Ağabey diyor ki; bölünmeyin, parçalanmayın (II) Millî Görüş - Saadet

Abone Ol

Saadet Partisi, Millî Görüş’ün tek partisidir. Çünkü merhum Necmettin Erbakan, bir konuşmasında şöyle demiştir:

·        Nizamla (Millî Nizam Partisi ile) Bismillah,

·        Selametle (Millî Selamet Partisi ile) inşallah,

·        Refahla (Refah Partisi ile) maşallah,

·        Faziletle (Fazilet Partisi ile) elhamdülillah,

·        Saadete (Saadet Partisi’ne) ulaşanlara selam olsun…

                                    Bu konuşma 1970’lerde İzmir il kongresinde yapılmış ve ileride Millî Görüş’ün başına gelecek olanları, bir nevi sıralamış, son partisinin de Saadet olacağını ifade etmiştir. Bu açıklama, aynıyla gerçekleşmiştir. Sayılan partiler kapatılmış, şimdi de Millî Görüş’ün son partisi abluka altına alınmıştır. Türkiye’nin siyasetinde devre dışı bırakılması için, iç ve dış mihraklar ellerinden geldiğince çalışmaktadırlar. Çünkü:

                                    Millî Görüş; Hakkı tutmak, iyiyi sağlamak ve kötüyü men etmektir.

Millî Görüş; İnsanların yıllarca özleyip, beklediği siyasi ortamı oluşturmak, millet olarak ruhi derinliklerimizde mevcut olan güzel hasletleri ülkemizde yaşatmak, dünyaya örnek olmaktır.

Millî Görüş; Milletimizin fıtratında mevcut olan ahlak ve fazileti kuvveden fiile çıkarma hareketidir.

Millî Görüş; Cemiyetimize, devletimize ve milletimize huzur, nizam ve içtimai adaleti hâkim kılmak, milletimize nizam, selamet, refah, fazilet ve saadet getirmektir.

Millî Görüş; Ülkemizde ve dünyada hakkın tesisidir, dünyaya yeniden örnek olmak ve yeni bir dünya medeniyeti kurmaktır.

Millî Görüş; Haçlı ordularını mağlup eden, gemileri karadan yürüten, Viyana kapılarını zorlayan, Çanakkale ve İstiklal Harbinde var olan düşünceyi yeniden hâkim kılmaktır.

Millî Görüş; Ülkemizin kalkınmasını, sanayileşmesini, milli hasılanın ve fert başına düşen gelirin artmasını sağlamaktır.

Millî Görüş; İnsan haklarına, inanç ve kanaatlere müdahale eden zihniyetleri yıkmak, meşru hukuk düzenini ikame etmek için gayret göstermektir.

Millî Görüş; Şahsiyetli dış politika isteyen, çağın üstüne çıkmayı ve devlet-millet kucaklaşmasını hedefleyen bir hareketin adıdır.

Millî Görüş; Soygunlara göz açtırmayıp, arsızlığa prim vermeyerek, hırsızlığın her türlüsüne mani olmaktır. Haram yerine helal lokmayı ikame etmektir.

Millî Görüş; Malazgirt Savaşı demektir, Anadolu’nun ve Rumeli’nin fethi demektir. İstanbul’u fetheden ruh demektir.

Millî Görüş; Preveze deniz zaferi demektir, Sakarya, Dumlupınar muharebesi demektir. İzmir’in kurtuluşu demektir. Açılan ilk Meclis’in fikri yapısı demektir.

Birtakım;

-         Bozuk,

-         Yamuk,

-         İkiyüzlü, riyakâr,

-         Münafık,  

-         Sefil ve rezil

insanlar bir zamanlar Millî Görüş’ün içine sızdılar ama barınamadan defolup gittiler. Sonra değişikliğe uğradılar, gömlek değiştirdiler…

                                    Malumdur ki;

·        Münafıklık eden,

·        Riyakârlık eden,

·        Emanete ihanet eden,

·        Mevki ve makam uğruna inkâra yönelen

insan tipi Asrı Saadet’ten beri vardır. Bugün de, yarın da olacaktır.

                                    Ama eski Millî Görüşçüler, bu tariflerin dışında, halis Müslümanlardı. Osman Gazi’ler, Yıldırım’lar, Murad’lar, Fatih’ler, Yavuz Selim’ler, Kanuni’ler, Kuva-yı Milliyeler, Ebussud’lar, İbn-i Kemal’ler, Molla Fenari’ler, Üftade’ler, Aziz Mahmud Hüdai’ler, Hacı Bayram Veli’ler, Hacı Bektaş-ı Veli’ler, Mevlana’lar, Şaban-ı Veli’ler, Sümbül Sinan’lar, Yahya Efendi’ler, Somuncu, Gözcü, Zuhurat Baba’lar, Emir Sultan’lar, Mahmut, Mehmet, Sami ve Dursun Efendi’ler Millî Görüş fikrini temsil ediyorlardı.

