Afrin Savaşı

Abone Ol

Savaş istenmez. Bu doğru. Savaş, gerektiğinde yapılır. Bu daha doğru. Savaş kapıya dayanmışsa ben savaşmam denilemez. Savaşa hayır gibi romantik cümleler kimseyi barışa götürmez. Barışı ancak savaşanlar hak eder. Hakikat tektir. Kim ki hakikatin tersine hareket ediyorsa onu hakikate getirmek hakkı savunanların asli vazifesidir. Savaş gerektirecek ortamı oluşturanlar hakikate ters hareket edenlerdir. Hakikat çizgisinden sapanları çizgiye getirmek ancak savaşla mümkündür. Ne demek istiyoruz; yedi yıldır Suriye’de savaş var. İç savaş adı altında ABD ve Rusya başta olmak üzere bütün akbabalar Suriye topraklarına üşüştü. Hem kendi askerleri hem de yerli unsurlardan kurdukları terör örgütleriyle -ki terör örgütlerinin içinde kendi paralı askerleri olduğu biliniyor- Suriye’yi paylaşma savaşı başlattılar. Hakikat nedir; Suriye bir Osmanlı toprağıdır; Suriye halkı Müslüman’dır. Suriye’de yedi yıldır binlerce Müslüman öldürüldü. Milyonlarca Müslüman evinden barkından vatanından edildi. Analar babalar evlatsız; evlatlar anasız babasız bırakıldı, bırakılıyor. Bu nedir; hakikate tecavüz etmektir. Bu tecavüzü kim durduracak ya da kim durdurabilir?

Türkiye hakikatin temsilcisi olarak hemen yanımızdaki Müslüman katliamına sessiz kalamazdı, kalmıyor. Önce Cerablus operasyonuyla bir temizlik yaptı şimdi de bir aydır Afrin operasyonuyla temizlik yapıyor. Afrin savaşı hakikate ters hareket edenleri hakikat çizgisine getirme savaşıdır. Dünyanın öbür ucundan Türkiye’nin dibine askerini getiren ABD’ye karşı yapılan bir savaştır bu. YPG ve diğer bütün terör örgütleri ABD tarafından kurulduğu için bu savaş ABD’ye karşı yapılıyor. Bu savaş aynı zamanda Rusya’ya karşı yapılıyor. Bu savaş aynı zamanda Fransa ve Almanya’ya hatta Çin’e karşı yapılıyor. ABD, Rusya, Fransa, Almanya ve Çin’in askerleri bulunuyor Suriye’de. Kısacası Suriye denen bir devlet kalmadı ortada. Sadece, bir devlet siyaseti olarak sıcak denizlere inme politikası olan Rusya’nın desteğiyle ayakta kalan bir sözde yönetim yani rejim var Suriye’de. Rusya sıcak denizlere inme politikasını gerçekleştirmek için sözde rejimi ayakta tutmaya çalışıyor. Rusya’nın ayakta tutmaya çalıştığı rejimin Suriyelilerle alakası kalmadı. Bunun en belirgin kanıtı ise Şam’ın (Doğu Guta) doğusunu sürekli bombalamasıdır. Geçtiğimiz günlerde ölü sayısının 360’a çıkması bu işi rejimin (Esad’ın) değil de Rusya’nın yaptığını kanıtlıyor. ABD ve Rusya yıllardır Suriye’de katliam yapıyor. Kimse Esad mesad demesin! Peki, Suriye’de başlayan savaş dünya savaşına dönüşür mü?

Birinci Dünya Savaşı Balkanlar’da başlamıştı. Yani Osmanlı toprağında. Muhtemelen üçüncü dünya savaşı da Osmanlı toprağında başlayacak. Yani Suriye’de. Osmanlı bakiyesi olarak Türkiye, üçüncü dünya savaşına hazır olmalıdır. Türkiye halkı Müslümanlar olarak her daim savaşa hazır olmalıyız. Taarruz önemli. Türkiye saldırgan politika izlemelidir. Saldırmayana saldırılır. Türkiye halkının Suriye halkı gibi dağılmaması için birlik beraberlik içinde savaşa hazırlık yapılmalıdır. Ortak noktamız İslam’dır. Müslümanlar birlik olmalıdır. Partide martide değil dinimizde birleşmeliyiz. Dinimiz İslam’da dini namusu vatanı için savaşırken ölenlere şehit deniliyor. Şehitlik makamı ahirette peygamberlerden sonra en yüksek makamdır. Hangi Müslüman istemez şehit olmayı! Her Müslüman’ın en büyük arzusu şehit olarak ölmektir. Savaşırken ölen evlatlarımıza beşer olduğumuz için elbette üzülüyoruz, ama savaşta ölenlerin ahiretini kurtardığının da bilincinde olup aslında sevinmemiz gerek. Hangi Müslüman istemez peygamberler makamından sonraki makamı! Müslüman savaştan korkmaz. Müslüman dini namusu vatanı için savaşır. Zeytin Dalı Harekâtı Türkiye’nin var olma mücadelesidir. Müslümanların batılla savaşıdır. Afrin savaşı Müslümanlar için dönüm noktası olabilir.

Umudumuz o ki Müslüman Türk askeri Afrin’den “Bedr’in arslanları” gibi döner!