Ağabey diyor ki; olan millete olur

Abone Ol

İnsanlar ve bilhassa politikacılar geçmişten ibret almazsa, tarihi tekerrür ettirirler. O zaman da büyük zararlar zuhur eder. Siyaset alanı depreme tutulmuş gibi sarsılır. Mahkemeler kurulur, insanlar rahatsız edilir. Haksız ve adil olmayan yargılamalar gerçekleşir. Böylece cezaevleri şenlenir. Çünkü:

Geçmişten ibret almazsa kişi

Geleceğe ibret olmaktır işi

(Hz. Mevlana)

Geçmişten ibret alınırsa, siyasi zemin güzelleşir, şahsi menfaatler değil, toplumun menfaatleri konuşulur olur. Gücü eline geçirenler adil davranır, kucaklaşmalar olur. Siyasi kaosun oluşmaması için herkes dikkatli davranır. O zaman da gönül sultanlığı toplumu memnun hale getirir.

Geçmişimizde bunun örneklerini okuduk ve gördük. Gücün verdiği coşku ile gelenler iktidarlarını frenleyemediği için, kısa bir zamandan sonra onların çöküşünü seyrettik, tabii ki üzüldük. Onun için herkes ne olacağını düşünerek hareket etmeli, haksızlık yapmamalı, haktan yana olmalı, kanunsuzluğa kanat açmamalıdır.

Partilerde güç zehirlenmesinin olmaması için, eline geçirdiği emaneti, hakkın yerine gelmesi için kullanmalıdır. Pir Sultan Abdal der ki:

Sen hakkı yabanda arama sakın

Kalbini pak eyle, Hak sana yakın

Demek ki hak uzakta değil, insanın fıtratında vardır.

Bugün gördüğümüz, hakkın istismar edildiğidir. Güçlünün her şeye hâkim olduğudur. Bundan dolayı da mazlum insanlar feryat edip duruyor. Ama bu feryatları, sağır sultanlar maalesef duymuyor. Buna rağmen bunlar, cahil insanlar tarafından hâlâ alkışlanıyor.

Yıllar yılı şikâyetler azalmadı, ekonomi düzelmedi, siyasi barış sağlanamadı, katmanlar arasına kin tohumları ekilir oldu. Taraf tutmalar, adam kayırmalar, haksız icraatlar insanlarımızı ziyadesiyle yormuş durumdadır. Buna çare aranacağına, şahsi menfaat temini en ön sırada yerini almıştır.

Bunun tek sebebi, taassupkârane siyaset yapılmasından, doğruyu görememekten neşet etmektedir. Gelişmiş ülkelerde hükümetler biteviye devam etmez. Zaman içinde değiştirilir. Bizde ise tam aksi, bazı siyasilere dokunulamaz, onlar değiştirilemez anlayışı hâkimdir.

Padişahlıktan şikâyeti olanların, şimdi, yıllardan beri bizi idare edenlere rıza göstermeleri, akıl tutulması değil de nedir? Bu şaşkınlık önümüzdeki muhtemel gelişmeleri önlemektedir. Zira her kemalin bir zevali olur. Millet olarak bunu bile algılayamıyor, battıkça batıyoruz. Artık nefes alamıyoruz. Bunun sebebi ise siyasi taassubumuzdur. Onun için şikâyetlerimiz dikkate alınmadan, istenilen şekilde hareket edilebiliyor.

Oysa geçmişten ibret almak ve ona göre hareket etmek gerekir ki, sistem aksaklığı olmasın. Zamanında, olayları önlemek için, tedbir alınabilsin. Ayrıca belirtelim ki, yönetimde ‘ben yaptım oldu’ anlayışından uzak durulmalı, icraatlardan önce, meseleler en ince noktasına kadar araştırıldıktan sonra karara bağlanmalıdır. Aksi halde tarih tekerrür eder, hesaplaşmalar başlar, toplum gerilir, her konuda kaos oluşur.

Aklı arka plana atarak hareket edenlerin, sonunda, geleceği ibretlik olur, hesaba çekilir. Millet de bundan dolayı zarar görür. Umutsuzluk baş gösterir, tavan yapar. Bu hal gelişmelere mani olur. Millet de ele güne muhtaç hale gelir.

Siyasi geçmişimiz bunun örnekleriyle doludur. Bu gibi aymazlıklarda, fırsat bulanlar da darbelerle, muhtıralarla milletin soluğunu kesti. Böylece büyük boşluklar meydana geldi. Olan yine millete oldu. Buna rağmen acaba akıllandık mı?

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 24.04.2025