Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nun (SMDK) İstanbul’da yaptığı toplantıda geçici hükümetin başbakanı olarak 30 yılı aşkın bir süreden beri ABD’de yaşayan, çeşitli şirketlerde yöneticilik yapmış Hitto’yu seçmesi şimdiden çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Hitto’ya, uzun yıllardan beri Amerika’da yaşıyor olması, Suriye’yi fazlaca tanımaması, hatta şimdiye kadar Suriye yönetimine karşı aktif bir mücadelesinin olmaması sebebiyle eleştiri geliyor. Bu noktadan hareket ederek bazı muhalif gruplar, “Bir sivil nasıl olur da sahada savaşanlara silahları bırakın, yönetme sırası bende diyebilir” şeklinde itiraz ediyor.
Elbette, bir Suriyelinin uzun yıllar ABD’de yaşamış olması onun ille de ABD’nin güdümünde olduğu anlamına gelmez ama ister istemez Suriye’de cephelerde iki yıldan beri savaşanlar canlarını, mallarını ortaya koyarken gelişmeleri ABD’den seyreden birisinin İstanbul’daki toplantıda geçici hükümetin başbakanı olarak ilan edilmesinin çeşitli soruları akla getirmesi, bunun da ötesinde mide bulandırması yadırganmamalıdır.
Afganistan’da uzun yıllar mücahit gruplar işgalci Ruslara karşı mücadele verdiler ve Afgan halkının desteği ile Rusları ülkelerinden kovdular. Kısacası canlarını ortaya koyan insanlar cephelerde ter dökerken yurt dışında yaşayan, olayları uzaktan seyredenler sonunda Afganistan’da yönetimi ele geçirdiler. Afganistan’daki mücadele boyunca adı hiç duyulmayan Karzai, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin desteği ile Afganistan’da yönetimin başına geçti/geçirildi. Bunda Ruslara karşı birlikte uzun yıllar mücadele veren mücahit gruplarının iktidar mücadelesine girmelerinin önemli bir payı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ama neticede ülkesi için çile çekmeyen, ter dökmeyen bir isim gelip yönetimin başına geçirildi. Yani cephede kazanılan savaş masada kaybedildi. Şimdi benzer bir senaryo Suriye’de de hayata geçirilmek isteniyor görüntüsü ortaya çıkıyor.
İstanbul’daki toplantıda Hitto’ya kimlerin oy verdiği medyada gündeme getirildi. Medyaya yansıyanlar ne ölçüde doğrudur kesin bir şey söylemek mümkün olmamakla birlikte öyle anlaşılıyor ki, babasının Müslüman Kardeşler üyesi olması sebebiyle Hitto İhvan’ın da oyunu almış görünüyor. Bu noktaya dikkat çekerken derdim İhvan’ı suçlamak değil. Yaşanan karmaşa da hiç hesapta olmayan ve hak etmeyen birinin geçici başbakan olarak seçilmiş olması mümkündür. Dikkat çekmek istediğim husus, savaşan grupların masa başı oyunlarına alet edilebildiklerine, büyük şeytanın gelişmeleri kenardan ilgisizce seyrediyor olmasının kimseyi yanıltmaması gerektiğine dikkat çekmek istiyorum. Büyük Ortadoğu Projesi’nin yürürlükte, Suriye’nin bu projenin önemli bir parçası olduğunu unutmamak gerekiyor. İsrail ile ABD’nin yapışık ikizler görüntüsü verdiğini, ABD’ye teslim olmuş bir Suriye’nin İsrail’in arz-ı mev’ud hayallerine destek vereceğini de hatırdan çıkarmamak lazım.
Bu arada ABD Başkanı Obama’nın İsrail ziyaretinin ana gündem maddesini İran’ın nükleer silah geliştirme projesi, yani İran’a yönelik bir müdahalenin ana hatlarının gözden geçirilmesi, belki de ortak bir plan hazırlanması oluşturuyor. Sanıyorum bu durum Suriye’nin gelecekteki durumunun ne olacağı hakkında önemli bir ipucu vermektedir. Ayrıca Irak işgalinin sebep olduğu yıkım ve ölümler aradan geçen 10 yıla rağmen hâlâ unutulmuş değil. Bunlara 10 binlerce kişinin evsiz sokaklarda kaldığını, işgalin sonucu olarak 870 bin çocuğun babasız kaldığı da eklendiğinde ABD’nin ayağını bastığı yerde ot bitmediğini görmek; ABD ile aynı çuvala girmeye kalkışanların bunun muhtemel sonuçlarını iyi hesap etmeleri gerekiyor.