                                    Millî Görüşçü, mazisini hatırladıkça şevke gelmeli, bugün de çok düşünmeli, kendisine oynanan ve oynanmak istenen oyunu mutlaka anlamalı, oyuna, parçalanmaya meydan vermemelidir.

Millî Görüş; Her türlü zilletten kurtulmanın tek reçetesidir. Yeniden Ufukların Efendisi olabilmenin tek penceresidir.

Millî Görüş; Fanilerin önünde değil, Allah’ın önünde eğilme hareketidir.

Millî Görüş; Mensuplarının yani Millî Görüşçülerin, maddi imkânlar, makamlar ve rütbeler, gözlerini kamaştırmaz. Çünkü onların gözleri Medine-i Münevvere’nin sürmesiyle sürmelidir.

Onun için Millî Görüşçü:

Nemrud’un ateşinden,

Firavun’un zulmünden,

asla korkmaz, sadece Allah’tan korkar.

                                    İnsanda iman ve ihlâs olursa, ateş gül bahçesine dönüşür, her türlü zulüm Hz. Musa’nın asası ile defedilir. Çünkü; “İman hem nurdur hem de kuvvettir. Hakiki imanı elde eden insan kâinata meydan okuyabilir.”

                                    Allah’a kulluğu şeref bilen Millî Görüşçü, insanların riyakâr iltifatlarına, paralarına, mal ve makamlarına asla iltifat etmez. Zira Millî Görüşçünün ufku önünde, tüm saltanatların kıymeti harbiyesi yoktur.

                                    Çünkü Millî Görüşçü, Peygamberinin ayağına temas eden kum taneleri için bütün yıldızları feda etmeye hazırdır. Gönlü Hz. Peygamber’in muhabbetiyle doludur.

                                    O’nun ümmeti Kisra’ların tacını ayaklar altında çiğnerken, halifeleri de kupkuru bir hasırın üstünde dinleniyordu.

                                    Çünkü onlar namazlarında gözyaşı döker, savaş meydanlarında ise kılıçlarından kan damlardı. Bu ruh düzeyinden ve iman anlayışından mahrum olan insan, sadece bir kemik yığınıdır, sadece bir parça kan pıhtısıdır.

                                    İman ve ihlâs nurundan mahrum olan insan, çöl gibi ıssız, çorak topraklar gibi faydasız olur. Bu ahvaldeki insanlar kolay avlanır ve uçuruma çekilir. Çünkü gönül ülkesinden iman ve samimiyet (ihlâs) çekilince, gönül ibresi sapar. O zaman da nefsi temayüller, menfaatler, ihtiraslar öne geçer, iman da arkada kalır. Doğruyu göremez, şer’e yâr olur, fanilere kurban, Allah’a ağyar olur.

                                    Millî Görüşçü, mücadele azmini hiçbir zaman kaybetmez, dünyevi hiçbir bedel karşılığı tâgûtlara boyun eğmeyi düşünmez. Çünkü Millî Görüşçüler izzet sahibidir, zillete duçar olmaz.

                                    Unutmayalım ki Millî Görüşçü, Hz. Ali’nin kuvvetine, Hz. İbrahim’in imanına sahiptir. Çünkü onlar tavus kuşun rengini, bülbülün sesini taklit etmeye tenezzül etmez. Çünkü Millî Görüşçü, her şeyin aslına taliptir.

                                    Netice olarak:

                                    Millî Görüş; Ahlaktır,

                                    Millî Görüş; Adalettir,

                                    Millî Görüş; Edeptir,

                                    Millî Görüş; Bayraktır, vatandır,

                                    Millî Görüş; Tarihtir,

                                    Millî Görüş; İmandır, gelenek ve görenektir,

                                    Millî Görüş; Tarik-i Müstakimdir.   

                                    Millî Görüşçü olan herkes de, bu özellikleri bünyesinde toplayan ve onları yaşamaya çalışandır. Diğer materyalistler gibi, solcular gibi, sözüm ona Millî Görüşçüler gibi hareket etmezler. Partileri emperyalistlerin isteklerine karşı çıktığı için 4 partisi kapatılmıştır. Onlara karşı daima dik durmasını bilmiştir. Ancak böylece millet, hayırlı hizmetlerden nasiplenememiştir.

                                    Onun için geleceğimizin teminatı ancak Millî Görüş ile Adil Düzen’dir. Onun için bölünmeden, parçalanmadan Millî Görüş’te, Adil Düzen’de buluşmak gerekir. Aksi hal, perişanlıkla sonuçlanır. İşte fark burada, yapılan tüm hizmetler de ortadadır.         

                                    Rahman ve Rahim,

                                    Kadir ve Muktedir,

                                    Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

                                    “Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”

                                    Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 04.11.2024