Afyonlanmış toplum

Abone Ol

Sağcılık ve solculuk kavramının toplumu birbirine düşürmek ve kırdırmak için kullanıldığı yıllardır. Emperyalist ve hain mihrakların yürüttüğü bu ayrışma operasyonunda Ecevit ve Demirel sadece bir siyasi figür olarak kullanılıyor, Anadolu’nun her köşesinde kurtarılmış bölgeler, evinize gitmek için kullanacağınız yolların bile parsellendiği sokaklar, mahalleler oluşturuluyordu. Bir hiç uğruna insanlar birbirlerine diş bilemekteydiler ve western sinemalarında bile örneğini bulamayacağınız hesaplaşmalar yapılıyordu. Açık bir şekilde militarizmin eline koz vermek için kurgulanan bir “sağ-sol” hesaplaşmasıydı bu. Ve ardından gelen darbe…

1980 darbesinin sosyolojik olarak müthiş bir toplumsal kırılma yaptığını, insanların zihinlerinde yeni bir tasavvur boyutunu oluşturduğunu söylememize gerek yoktur sanırız. Çünkü bu süreç toplumu kimliksizleştirmek için dayatılan birçok argümanı soktu hayatımıza. İnsanların zihinlerinden geçmişteki kavgaların izi silindi ama milletin olaylara bakışı, değerlendirişi, fikir ve düşünce atlası da tamamen ortadan kayboldu. Magazinle afyonlanan, hayatını “televizyonlardan aldığı yalan dünyalara kurgulayarak” şekillendiren zombi bir nesil ortaya çıktı. İnsanlar artık siyasetin derinlikleriyle uğraşmıyorlar… Yüzeysel bir bakış açısıyla ve kendilerine sunulan ne varsa, olduğu gibi kabullenip, eyvallah çekiyorlar. Yapılan yanlışlara bile doğruluk kılıfı ve meşruiyet arıyorlar… Değerlerinden tamamen kopan, benim önderlerimin yaptığında bir hikmet vardır diyerek koskoca minarelere kılıf arayanları bile arkalıyorlar, şakşakçılık yapıyorlar. Özeleştiri hak getire, eleştiri ise tamamen rafa kalkmış durumda.

Taksim’deki menfur terör saldırısının olduğu gece, Acun Ilıcalı’nın Survivor gecesiydi. Ne oldu dersiniz Milletimiz, şöyle bir merak edip, ne oldu ne bitti diye haberlere, ilgili programlara bakacağına, reytingin dibini buldurarak Ilıcalı’nın “Para Makinesi” Survivor’unu seyretti. Yukarda kısaca özetlemeye çalıştığımız sürecin özeti aslında bu tablo. Bu bir toplumsal projedir… Bu bir afyonlama hareketidir… Acun Ilıcalı, Amerika sahillerinde turistlerle röportajlar yaptığı “Firarda” programıyla, ardından Var mısın Yok musun devşirme program saçmalığıyla, tamamen devşirme Yetenek Sizsiniz, O Ses Türkiye serisiyle kendisine televizyon kanalı alacak kadar yükseltilmiş( ) bir televizyon ve magazin figürüdür. Yani, devir onun devridir… Birileri ona bu devrin tüm nimetlerini yemesi için fırsatlar sunmuştur… Bizim eleştirmemiz gereken şey, bu saçma süreci toplumumuzu afyonlamak için kurgulayanların toplumsal ve sosyolojik yapımızda açtığı derin yaraları nasıl tedavi edebileceğimizdir. Bu konuda “Magazin Kültürü” başlıklı defalarca yazı kaleme aldım. Artık, saçma sapan bir televizyon furyası bataklığı içine zorla itilen bu milletin düşünce ve tasavvur hayatına bir an önce neşter vurulması gerekmektedir. Dizilerden, yarışmalardan, hayallerle kurgulanan senaryolardan beslenen bu millete yeni bir medeniyet tasavvuru sunmak şarttır. Siyasette, sanatta, kültürde, ekonomide ve hayatın her alanında…

Kılık kıyafetini, oturup kalkmasını, yemesini, içmesini bile kendilerine dayatılan bu kültürden edinen, siyaseti sadece “siyasetçilerin bağıra çağıra konuştuğu ve topluma ayar verdiği” nutuklardan ibaret sanan ya da zihin dünyaları öyle kurgulanan bu mazlum milletin yeni bir ruhla dirilip ayağa kalkması vakti gelmiş, geçmektedir.

“Bir kötülük gördüğünüzde elinizle düzeltin, dilinizle düzeltin, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğzedin” buyuruyor Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)… Deveye, “Neren eğri ” diye sormuşlar… “Nerem doğru ki!” demiş… Yazıktır bu topluma! Açıkça görülen bu çarpık tabloda yanlışları bile eleştirenlere tahammül edemeyenlerin baş tacı edildiği bir noktaya geldik. Yazıktır, günahtır!