sokaklara taşmış durumda. Yetkililer -ki bunlar- kendilerinin Müslüman olduklarını söylese de durum ortada. Bugün gelinen anormal haller, ülkeyi yönetenlerin basiretsizliğinden neşet etmektedir.

Bugün yapılanları gördükçe, geçmişte laik yobazların yaptıklarına artık kızamıyoruz. Çünkü bugünün görüntüleri, bizi ziyadesiyle yormaktadır. Bu durumlara müdahale etmesi gereken babalar, kardeşler, ablalar, ağabeyler sesini çıkarmıyor, bir nevi olanları onaylar gibi davranıyor. Bu gidiş, bu suskunluk yıkılışı hatırlatmaktadır. Ama M. Akif der ki: “Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.” Aksi hal izmihlaldir.

Ahlak bitmiş, adalet buharlaşmış, fakirlik ziyadeleşmiş, soygun alabildiğine tavan yapmış ama sağır sultanların umurunda değil. Onlar tedbir alacağı yerde konuşmalarıyla mangalda kül bırakmıyorlar. Kandırdıkları sözüm ona Müslümanlarla halay çekmeye devam ediyorlar.

D. Said Paşa der ki:

Halkı tahrîb eyleyib de kendin âbâd eyleme

Bu cihânda ev yapıp ukbâyı berbâd eyleme

Çünkü “…dünya hayatı bir eğlence ve oyundan ibarettir…” (Ankebût/64) aldanma, dünyaya meyledip kepazeliklere ortam hazırlama. Milletin değerlerini göz ardı etmeye çalışma. Sonu hüsran olur. Çünkü “orası (ahiret) esad-mezad yeri değil, hesap yeridir.”

Ey idareciler!

Sanma ey hâceki senden zer ü sîm isterler

Yevme lâ yenfau’da kalb-i selîm isterler

(Bağdatlı Ruhî)

Özetle geçmişten ibret alınmalı, tarihi tekerrür ettirmemeli, her konuda temkinli davranmalıyız. Ama Avrupa Birliği’ne şirin görünmek için Avrupa yasalarına uygun yüzlerce hukuki düzenlemeler yapıldı. Böylece örfümüz, geleneklerimiz, inançlarımız yozlaştırıldı. Aile içi tartışmalar ziyadeleşti. Önce TCK’ndan zina suçtur maddesi çıkarıldı, zina serbest hale geldi. Toplum içinde suç teşkil eden ceza maddeleri değiştirildi, böylece parklar, meydanlar gayrı ahlaki görüntülere sahne oldu. Neticede ahlak dibe vurdu.

Oysa Peygamberimiz: “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” ve “Sizin en seçkininiz ahlakça en güzel olanınızdır” (Buharî, Müslim) buyurmuştur. Buna rağmen insanların umursamaz haline baktıkça üzülüyoruz. Böylece zulmedenlere, yazıklar olsun diyoruz.

Sonuç olarak Mehmet Akif’in dediği gibi:

Müslümanlık pâk sîretten ibâretken, yazık!

Öyle saplandık ki levsiyyâta: Hâlâ çıkamadık!

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 05.05.2025